Nerede o eski bayramlar!

Fotoğraf: Evrensel

Nerede o eski bayramlar!

Her geçen gün büyüyen yoksulluğun bellerini büktüğünü anlatan işçiler ne bayramlık alabiliyor, ne de ağız tadıyla bayram yaşayabiliyor.

Sinan CEVİZ
İstanbul

Bugün bayram. Ama “Nerede o eski bayramların tadı” da diyemiyoruz pek, çünkü o kadar uzun zaman oldu ki “o eski bayramları” yaşayamayalı... Çocuklar bayram şekeri için çaldığı kapılar, açılan kapılarda şeker tabaklarını tutanlardan gelen uyarılar: “Bi’tane al bakim.” “Her şeyimiz var Türkiye bolluk içinde, bereket var” diyenlerin ne kadar da ezbere konuştuğunun göstergesi adeta bu bayramda yaşananlar. Dünden daha çok dilek dileniyor, barış olsun, refah olsun, bolluk olsun diye.

Bir çok işçi bayram sabahına hazırlanırken kredi kartına yüklendi, “Aman boş ver hallederiz” deyip kendini avutan çok insan oldu. Bir bayram göreceğiz diye borcuna borç katan çok oldu. Malum bugün bayram, şeker lazım misafirlere, kapıyı çalan çocuklara. Kolonya lazım, misafir ağırlamaya yemek hazırlanmalı ya da yola düşülüp büyüklerin eli öpülecekse yol harçlığı lazım. Tüm bu masraflar için de para lazım, alınan üç kuruş maaş ne yazık ki yetmiyor, ne bayramlık alınabiliyor, ne de ağız tadıyla bayram yaşanabiliyor.  İşçi ailelerinde yaşananları bir de doğrudan yaşayanlardan dinleyelim.

BÖYLE BİR HAYATI HAK ETMİYORUZ

Bir eve iki maaş girmesi neredeyse zorunlu hale gelmiş. Ama karı koca iki kişinin çalışması da yetmiyor. 3 yıllık evli bir işçi ailesine kulak veriyoruz. Evin annesi 27 yaşında 3 yıllık işçi. Anlatıyor: “Biz evlendiğimiz de eşimle konuşmuştuk ben de çalışır eve katkı sunarım ve birikim yapar düğünden kalan takılara yenilerini ekler bir ev alırız diye, tabii biraz da kredi çekeriz dedik. Yıllar geçti bizim takılar artmadı, azaldı. Her geçen gün büyüyor masraflar ama maaşlarımız büyümüyor. Çocuğum oldu şu an 1.5 yaşında ve ben çalıştığım için mecburen akrabalardan bir kızımız gelip çocuğa bakıyor. Ona maaş veriyoruz, ne oldu benim aldığım sadece bakıcı parası, çocuğun ihtiyaçları derken gitti. Bayram da zaten mesai var ama bir günlük tatilimizi de isteriz çıkıp gezelim, eğlenelim ama biz açıklarımızı nasıl kapatırız onu düşünüyoruz. Benim çocuğum daha 1.5 yaşında, ben anneyim heves ediyorum gideyim bayramlıklar alayım. Ama geçen mağazaya girdim o kadar çok şey almak istiyordum ki çocuğuma sadece bir ayakkabı alıp çıktım. Sonra babası da gitti bir gömlek aldı. Böyle bir hayatı hak etmiyoruz. Ama ne yapalım bu bizlerin tercihi. Bir partiye gönül vermiş olabiliriz ama bu gerçeği de görmemiz lazım artık. Ne diyelim hakkımız da hayırlısı olsun, Rabb’im bu bayramda sesimizi duysun ve bu yokluk son bulsun.”

EŞİM DE ÇALIŞIYOR AMA HER ŞEY UCU UCUNA

“Bayram zamanları ev de adeta huzurumuz kalmıyor” diye söze giriyor 15 yıllık bir liman işçisi.

