'Krizin faturasını ödemeyeceğiz' diyen belediye işçileri iş bıraktı

İzmir'de Genel-İş üyesi belediye işçileri, 'Dayatılan yoksulluğu kabul etmiyoruz, krizin faturasını ödemeyeceğiz' diyerek iş bıraktı.

DİSK/Genel-İş İzmir şubelerine üye işçiler, yarım gün iş bırakarak “Krizin faturasını emekçiler ödemeyecek” dedi. İşyerlerinde açıklama yaptıktan sonra Konak’ta kitlesel açıklama yapan işçilere, KESK, TMMOB ve EGEÇEP’in de aralarında olduğu İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri destek verdi. Taleplerini dile getiren işçiler, tüm işçi ve emekçileri dayanışmaya ve mücadele çağırdı.

Öğle paydosu ile birlikte hizmet vermeyi durduran binlerce belediye emekçisi Konak’ta toplandılar. Otobüs hatları hariç büyükşehir ve ilçe belediyelerinin birimlerinden katılım sağlandı.

Karşıyaka Belediyesi işçileri “Krize karşı diren işçi” pankartı ile belediye önünden iskeleye kadar yürüdü. Yürüyüş boyunca “İşçi, memur, gençlik alanlarda birleştik” ve “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” sloganları atıldı.

İş bırakma kararını şube temsilciler kurulunda alarak eyleme öncülük eden Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube üyesi işçiler kitleselliğiyle dikkat çekti. Konak Pier önünde toplanarak Eski Sümerbank önüne yürüyen 2 No’lu Şube üyeleri “Krizin sorumlusu işçiler ve emekçiler değil, sermaye iktidarı ve patronlardır” pankartını açtı. Tutuklu havalimanı işçilerinin serbest bırakılması talebini dövizlere dile getiren işçiler, işten atmaların yasaklanmasını istedi.

Genel-İş İzmir 1 No’lu Şube üyeleri “Krizin faturasını emekçiler ödemeyecek” pankartıyla eyleme katıldı. Genel-İş 5 No’lu Şube üyeleri “Haksız yere işten çıkarılan işçiler işe geri alınsın”, “Özgür toplusözleşme istiyoruz” ve “Ücretler artırılsın” dövizlerini açtılar. Genel-İş İzmir 7 No’lu Şube de “Çalışanlara enflasyon farkı ödensin” ve “Belediye şirket işçilerine ilave tediye ödensin” dövizlerini açtı.

Fotoğraf: Evrensel

FATURAYI KRİZİ ÇIKARANLAR ÖDESİN

Birleşik Metal-İş İzmir Şubesi “Krizin faturasını çalışanlar değil çıkaranlar ödesin” pankartı taşırken, eyleme DİSK’e bağlı Lastik-İş, Sosyal-İş, Güvenlik-Sen ve Emekli-Sen yöneticileri de katıldı.

KESK İzmir Şubeler Platformu da “Krizin bedelini ödemeyeceğiz. Emeğin haklarını korumak için omuz omuza” diyerek katıldı. Eyleme sevk alarak katılan BES İzmir Şube üyesi kamu emekçileri de “Ekonomik kayıplarımız karşılansın. Tüm emekçilere zam yapılsın” taleplerini dile getirdi. EMEP üyelerinin “Vergi kesintileri son bulsun”, “‘İşten atmalar yasaklansın” dövizlerini taşıdığı eyleme CHP Milletvekili Kani Beko, HDP Milletvekili Serpil Kemalbay, HDP ve Halkevleri üyeleri de katıldı.

Alanda toplanan işçi ve emekçiler sık sık “Zam zulüm işkence işte AKP”, “Susma sustukça sıra zamlar gelecek”, “Krizin bedeli patronlara” ve “Direnen işçiler asla yenilmez” sloganları atıldı.

Grevdeki Selüloz-İş üyesi Süperpak işçileri de alana gelerek taleplerini dile getirdi.

