Tahtakurularının kemirdiği havaalanı

İnşaat-İş Sendikası Twitter paylaşımı

Tahtakurularının kemirdiği havaalanı

Nuray Sancar yazdı: ... bu inşaatın arka planında nasıl bir sömürü düzeninin hüküm sürdüğü, işçilerin nasıl canına tak ettiği ifşa edilmiş oldu.

Nuray SANCAR

“Almanların bile kıskandığı”, dünyanın en büyük transfer havaalanının ismiyle ilgili, toplumsal kutuplaşmaya denk düşen listeler birbiriyle kapışırken işçilerin düzensiz bir el yazısıyla yazılmış talepler listesi ortaya düştü. Kendisini bir düşman kuşatması altında hisseden, yurttaşların da öyle hissetmesi için elinden geleni ardına koymayan iktidarın, bir muharebe zaferi kıymeti biçtiği başarı öykülerinden biri olan bu inşaatın arka planında nasıl bir sömürü düzeninin hüküm sürdüğü, işçilerin nasıl canına tak ettiği ifşa edilmiş oldu. Böylece işçiler, madem kaçınılmaz, bari ismi bizden olsun diyenlere de hisseli bir kıssa yazmış oldular.

Havaalanına bağlı yolların ve bunların çevresinde yaratılan rant arazilerinin doğanın tahribi pahasına açıldığı zaten biliniyordu. Ve zaten iş cinayetlerinde çok sayıda işçinin öldüğü de sızmıştı. Ancak bir rakam telaffuz edilemiyor, tahmini rakamlar  “daha fazla” yanıtıyla yanlışlanıyordu. Kısacası 3. Hava Alanı, binlerce kölenin kanının, temellerine ve duvarlarına karıştığı Mısır Piramitlerinin inşa öyküsüne çok benzer biçimde; kısa zamanda en yüksek randımanı almaya çalışan, kar hırsıyla gözü dönmüş yandaş inşaat şirketlerinin kasalarına nakit, iktidara başarı öyküsü sunma gayretinin emekçilere maliyetinin en yüksek olduğu 16 yıllık hikayenin sembolik vakasıdır.

Taşeron zulmü altında çalıştırılan, yataklarında tahtakurularının gezdiği, ücretlerini alamayan, bayram ikramiyeleri yatırılmayan, sürekli aşağılanan ve kendilerine insanca (evet insanca) muamele edilmeyen hava alanı işçileri bıçak kemiğe dayanmışken eyleme geçtiler. Neden daha önce değil de işçilerin “Tam proje biterken” eyleme çıkmasının altında bir dış mihraklı çapanoğlu arayanlar kriz nedeniyle bizzat cumhurbaşkanı tarafından ertelendiği duyurulan projelerin zaten eksilttiği başarı öyküsünün havaalanı yoluyla telafisinin de elden kaçtığını muhtemelen biliyorlar. Ne var ki bu kurtlu durumların ne zaman ortaya çıkacağı belli olmaz. Bazen bir kuru fasulyede belirerek işçiyi dürter, bazen de yatağının altında yuvalanır; gene dürter!

OHAL’in işçiler grev yapamasın diye getirildiğini söyleyerek büyük holding sahiplerine istikrar taminatı veren bir iktidar var karşımızda. İşçiyi kölelik koşullarının, tahtakurularının ayartmasına; taşeron zulmüne itiraz ettikleri için hak aramaya filan izin vermez. Nitekim işçilerin yatakhaneleri basılarak yüzlercesi gözaltına alındı; işçiler servislerle karakollara götürüldü ve Barış Yarkadaş’ın servis ettiği fotoğraflarda görüldüğü üzere saatlerce yerlerde yatırıldılar.

Çünkü iktidar herhangi bir eylemin kazanımla sonuçlanmasını istemediği gibi, göz yumulan her kazanımlı sonucun domino etkisi yaratacağından korkuyor. Zira her gün birkaç işletmenin kapısı kapatılıyor, işçiler işlerinden atılıyor, enflasyon ilan edilen resmi rakamları zorluyor ve yaşam her gün biraz daha zorlaşıyor. Bu tablo karşısında işçi sınıfı içinde irili ufaklı tepkiler başlamış durumda. Oysa bu “halden bilmez” “laftan anlamaz” kitle için aynı gemideyiz mavalı eşliğinde yapılan fedakarlık çağrıları için az çene yorulmadı. “Krizin yükünü ödemeyeceğiz” fikri yaygın bir siyasi iradeye dönüşmemiş bile olsa işçi sınıfı kimi Ankara’ya yürüme hazırlığına girerek, kimi iş bırakarak, kimi saatlik iş bırakmalarla iktidarı ve kapitalistleri uyarmaya başladı bile. Emekçiler, ucuzcu marketlerin de metaları zam üstüne zam gördüğü için evde tencere kaynatmakta zorlanırken  “Hediyesi” bilmem kaç milyon dolar uçağın süzüldüğü bir semaya bakarak tevekkül de bulunacak gibi görünmüyor.

Üçüncü havaalanı inşaatında çalışan işçilerin eylemi bir haberci. Arkası gelebilir. Biriken, mayalanan tepkilerin taşıyıcısı iri gövdenin hareketi, bütün başarı öykülerinin bağlandığı ve bir milli savunma meselesi haline getirilen inşaat sektörünü ve nihayet iktidar kurgusunu geçersizleştirebilir. İşçilerin gayet haklı ve insani taleplerinin göz altılarla, biber gazlarıyla muamele ederek ezilmeye çalışılmasının, uzlaşma arayışlarına yanıt verilmemesinin bir nedeni de bu.

Zafer öyküsünü sabote etmesinden korkulan işçi eylemlerinin sonrasına dair bir mesajdır bu. Bilinçli yaratılmış bir emsalle tehlikeyi savuşturmak, ders alınacak ibret hikayesiyle işçiyi susturmak… bütün niyet bu. Fakat henüz bitmedi; işçilerin bir ibret vesikasının konusu olmaya rıza gösterip göstermeyecekleri, hava alanı eylemi yatışsa bile geriye kalanların çıkaracağı ders hikayenin sonrasını yazacak.

Bir not: eylemde kışkırtıcı bir dış mihrak arayanlara işçiler bir ayna tutuyor. Bi zahmet ona bakarlarsa… iyi olur. Zira eylem yapan işçilerin yataklarındaki tahtakuruları onların ne kadar yerli olduğunun kanıtıdır. Onları bu yataklarda yatmaya zorlayan düzen kendi kemiricilerini de yaratıyor.  

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Eylül 2018 07:58
www.evrensel.net