Üstelik hem aldığı maaş 2 bin 500 TL hem de eşi de çalışıyor: “Geçinemiyoruz aldığımız paraya bakınca birikim yapmamız gerekir ama gel gör ki bir ay sonunu kredi kartları ile getiriyoruz. Benim iki çocuğum var, ikisi de okul çağında. Biri üniversiteye gidiyor, biri de lise öğrencisi. Masrafları çok oluyor. Üstelik ev de kira ve her şeyi ucu ucuna yetiştirmeye çalışıyoruz. Bayramda işyeri çek vermiş 100 lira. Bu uygulama da tüm limanlarda yok. Duyuyoruz sendikalı olan yerlerde bayram ikramiyeleri var. Neyse uzatmayayım verdikleri çekle tek bir mağazaya gidilip sadece belli şeyler alabiliyorsun. Bayram öncesi hanımla geriliyoruz, neden çocuklara bayram elbisesi harçlığı vs. Gel de kalk altından, bir de bazıları utanmadan ekonomi iyi diyor. Ekonomi battı, battı.”

KAHVEDE TAŞ ÇEVİR, AVM’DE TURLA... AL SANA BAYRAM!

Genç bir işçinin söyledikleri ile devam edelim: “Abi 19 yaşındayım 2 yıldır çalışıyorum bizim ev kredi ile alındı, babamın aldığı yetmiyor haliyle iki kardeşim okuyor. Annem de arada ev işleri yapıyor. Ev kredisini ödüyoruz daha 8 yılımız var evi elimizden almazlarsa ve biz bu sürede bitmezsek ileride bir evimiz olacak. (Gülüyor bunları anlatırken.) Şimdi insan bunları düşünmekten geleceğini düşünmüyor, arkadaşlarla gezmeye cebimizde paramız olmuyor. Bir kız arkadaşını alıp bir yere gideyim desen yapamıyorsun. Anlayacağın memleket batmış, bunu görmeyecek kadar kör olmamalıyız. Kimse de birbirine hava atmasın herkesin durumu aynı. Ben bayram da kendime bir şeyler alıp hadi gideyim eğleneyim gezeyim diyemiyorsam, başkaları diyemiyor. O zaman birbirimize hava atmanın anlamı yok. Çoğumuz borç ödüyoruz. Al sana bayram ne yapacaksın, kahvede taş çevir, en yakın alışveriş merkezinde yalandan turla, durum bu, hava atmaya gerek yok. Bayramda mutlu olmak istiyorsak niye böyle diye düşünmemiz lazım.”

BAYRAMLA SEÇİM BİR ARADA KONUŞULUYOR

Bayram gelse de ekonomi yine de ana gündem oluyor, bayramla seçim bir arada konuşuluyor. Bizim asıl bayramımız seçimden sonra olacak diyen çok insan var. İlginç olanı ise iktidarı savunan da karşı çıkan da aynısını söylüyor. “Bayram geldi neşeli misin mutlu musun?” sorusuna bir depo işçisi “Bizde mutlu olacak hal mi bıraktılar” diye yanıt veriyor. Yeni evlendiğini söyleyen arkadaşımız bir türlü hayallerini gerçekleştirememiş. Evlenmiş, sorumluluk artmış, tabii borçlar da... “Abi böyle bir hayat yok, insan nasıl intihar eşiğine gelir anlıyorum” diyor ve devam ediyor: “Bizim asıl bayramımız seçimden sonra olacak inşallah.” Sebebini ise şöyle açıklıyor “Ben bu iktidara oy verenleri görüyorum herkes huzursuz ve artık bir çok insan vermeyecek, halen körü körüne savunanlar da var tabii ama genelde artık ‘Tamam’ diyor insanlar. Ben de ondan diyorum, inşallah 24 Haziran bizim asıl bayramımız olacak ve kurtulacağız bu durumlardan.”

Ekonomi nasıl sorusuna iktidara halen oy vermeyi düşünenler de “kötü” diye yanıt veriyor. Bayramdan, ekonomiden konuşunca dert yanıyorlar. Ancak “Düzelecekse yine Reis düzeltir” diye ekliyorlar. Konu seçime gelince de ezber yanıtlar veriyorlar: “Döviz dış güçlerin işi”, “Yaparsa Ak Parti yapar”, “Eskiden kuyruk vardı”... Gerçek sorunları bir arada konuşmak yerine ezberlerle savaşmayı tercih etmek, kutuplaşmış bir toplumun da göstergesi bir bakıma.

www.evrensel.net
ETİKETLER Bayram