‘KRİZİN SORUMLUSU BİZ DEĞİLİZ’

Genel-İş 2 No'lu Su Ürünleri Hali Temsilcisi Ozan Tan, "Taleplerimiz çok açık. Yapılan son düzenlemelerle ilgili. Zaten açlık sınırının altındayız, dolayısıyla bütün talebimiz bununla ilgiliydi. Krizin faturasını bize kesmek istiyorlar. Bunun sorumlusu da biz değiliz, yüzde 1'in yarattığı bir krizin sorumlusu biz olmayacağız" dedi.

İş bırakma eylemine katılan başka bir işçi ise, çalışma koşullarına değinerek vardiyaların düzensiz olduğundan bahsetti. "Yemek paraları hala devletin verdiği 5 TL. Bir gevrek bir peynir aldım, o da bitti işte. Daha ne diyelim" dedi. Taleplerinin ise toplu sözleşme olduğunu belirterek, "Ülkenin neresinden tutarsanız her tarafından batmış" dedi.

Genel-İş üyesi Mustafa Fıçıcı ise, verilen yüzde 4 zammı kabul etmediklerini söyleyerek, "Toplu sözleşme hakkımız yok, bu hakkımızı istiyoruz. Bu şekilde geçinemiyoruz" diye konuştu.

Fotoğraf: Evrensel

KAZANIMLARA YİNE GÖZ DİKİLDİ

İşçilere seslenen Genel-İş Genel Başkanı Remzi Çalışkan, yaşamanın her geçen işçi ve emekçiler için zorlaştırdığını belirterek “Nitekim Cumhurbaşkanlığı Yönetiminin ilan edildiği 100 günlük eylem planında işçi sınıfının sorunlarına değinilmemiştir bile. Değinilmediği gibi işçi sınıfının kazanımlarına göz dikildiğini düşünmemize neden olacak düzenlemeler söz konusudur. Ekonomik krizin lafını etmenin neredeyse suç ilan edildiği bir ortamda biz kriz var diyerek haykırıyoruz. İşsizlik 6 milyonu aştı ve çok büyük bir toplumsal sorun haline geldi. Artık her evde işsiz var. Enflasyon son 15 yılın en yüksek seviyesinde. Temel tüketim maddelerinin fiyatı iki katına çıktı. Artık ücretler faturalara ve kiraya zor yetmekte” dedi.

ÜCRETLER ARTIRILSIN

Hükümetin “taşerona kadro” adı altında yaptığı düzenlemeyi eleştirerek, gerçek kadro talebinden vazgeçmeyeceklerini dile getiren Çalışkan, şöyle devam etti: “Belediye Kanunu’ndaki norm kadro sınırlamaları kaldırılmalı; belediyeler belediye şirketlerine geçişi yapılan işçileri kadroya alabilmelidir. Kamuya geçişi yapılan işçiler için KHK ile getirilen sendikal hak kısıtlamaları kaldırılmalı; serbest toplusözleşme süreci işletilmeye başlanmalıdır. Bu süreçte işçilerin ücretine YHK kararı ile yapılan yüzde 4 artışa ek olarak ücretler en azından Hazine ve Maliye Bakanı tarafından ilan edilen 2018 enflasyon tahmini kadar yani yüzde 20.8 oranında artırılmalıdır. Asgari ücretin artırılması işçiler açısından yaşamsal bir gerekliliktir.”

