Gelecek için bilimsel bir dünya görüşü şart
Fotoğraf: fhwrdh/Flickr (CC-BY-SA)

Gelecek için bilimsel bir dünya görüşü şart

"Devlet ve demokrasi konuları başta olmak üzere, temel Marksist eserleri okumak, düzenli bir şekilde tartışma konusu yapmak önemli bir ihtiyaç."

İskender BAYHAN

Emek Gençliği’nin “Bağımsızlık ve Özgürlük İçin Buluşuyoruz” çağrısıyla örgütlediği 16. Gençlik Yaz Kampı sona erdi. Kısa sayılacak bir sürede hedeflenen katılımın sağlanmasından, günlük kamp hayatının birçok açıdan verimli bir şekilde yürütülmesine kadar başarılı bir kamp çalışması gerçekleşti.

Kamp sürecinde yapılan çeşitli etkinliklerde, ülke ekonomisinde yaşanan gelişmelerin ve son bir-iki yıldır süren, 24 Haziran seçimleriyle daha da yoğunlaşan politik sistem tartışmalarının gençliğin bugünü ve geleceği açısından ki etkileri ve anlamı öne çıkan başlıklar arasındaydı.

BİREYSEL KURTULUŞ ZEMİNİ GİTTİKÇE DARALIYOR

Son aylarda ekonomide yaşanan daralma, dövizdeki hızlı yükseliş ve TL’nin aşırı değer kaybetmesi, genel olarak gençliğin, özel olarak da üniversite gençliğinin büyük çoğunluğunun neredeyse bütün günlük hayatını ve gelecek beklentilerini önemli oranda etkiliyor. Kol, kulüp, topluluk ve Öğrenci Temsilcileri Konseyleri (ÖTK)’nin çalışmaları olabildiğince baskılanıp daraltılmış durumda. Bir-iki yıldır neredeyse kariyer ve uzmanlık kulüpleriyle sınırlanan bütçe desteği bu alanlarda bile olabildiğince kısılıyor. Bu tür kulüpler ve kimi hocalar-akademisyenler üzerinden kurulan şirket/holding bağlantıları üzerinden okul sonrası iyi iş imkânları bulma olanakları bile her geçen gün daralıyor. Gerek kötü ekonomik gidişat, gerekse “tek adam tek parti yönetimi” politikaları bir yandan önemli sayıda bir gençlik kesimini yurt dışında eğitim ve istihdam arayışlarına yöneltiyor bir yandan da bu arayışların olumlu karşılık bulma imkânlarını gittikçe azaltıyor.

Kapitalizm koşullarında sınıf atlamanın bir basamağı olarak işlev gören iyi üniversiteler bile bu özelliğini büyük oranda yitirmeye başlarken, bireysel kurtuluşa-konfora ulaşmanın köprüleri olma özellikleri de yıkılıyor. Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde okuyan gençler arasında bile “çalışarak, harçlığını kazanarak okumak” gittikçe yaygınlaşan bir zorunluluk haline geliyor.

Bütün bu özetlemeye çalıştığımız tablo, kampa katılan gençlerin kendi yaşamlarından, arkadaş çevrelerinden ve doğrudan alandan toparladıkları gözlem ve bilgilerden süzülüp ortaya çıkan bir tablo. Dolayısıyla somut durumun ağırlaşan kötü gidişini yansıtma konusunda eksiği vardır, fazlası yoktur.

Önümüzdeki dönem ekonomide yaşanan daralmanın süreceği ve giderek büyük bir ekonomik krize dönüşeceği gerçeği dikkate alındığında tablo daha da koyu karanlık bir hal alacaktır. Dahası kapitalizmin işleyişi ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin çıkarları gereği bunun ağır faturasının başta işçi ve emekçiler olmak üzere, onların genç kuşaklarına ödetilmesi için “tek adam tek parti yönetiminin” baskıları daha da yoğunlaşacaktır.

BURJUVAZİNİN BİR AVUÇ MUTLU GENÇLİĞİ

Diyebiliriz ki bu aynı zamanda, yıllardır genel olarak eğitimi özel olarak da üniversiteleri ve gençliği kurtaracağı, topluma daha yararlı olacağı ve ülkeyi ileriye taşıyacağı söylenen sermaye-eğitim işbirliğinin gelinen noktada nasıl ve ne kadar başarılı olduğunun bir fotoğrafıdır.

Yarına dair kaygıların, umutsuzluğun ve belirsizliğin büyüdüğü, büyüdükçe bireysel kurtuluş rekabetinin-savaşının keskinleştiği, bunun da yine dönüp bireysel kurtuluşa daha fazla sarılmaya bağlandığı bir çembere hapsedilmiş durumda gençliğin gelecek hayalleri. Burjuva pragmatizminin nesnel veya öznel idealizminin kısır döngüsünün gençliği içine çektiği, yaratıcılığını, enerjisini, yeniye olan özlemini kırıp, döküp, heder ettiği bir girdaptır bu.

