12 Haziran 2018 01:00
Son Düzenlenme Tarihi: 12 Haziran 2018 01:03

2006 Almanya: İtalya'nın kupası, Zidane’ın vedası

2006 Dünya Kupası'na dertli gelen iki takım, İtalya ve Fransa finali oynarken kazanan İtalya oldu. Finale damgasını Zinedine Zidane'ın 'kafası' vurdu.

2006 Almanya: İtalya'nın kupası, Zidane’ın vedası

Fotoğraf: Joseph Hurtado/Flickr(CC BY-NC-ND 2.0)

Paylaş

Mithat Fabian SÖZMEN

‘Gökkuşağı’ takımıyla ’90’ların sonu ve 2000’lerin başına damga vuran Fransa, 2006 Dünya Kupası’na gelindiğinde bir jenerasyon krizi içerisindeydi. Ülkeyi dünya futbolunun zirvesine çıkaran yıldızlar, 30’larını çoktan geçmişti ve yerlerini alacaklar henüz ülke kamuoyunu tatmin edememişti. Bu isimlerden Zinedine Zidane, Claude Makelele ve Lillian Thuram, milli takımı zaten bırakmıştı ancak Fransa’nın 2006 Almanya’ya katılması zora girince 2005 yazında mavi formayı yeniden giyeceklerini açıkladılar.

Eleme grubu maçlarının bitimine 4 müsabakala kala 4. sırada olan Fransa, tecrübeli yıldızlarının dönüşüyle Almanya biletini aldı. Ancak Raymond Domenech’in takımının Brezilya, Arjantin, İtalya, Portekiz ve ev sahibi Almanya gibi takımlara nasıl üstünlük sağlayacağı halen merak konusuydu. Dünya Kupası sonrası futbolu bırakacağını açıklayan Zidane’ın Real Madrid’deki formu da ümit vermiyordu.

Nitekim İsviçre, Güney Kore ve Togo’yla aynı grupta yer alan Fransa, gruptan kılpayı çıkabildi. İsviçre’yle 0-0, Kore’yle 1-1 berabere kalan Fransa, 2. tura kalabilmek için zayıf Togo’yu yenmek zorundaydı. Gol için 55. dakikaya kadar beklemeleri gerecek yine de sahadan 2-0 galip ayrılacaklardı.

ŞİKE SKANDALININ GÖLGESİNDE İTALYA

İtalya, 2006 Dünya Kupası’na Juventus, Milan, Lazio, Fiorentina gibi dev kulüpleri de içeren şike skandalıyla geliyordu. Skandalda Teknik Direktör Marcelo Lippi dahil pek çok ismin adı geçiyordu bir başka deyişle milli takımı bu gündemden uzak tutmanın imkanı yoktu. Buna rağmen İtalya, bir turnuva takımıydı. Dünyanın en iyi kadrolarından birine, kıvrak bir taktiksel anlayışa sahiplerdi ve grup maçlarını 7 puanla lider bitirerek 2. tura kaldılar.

2. turda Avustralya, çeyrek finalde ise Ukrayna, İtalya için iyi kuralardı ve gol yemeden yarı finale kaldılar.

ZIDANE’IN GERİ DÖNÜŞÜ

Fransa’yı sadece Zidane’ın formu, Domenech’in teknik direktörlüğü değil 2.turdaki rakibinin İspanya olması da korkutuyordu. Hannover’de ilk gol 28. dakikada David Villa’nın penaltısıyla geldi. 41’de savunmanın arkasına sarkan Franck Ribery, Maviler’e nefes aldırdı. İkinci yarıda Zidane geri dönmüştü. 83. dakikadaki ortası arka direkte Patrick Vieira tarafından gole çevrildi. Son dakikada ise Zidane, kontra atakta Casillas’ı avladı ve Fransa’ı çeyrek finale çıkardı. Bu dakikadan sonra başka bir Zidane izleyecektik.

İşleri halen çok zordu çünkü rakip turnuvanın favorisi Brezilya’ydı. Kimler yoktu ki o Brezilya’da? Ronaldo, Adriano, Kaka, Ronaldinho dörtlüsü modern çağın Pele, Jairzinho, Tostato ve Rivelino’su gibiydi. Sağ bekte Cafu ile sol bekte Roberto Carlos’u da eklediğinizde durdurulması imkansız gibi gözüken bir hücum hattı ortaya çıkıyordu.