İHRAÇLAR İÇİN DE ADALET İSTEDİ

OHAL döneminde işten çıkarılan, ihraç edilen üyeleri için adalet de isteyen Çalışkan, “Hakkında herhangi bir soruşturma açılmamış, bir mahkeme kararı olmayan 3000’e yakın üyemiz aileleriyle birlikte mağdur edilmiştir. Bir an önce hukuksuzluğa son verilmesini ve üyelerimizin işe iade edilmesini talep ediyoruz. Haklarımız için emeğimiz için demokrasinden de asla ödün vermeyeceğiz” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

‘İŞÇİ SINIFI BORÇLU DEĞİL ALACAKLIDIR’

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kriz yok’ söylemlerine karşı çıktı. “Cumhurbaşkanı, ‘Kriz yok’ diyor ama bizler bakkala her gittiğimizde etiketlerde krizin ne olduğunu görüyoruz. Bizler bu ülkede artık altı milyonun üzerine çıkmış olan işsizlik gerçeği ile yaşadıklarımızın psikolojik olmadığını biliyoruz. Pembe tablolar enflasyon karşısında tuzla buz oluyor. Yıl sonu için tahmin edilen yüzde yirmi beş oranı bile iyimser kalıyor. Bu ülkede bir ekonomik kriz var. Bu kriz sermaye iktidarının, AKP’nin yıllardır uyguladığı ekonomik politikalarının sonucudur. Türkiye dünyanın en borçlu ülkesi haline geldi. Bu borç işçi sınıfının değildir, aksine işçi sınıfı alacaklıdır. Hakkımızı alana kadar mücadele edeceğiz. 16 yıldır özelleştirmelerle bu ülkeyi bu hale getirenler bu faturayı ödeyecek. Muhatap sermayedir, sorumlu AKP iktidarıdır. Kendi yarattıkları krizin faturasını bizlere ödetmeye çalışıyorlar. En alttakinden çalıp en üstekine vermek tarihin gördüğü en ahlaksız hırsızlıktır. İşçi sınıfı bunun hesabını mutlaka soracaktır” dedi.

‘İŞÇİLERE KARŞI AÇILMIŞ EKONOMİK SAVAŞ VAR’

İşçilere açılmış bir ekonomik savaşın olduğunu dile getiren Çerkezoğlu şunları söyledi: “‘Ekonomik savaş var’ diyorlar. Evet işçi sınıfının her hakkını gasp ederek sürdürdüğünüz bir ekonomik savaş var. Hepimiz aynı gemideyiz de neden işçilerle oturup süreci konuşmuyorsunuz? Neden ABD şirketleri ile konuşuyorsunuz? Hep birlikte konuşalım tartışalım. Ülkenin ekonomisini ABD şirketlerine emanet etmek yerine gelin işçi ile konuşun. Hakkı hukuku için direnişte olan tüm işçilere İzmir’den selam gönderelim. 27 havalimanını inşaatı işçisin serbest bırakılmasını gerektiğini bir kez daha haykıralım. Bugün krize karşı mücadele etmek memleket ve demokrasi meselesidir. Demokrasi işçinin ekmeğidir. Emeğin haklarının olmadığı yerde demokrasi olmaz” dedi.

 “Taleplerimiz için mücadele edeceğimizin kararını verelim ve İzmir'den tüm Türkiye’ye haykıralım” diyen Çerkezoğlu DİSK olarak taleplerini şöyle sıraladı:

-Enflasyon rakamları ortada tüm ücretler artırılmalıdır.

- Tüm taşeron işçilerin ve sözde kadroya geçirilenlerin ücret artışlarının geliştirilmesi gerekiyor.

- 3600 ek gösterge derhal uygulanmalı.

- Emekli maaşları güncellenmeli.

- Toplu işten çıkarmalar yasaklanmalıdır.

- Haksız hukuksuz şekilde işten çıkarılan herkes görevine iade edilmeli ve işsizlik sigortası yalnızca bizim için kullanılmalı.

- Temel tüketim maddelerine ve kamusal hizmetlere asla zam yapılmamalı yapılan zamlar geri alınmalıdır.