Ama sermaye-eğitim işbirliğine o kadar da haksızlık etmeyelim! Önemli bir ayrışmayı daha da belirginleştirmiş ve kendi geleceğini garanti altına almaya hizmet edeceğini düşündüğü kendi özel okullarını, üniversitelerini iyice kurumsallaştırmıştır. Burjuvazinin özellikle de işbirlikçi tekelci kesimlerinin ve üst tabakalarının bir avuç gençliği dışında, kapitalist sistem içerisinde kalarak geleceğe dair garantili bir hayat ve mutluluk hayalleri kurabilen gençlerin oranını epeyce küçültmüştür.

Elbette bu tablo burjuvazi için kısa vadede iyi görünen bir durumun hızla karşıtına dönüşme potansiyelinin de genişlediğine işaret ediyor. Yani biraz daha yakından bakıldığında belki de gençler ve gelecekleri açısından daha umutlu olmaları gereken bir durum gizli görünenin arkasında.

SORUNU YAŞAMAK GELECEĞİ KAZANMAYA YETMEZ

16. Gençlik Yaz Kampı toplantıları ve sohbetleri bir kez daha gösteriyor ki, gençlik kitleleri geleceğe dair bütün olumsuzlukları, zorlukları yaşıyor, görüyor ve bunları aşmak için her biri kendi çapında bir çaba sarf ediyor. Ancak tam da bu noktada gençliğin büyük çoğunluğu hala gelecek konusunda ki sorunun, olumsuzlukların, kötü gidişatın nedenlerini ve çözümlerini olmadık yerlerde arıyor.

Gerçeğin değil görünenin, bilimin değil her renkten ve soydan burjuva politik-ideolojik safsatanın peşinde sürüklenip gidiyor. Başta milliyetçi, muhafazakâr, liberal, devletçi, sosyal demokrat vb. olmak üzere, bilimsel olmaktan uzak türlü türlü burjuva ideolojik-politik etkilenmeler ve arayışlar içerisinde savruluyor, dahası küçümsenemeyecek sayıdaki kitlesi de onların esiri oluyor.

Yani sorunu bütün yakıcılığıyla, ağırlığıyla yaşamak, geleceğe dair doğru bir pusulaya sahip olmak anlamına gelmiyor.

BİLİMSEL SOSYALİZMİN ÖNEMİ

Gençlik kitlelerinin, bu yollardan giderek varabileceği hiçbir iyi sonucun olmayacağını, yaşadığı somut koşullara bakarak görmesi ve gerçek anlamda bilimsel bir arayışa yönelmesi hem kendisi için hem de genel olarak memleket için iyi olacaktır. Bunun için de yaşadığı sorunların nedenleri ve çözümlerini bilimsel olarak anlamlandırmasının ve değiştirici bir etkide bulunabilmesinin tek anahtarı olan bilimsel sosyalizme, yani diyalektik-tarihsel materyalizme ve ekonomi politiğe dört elle sarılması gerekir. Geleceğe güvenle bakabilmesinin, bu yolda somut adımlar atabilmesinin ve görünenin arkasındaki gerçeğe ulaşabilmesinin bilimsel tek yolu budur. Bunu yapmadığı sürece, sorunları yaşayan ama geleceği için, bireysel kurtuluş hayalleri içerisinde yıllarını harcayan ve sonuçta hiçbir şey yapamadan yaşlanıp giden konumdan kurtulamaz. Tabii ki eğer yukarıda dikkat çektiğimiz “mutlu burjuva azınlığın bir parçası olmanın dayanılmaz hafifliğine” sahip değilse.

16. Gençlik Yaz Kampı’nda gerçekleştirdiğimiz toplantı ve sohbetler üzerinden yaptığımız bu kısa değerlendirmelerden yola çıkarak gençliğin somut sorunlarını ve güncel taleplerini küçümsediğimiz gibi bir anlam çıkarılmasın. Aksine bunları önemsemenin en önemli gereği, sorunların ve taleplerin nedenleriyle, çözümlerinin doğru kavranması için ideolojik-politik bilincin bilimsel temellerine (diyalektik-tarihsel materyalizme ve ekonomi politiğe) sahip çıkmaktan başka bir yolun olmadığını kavramaktır. En azından bugüne kadar bundan daha etkili bir yol bulunamamıştır.

KAMPTA HALK DEMOKRASİSİ TARTIŞMALARI

“Parlamenter demokrasi mi yoksa tek adam tek parti yönetimi mi?” tartışmalarının yoğun olarak öne çıktığı günümüz koşullarında, kampta gençlerin en çok merak edip, üzerine soru sorup, öğrenmeye çalıştığı konulardan birisi de halk iktidarı ve halk demokrasisinin ne olduğu konusuydu. Bu açıdan da bilimsel bir dünya görüşüne sahip olmak, önümüzdeki dönem devlet ve demokrasi konuları başta olmak üzere, temel Marksist eserleri okumak, düzenli bir şekilde eğitim ve tartışma konusu yapmak önemli bir ihtiyaç durumunda.

Kampa katılan gençler, burjuvazinin ve kapitalizmin egemenliğinden çaldıkları 8 günü geride bırakarak ve geleceği kazanmanın bilimsel tek anahtarı olan dünya görüşünü öğrenmeye, savunmaya ve yaymaya gerekli önemi vermek üzere anlaşarak döndüler geldikleri yerlere.

 

www.evrensel.net