Yine de Fransa, 1998’den kalma psikolojik avantajını iyi kullandı. Özellikle Zidane tam bir maestro havasındaydı. Çalımları ve pasları onun dillere pelesenk zarafetini yansıtırken oyunu da tamamen kontrol etmeyi başarıyordu. Zidane, oyunuyla adeta yeni kuşağın yıldızları Ronaldinho ve Kaka’ya ders veriyordu. Oyun üstünlüğünü ele geçirmek Fransa için kritik eşikti bu sağlandıktan sonra 57’de Zidane’ın kullandığı serbest atışta bu kez Thierry Henry arka direkte topu ağlarla buluşturdu. Arjantin’in de ev sahibi Almanya’ya elenmesiyle yarı finale 4 Avrupa takımı kalmıştı.

YENİ ALMANYA

Almanya, kendi evindeki turnuvanın en renkli takımıydı. Jürgen Klinsmann’ın teknik direktörlüğünde ülke futbolunun çehresini tamamen değiştirmeyi hedefleyen ‘Die Mannschaft’ buna dair attığı ilk adımlarda başarılı olmuştu. Kosta Rika’ya karşı Philipp Lahm’ın harika golüyle turnuvayı açan Almanya, hücum futboluyla taraftarlarını fazlasıyla memnun ediyordu.

Ancak Almanya, futbolunun yeniden inşasında işin henüz başındaydı ve yarı finalde İtalya onlar için zorlu bir rakipti. Pirlo ve Totti’li çifte oyun kurucusu ve sağlam savunmasıyla İtalya, maçın hakimiydi ve uzatmalara giden müsabakayı 119’da Grosso, 120+1’de Del Piero’nun golleriyle kazandı.

2000’İN RÖVANŞI

Fransa ise Figo, Deco, Ricardo Carvalho, Costinha, Pauleta gibi isimlerle birlikte genç Cristiano Ronaldo’yu kadrosunda barındıran Portekiz’i Zidane’ın penaltısıyla geçti ve finalin adı 2000 Avrupa Kupası’nın rövanşı olacak şekilde belirlendi: Fransa-İtalya.

UNUTULMAZ FİNAL, PENALTI, ‘KAFA’

Fransa, Berlin Olimpiyat Stadı’ndaki finalin 7. dakikasında Zidane’ın penaltı golüyle öne geçti. Böylesi kritik bir finalde, kariyerinin son maçına çıkan Zidane, penaltıyı ‘Panenka vuruşu’yla gole çevirdi. Zidane’ın hem de Gianluigi Buffon gibi bir kaleciye karşı bu riski alması onun öz güvenini gösteriyordu.

19. dakikada Marco Materazzi, beraberlik golünü kaydetti. İlk golleri atan Zidane ve Materazzi, sadece ilk 20 dakikaya değil tüm finale hatta Dünya Kupası’na damga vuran bir hadisenin aktörleri olacaktı.

Normal süresi 1-1 sonuçlanan maçın 110. dakikasında kameralar bir anda yerde yatan Materazzi’ye döndü. Arjantinli Hakem Horacio Elizondo Zidane’e kırmızı kartını çıkarmıştı. Hemen ardından Zidane’ın Materazzi’nin göğsüne kafasını koçbaşı gibi indirdiği görüntüleri gördük. Materazzi bir şeyler yapmıştı ve ne yaptıysa kabul edilemezdi kuşkusuz ancak Zidane’ın yaptığını da hiçbir “romantik” bahane haklı çıkaramazdı.

Sonraları Materazzi’nin 3 kez art arda Zidane’ın annesine küfrettiğini, Zizou’nun da “dayanamadığını” öğrenecektik.

Fransa, Zidane’sız gittiği penaltıları kaybetti. İtalya, tarihinin en büyük skandallarından biriyle geldiği Dünya Kupası’nda 4. şampiyonluğunu elde etmişti.

Maçı, Zidane’ın sahayı terk ederken kupanın yanından geçişi esnasında çekilen fotoğraf özetliyordu. Destansı kariyerinin son eylemi rakibine kafa atmak ve kırmızı kart görmek olmuştu. Bazı takım arkadaşları ve Fransız medyasının geneli ona kızgındı ama ülkeye dönüşünde büyük bir sevgi seliyle karşılandı. Kariyeri boyunca taraflı tarafsız tüm futbolseverlere yaşattıklarını unutmak mümkün değildi.

ÖNCEKİ HABER

Erdoğan: Kanal İstanbul'u isteseniz de istemeseniz de yapacağız

SONRAKİ HABER

Turkey ranks 130th for sexual inequality out of 149 countries

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa