Kim bilir

Fotoğraf: Pixabay

Kim bilir

Bir günde harcadığım parayı hesaplamak için üzerinde 6,15 liramın olduğu masaya oturdum, defterimi açıp bir günümü canlandırdım.

 

Dilşad KARAKUŞ

ODTÜ

Bir mimarlık fakültesi öğrencisi olarak bir günde harcadığım parayı hesaplamak için üzerinde 6,15 liramın olduğu masaya oturdum, defterimi açıp bir günümü canlandırdım.

Kapıdan dışarı çıktım ve yürümeye başladım. Ayakkabımdan gelen tık-tık sesleri keş-ke sesine dönüşüverdi. Sanki keş-ke sesiyle yankılanıyordu sokak. Keşke birkaç ay önce alsaydım bu ayakkabıları daha uyguna gelirdi diye bağırıyor ayaklarım her adımımda. Bu ses oldukça canımı sıktı ve susturabilmek için 2 vesait okul yolculuğumun ilk adımı olan otobüsüme bindim, paramı ödedim. Oturdum, ayaklarım sustu ve her sene artan toplu taşım fiyatının birkaç yıl sonra beni daha ne kadar zorlayacağını tahmin etmeye çalıştım. Her sene gelen 0,25 kuruşluk zamla 5 yıl sonra sadece okula gidip gelmem için günde yaklaşık 15 lira yani ayda en az 300 lira harcayacağımı fark ettiğim anda çoktan Kızılay’a gelmiştim. Proje için gereken kalemleri almak üzere kırtasiyeye giderken belediye işçisi Ali amcayı gördüm. O gün her zamankinden daha yorgun görünüyordu. Sanki süpürgeyi yere her vurduğunda beli bükülüyor, doların artışıyla doğru orantılı olarak sırtındaki yükün artışı kıvrılan bedenini kocaman bir "S harfine dönüştürüyordu. Artık o da yoktu. Tıpkı dünkü bakkal Selma abla gibi. Kanıksadığım durum her ne kadar acı verse de yetişmesi gereken proje için koşarak kırtasiyeye girdim ve vücudu uyuşturan soğuk bir suda yavaş yavaş atılan adımlar gibi kalemin fiyat etiketini tamamen kapattığım elimi yavaş yavaş sağa kaydırdım. Her kaydırdığımda vücudum bir kez daha sarsıldı. Geçen sene 9,99 liraya aldığım kalem 19,99 lira olmuştu, gözlerim dondu. Kafamda kısa bir hesap yaparak aslında kalemin 15 lira olması gerektiği(!) kanısına vardım ve görevlinin yanına koştum. Vardığımda görevlinin de belediye işçisi Ali amcaya benzediğini gördüm, tek farkla: Gözleri hala duruyordu ve çok açtı. Gözlerine baktığım anda donan gözlerim çözüldü ve koşarak dışarı çıktım, artık herkes yavaş yavaş S oluyordu. Dolmuşa koştukça o benden uzaklaşıyor, uzaklaştıkça mavi rengi yeşile dönüyordu.

Bir anda gözlerimi açtım, defterim önümdeydi. Yalnız değildim, yanımda Ali amca, Selma abla ve görevli vardı, bana bakıyorlardı. Korktum, karaladıklarımı silmeye başladım. Sildikçe hepsi birer birer bozuk paraya, silgi tozları da dolara dönüştü. Bir de baktım ki 6,15 liram 6,50 lira olmuştu. Ne kadar zamandır uyuduğumu tahmin etmeye çalıştım, bulamadım. Bozuk paralarım bir anda tutuşmaya başladı. Kurtarmaya çalışırken elimi lirama attım yandı, dolara attım yandı. Yine uykuda olduğumu sandım uyanmaya çalıştım. Belki de hiç uyumamıştım.

 

www.evrensel.net