Lale devri çocukları

Fotoğraf: Wikimedia Commons (CC BY-SA 4.0)

Lale devri çocukları

Saray davetindeki menüye bakın hele... Gayet mütevazı ve 'ayran' kadar milli! Yücel Sarpdere yazdı.

Yücel SARPDERE

18 karılı, 37 çocuklu Sultanımız III. Ahmet Hanımız saltanat koltuğuna oturduğunda Osmanlı kötü dönemlerden geçiyordu.

Misal, Pasarofça anlaşması yapılmış, Avusturya ve Venediklilere mağlup olunmuş, balkanlarda pek çok yer kaybedilmişti.

Avusturya savaşında kaybedilen önemli bir şahsiyet de vardı: Sultan III. Ahmet’in damadı Ali Paşa.

Sadrazam olmadan önce Silahdar Ali ağa olan bu zatı muhterem, Sultan III. Ahmet’in o zaman henüz 5 yaşında olan sabi kızı Fatma ile evlendirilince Sadrazam Ali Paşa olmuştu.

Damat Ali Paşa ölünce Sultan III. Ahmet’e yeni bir damat, kızı Fatma’ya dayeni bir eş lazımdı; Bu cihetle Nevşehirli İbrahim Paşa,o zaman 12 yaşında olan Fatma’ya eş, Sultan’a damat ve tabiikisadrazam oldu.

Vemeşhur Lale devri başladı.

Matbaa, çinicilik, imar ve tulumbacılık teşkilatının düzenlenmesi gibi işlereimza atıldıysa da döneme asıl damgasını vuran safahat ve eğlence…

Vur patlasın çal oynasın…

Ye kürküm ye idi.

Saraylar, köşkler, yalılar dönemi başlamıştı ki, bugünün deyimiyle “paralar betona” kâgire, ahşaba, lükse, şatafata gömülüyordu.

Damat İbrahim Paşa en önemli icraat mevkiine oturtulmuştu;

Bize yabancı olamayanı yapmış, devlet idaresini, sarayı eşle dostla, hısım akraba, kafadarlarla, torpillilerledoldurmuş…

Karşılığında rüşvet, riya, avanta almış yürümüştü.

Kışın helva partileri düzenleniyor…

Yazın, özenle ve büyük masraflarla dizayn edilen Kâğıthane deresinden Haliç’e uzanan düzlüklerdeâlemlerde kaplumbağa yarışları yapılıyor…

Kaplumbağaların üstüne mumlar yakılarak eğleniliyor, şuh kahkahalar İstanbul semalarındakanat çırpıyordu.

Öyle bir lale çılgınlığı başlamıştı ki, aslında bu topraklardan, önce Viyana’ya oradan Hollanda’ya götürülen lale için Hollanda’dan 5000 altın karşılığı lale soğanı getiriliyordu.

***

Saray şairi Nedimvelinimeti Damat İbrahim Paşa’ya övgüler döktürüyor ve aşk, meşk, eğlencenin dibine vuruyordu;

“Valideden “Cuma namazına gidiyoruz “ diye izin alıp

Zulmedici felekten bir gün çalalım

Tenha yollardan iskeleye doğru dolaşıp

Gidelim selvi boylu güzelim yürü Sadabad’a”

Şair Nedim meşk içindeâlemlere dalarken aslında kendisi de saray çevresinden olan, Sultan’a ve Damat İbrahim’eövgüler düzen Osmanzade Ahmet Taib Efendi bir kasidesinde:

“Odun ateş pahasına çıktı, tütsülük dut ağacı gibi dirhemle çıktı. Kömürün tozunu bulsak, sürme diye gözümüze çekiyoruz. Gözde arpacık çıksa, insan bir torba arpa bulmuş gibi sevinecek.”diyerek satır aralarında vaziyeti ele veriyordu.

Boğaziçi, Haliç, Üsküdar köşklerle, yalılarla bezenmiş, süslü çeşmeler almış başını gitmişti.

Padişahımız, sevgili kızıFatma ve damadına öyle bir saray yaptırmıştı ki, Fransız kaynakları 800 odalı,inanılmaz şatafatlı buEmnabad Sarayını anlata anlata bitiremiyorlardı.

Oysa ahali açtı.

Su gibi akan giderlere yetişebilmek için durmadan yeni vergiler konuyor, milletin sırtındaki yamalı mintana göz dikiliyordu.

Ekonomi batma noktasındaydı.

Çelişkiler büyümüştü.

Üstelik İran savaşı sürüyordu, ama ne gam!

Sonunda Sultan III. Ahmet damadını ayaklanmacılara kurban verdi, ama yetmedi, kendisi de gitti.

Bakıyoruz şimdilerde de bilmem kaç odalı çeşitli saraylar, şahsa özel saray uçaklar, milyonluk  saltanat arabaları, şatafat, gösteriş, debdebe…

Saray davetindeki menüye bakın hele:

Ejder Meyveli Smoothie (Chia tohumu eşliğinde), Efuli (Liçi meyvesi eşliğinde), Aloevera (Starex meyvesi eşliğinde), Orman Meyveli Special, Bahçe Naneli Limonata, Taze Sıkılmış Portakal, Taze Sıkılmış Greyfurt, Taze Sıkılmış Havuç, Taze Sıkılmış Elma.Pataşur içerisinde Çerkez Tavuğu, Zencefilli Somonlu Suşi…vs.

Gayet mütevazı ve “ayran” kadar milli!

Zaten ekonomi de tıkırında, keyiflerdeyiz

Ne de olsa lale devri çocuklarıyız biz!

Son Düzenlenme Tarihi: 16 Eylül 2018 09:10
www.evrensel.net