Fotoğraf: Evrensel

ULUSLARARASI DAYANIŞMA

Avrupa genelinde 8 milyon işçiyi temsil eden EPSU (Avrupa Kamu Hizmetleri Sendikaları Federasyonu) dayanışma mesajı yolladı. EPSU Genel Sekreteri Jan Willem Goudriaan imzasıyla yollanan metni DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı okudu. Eylemin başarı olmasının temenni edildiği açıklamada “EPSU, belediye işçilerinin merkezi idaredeki işçilerle aynı koşullara sahip olması talebinizi ve kamu sektörü işçilerinin 2020’ye kadar belirlenmiş bir TİS’e bağlı olmak yerine serbest TİS hakkından faydalanması taleplerinizi desteklemektedir. EPSU, işçilerin krizin faturasını ödememesi gerektiği konusunda aynı fikirdedir. Düşük ücretlerle geçinmeye çalışan binlerce işçi için asgari ücretin artırılması yaşamsal önemdedir. Avrupa’da işçiler ücret artışı ve insana yakışır ücret ve çalışma koşulları talep etmektedir” dedi.

İŞYERLERİNDE AÇIKLAMA YAPILDI

Aliağa Belediyesine bağlı işyerlerinde de işçiler açıklama yaptı. Sermayedarlara sürekli vergi afları, teşvikler açıklanırken, kendilerinin payına ise artan vergiler, zamlar ve düşük ücret düştüğünü ifade eden işçiler, “Bu krizin yaratıcısı bizler değiliz ve krizin bize dayattığı yoksulluğu asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

İŞÇİLERİN TALEPLERİ

-Son üç ayda yaşanan yoksullaşma telafi edilsin, ücretler iyileştirilsin.

-Elektriğe, doğal gaza ve temel tüketim mallarına yapılan zamlar geri alınsın, fiyatlar sabitlensin.

-İşten atmalar yasaklansın, çalışma saatleri azaltılarak daha çok insanın istihdam edilmesi sağlansın.

-Belediye şirketlerine geçirilen işçiler devlet kadrosuna alınsın, toplusözleşme yapma hakkı sağlanarak, ücretleri gününde ödensin.

Fotoğraf: Evrensel

EGEÇEP: EKONOMİK KRİZ EKOLOJİK KRİZLE PARALEL BÜYÜYOR

Ege Çevre Kültür Platformu, DİSK Genel İş üyesi işçilerin iş bırakma eylemi ile yazılı açıklama yaptı. Açıklamada sofradaki ekmeğin her geçen gün küçülmesinin, yoksul halkın cebindeki deliğin büyümesinin nedeninin AKP hükümeti uyguladığı ekonomik, sosyal politikalar olduğu dile getirildi.

Ülkenin ekolojisinin de ekonomisi gibi yıllardır krizle karşı karşıya olduğunun belirtildiği açıklamada “Ekonomik kriz ekolojik krizle birlikte paralel bir gelişme gösteriyor. Ülkenin suyu, toprağı, havası kirletilmeye, yeraltı, yerüstü varlıkları ulusal-uluslararası sermayenin doymak bilmez iştahına açılmaya devam edildiği sürece her iki kriz daha da büyüyecektir.  Yandaş sermayeye para aktarma çabasının bir ürünü olan ‘mega-çılgın projeler’ ekolojik olarak tam bir yıkım anlamına da gelmekte” denildi.

EGEÇEP'İN TALEPLERİ :

- Doğanın ve kentlerin talanına yol açan, halkın yoksulluğunu katlayan ekonomik krizleri derinleştiren rant odaklı tüm projeler iptal edilsin.

- Doğayı geri dönüşümü olanaksız biçimde yok oluşa götüren her türlü enerji, madencilik, su, tarım, gıda, hayvancılık politikasına son verilsin.

- Ücretler derhal artırılsın. İşten çıkarmalar yasaklansın. Vergi adaleti sağlansın.

- Elektriğe,doğalgaza,ulaşıma,suya zam yapılmasın.

- Belediye şirketlerine geçişlerdeki işçilere yıllık 4+4 zamlara ilaveten enflasyon farkı ödensin. (İzmir/EVRENSEL)

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

 

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Ekim 2018 17:23
www.evrensel.net