16. Gençlik Yaz Kampı Kadın Çalışmaları Atölyesi Deklarasyonu

Görsel: Pixabay

16. Gençlik Yaz Kampı Kadın Çalışmaları Atölyesi Deklarasyonu

16. Gençlik Yaz Kampı Kadın Çalışmaları Atölyesi Deklarasyonu

Tarihsel olarak kadının ezilmişliği sorunu, insanlık tarihinin geç bir evresine rastlamaktadır. Kadın, on binlerce yıl süren anaerkil dönemin ardından özel mülkiyetin ortaya çıkışı ve toplumun sınıflara bölünmesi ile giderek ikincil bir konuma itilmiştir. Erkeğin “reislik” ettiği ataerkil aile de bu dönemde ortaya çıkmış ve içinde yaşadığımız kapitalist topluma kadar kendisini getirmiştir. Ancak kapitalizm döneminde kadının üretimdeki rolü ile toplumsal konumu arasında bir çelişki meydana gelmiştir. Kadının ücretli işçi haline gelmesi, onun üretimdeki rolüne karşın toplumsal hayattaki hak yoksunluğunu fark etmesine olanak tanımış ve hak eşitliği mücadelesinin fitilini ateşlemiştir. Böylece 19. yüzyıldan itibaren birçok ülkede kadınlar, hakları ve özgürlükleri için mücadeleye girişmişlerdir.

EKİM DEVRİMİ VE KADIN

Burjuva devrimleri her ne kadar “özgürlük” ve “eşitlik” vaatleriyle gerçekleşmiş olsa da kadınlara kağıt üzerinde belli hakların verilmesinin ötesine geçememiştir. Geçtiğimiz yıl 100. yıl dönümünü kutladığımız Ekim Devrimi, bu açıdan, kadının nihai kurtuluşunun yolunu göstermesi bakımından önemlidir. Kapitalist sistemin ortadan kaldırılması ve erkek egemenliğinin hayatın her alanında yok edilmesinin ön koşullarını yaratan Ekim Devrimi’nin hemen ardından kadınlar eşit işe eşit ücret, haftalık çalışma saatinin düşürülmesi, ücretsiz kreş hakkı gibi birçok temel hak elde etmiştir. Kadının üretimdeki rolü ile toplumsal konumunu eşitlik temelinde örgütleyen Sovyetler, bugünkü tartışmalara da ışık tutmaktadır.

DÜNYA’DA KADIN SORUNUN GELİŞİMİ

1929 krizi sonrası Avrupa’da yükselen faşizm, kadınların hayatlarını derinden etkileyerek en temel haklarını gasp etti. Almanya, İtalya gibi faşist ülkelerdeki kadınların her alandaki hak kayıplarına karşın hayatın her alanına aktif bir biçimde katılan Sovyet kadınları, 2. Dünya Savaşı’nda da yer alarak Avrupa’nın kaderinin değişmesine, faşizmin yenilmesine omuz verdiler. Savaşın ardından sosyalist ve kapitalist blok olarak ikiye bölünen dünyada, kadınların yaşamları da oldukça farklıydı. Sosyalizmin artan prestijinin ve savaşın yükünün emekçilerde yarattığı hoşnutsuzluğun etkisiyle, olası bir devrimi engellemeye çalışan kapitalist bloktaki ülkeler, bu dönemde refah devleti uygulamalarını devreye soktu. Ancak 1950’lerin ikinci yarısından itibaren Sovyetler’de geriye dönüşün başlaması, kadınların kurtuluş mücadelesi de dahil olmak üzere çok yönlü sonuçlara yol açtı. Bu süreçle birlikte her türlü antimarksist akımın güçlendiği ve kendine Marksist diyen kadınların dahi bu akımların gücünden etkilenerek Marksizm ile hesaplaşmaya giriştikleri bir döneme girildi.

“KADINLARIN KAZANILMIŞ HAKLARINA SALDRILAR ARTIYOR”

Günümüzde kadınlar bir yandan neoliberal politikalar sonucu, düşük ücretlerle, güvencesiz ve esnek çalışma koşullarına mahkum edilirken diğer yandan muhafazakar politikalar ile ev ve hane halkı bakımını üstlenmeye zorlanmaktadır. Ülkemizde ise tek adam tek parti rejiminin inşasının hızlanması, kadınların kazanılmış haklarına yönelik saldırıların önümüzdeki dönemde daha da artacağının göstergesidir. Geçmişte müftülere nikah yetkisi, çeşitli cemaatlerle imzalanan MEB protokolleri, Evrim Teorisinin müfredattan çıkarılması gibi toplumsal hayatın dini referanslarla yeniden örgütlenmesini hedefleyen uygulamalara imza atan iktidar partisi, hala kadınların hayatın her alanında cendereye alınmasının tüm yol ve yöntemlerini denemektedir.

“KADINLARIN ÖZGÜN PROBLEMLERİ ETRAFINDA BULUŞMAK ELZEMDİR”

Bugün kadınların yan yana gelmesinin yöntemlerini bulmak, kadın mücadelesi yürütmek takvimsel bir iş veya günlük sorunların çözümü etrafında buluşmak olarak görülmemelidir. Kadının ezilmişliği sorunu; güncel politik tartışmalarla iç içe, içinde yaşadığımız kapitalist sistemin açmazları ile göbekten bağlıdır.Genç kadın kitleleri yüz yüze geldikleri yakıcı sorunlar ve dinamizmleri ile bu mücadelenin oluşmasının olanaklarını barındırmaktadır. Bu olanakları iyi değerlendirmek, en geniş kadın kesimleri ile kadınların özgün problemleri etrafında buluşmak elzemdir.Atölyemizde günlerdir sürdürdüğümüz tartışmaların ardından şehirlerimize döndüğümüzde burada edindiğimiz birikimin üzerine yeni bilgiler ve deneyimler eklemenin önemini vurguluyor, başta kız kardeşlerimiz olmak üzere tüm gençliği mücadeleye çağırıyoruz.

YAŞASIN KADIN DAYANIŞMASI

www.evrensel.net