Yaz çağrısı

Yaz çağrısı

Adnan Özyalçıner'den değinmeler: Her bir çiçeğinin hem rengi, hem kokusuyla bir daha. Kışı unutturmaya çalışan. Yazı çağıran.

Adnan ÖZYALÇINER

ZİNDAN KARANLIĞINDA

Yaz ortasında kışı yaşıyor gibiyiz. Obüslerin gök gürültüleri, şarapnel yağmurlarıyla zindan karanlığında.

KAYBOLMAK

Ne gökyüzü, ne yol, ne ufuk. Boyutsuz bir boşluktayız. Kaybolduğumuzun resmidir.

NABIZ

Şiiri bileğinden yakalamıştır Ülkü (Tamer). Nabzını tutmak için. Onun nabzı durdu. Şiirininki atıyor.

TOPLUMCULUK

Edebiyatta toplumcu görüş, insanın yüceliğini sanatın yüceliğiyle birleştiren bir görüştür.

YAZ ÇAĞRISI

İstanbul’a bahar geldi. Son kalan erguvanlar, mimozalar, leylaklar, yaseminler, akasyalar açtı da geldi bahar. Ressamın boyalarındaki renklere renk katan bahar. Yeniden. Her bir çiçeğinin hem rengi, hem kokusuyla bir daha. Kışı unutturmaya çalışan. Yazı çağıran.

BATAN GEMİDE

Buz dağına çarpan gemideki gibiyiz. Tekne su alıyor, bir curcunadır gidiyor. Lüks mevkidekiler güverte üstü müzik eşliğindeler henüz. Üçüncü mevki ambarlarında kalanlarsa güverteye ulaşabilme telaşında üst üste, alt altalar.

Gemi daha batmadı. Batarsa kim ölür, kim kalır?

YARATICISIZ

Başı, sonu olmadan sonsuzcasına yaratıcı olan evrendir, evrenin ta kendisidir kendi kendini yaratan. Dünyadaki insansa kendi kendisiyle gelin güvey olmuştur milyonlarca yıldır. Oluyordur. Kendi kendine kurduğu düzenle, düzensizliklerle. Günahı da, sevabı da kendi boynunda. Yaratıcısız.

CANSIZ

Kadın durdu. Bahçelerden birinde bahar yüklü erik ağacının dallarından birinin resmini çekti cep telefonuna. Bahardan memnun çekip gitti yoluna. Oysa, bahar cep telefonunda sıkışıp kaldı. Bütün resimlerindeki donukluğunda. Cansız.

KENT YÖNETİCİLERİNE

Her sabah “Üsküdara gidelim, Üsküdara gidelim!” diye çığrışan kumrulara bunca yıldır hiç soran oldu mu neden gidemediklerini? Kentin onca yöneticisi varken...

KARSIZ KIŞ

Kar yağmadan geçti kış. Karda iz bırakmadan. Ateşin, akan kanın izini bırakarak.

GERÇEĞİN GERÇEĞİ

Gözle görülen, elle tutulabilen her şey somut bir gerçeklikken bir şiirde, bir resimde, bir öyküde yansıtıldığında akıl süzgecinden geçirdiğimizden, gönül gözüyle süzdüğümüzden soyut bir gerçeklik halini alır.

İşte asıl o zaman gerçeğin gerçeğini, güzelin güzelliğini oluşturmuş oluruz.

GÜZEL YAZ

Güzeller güzeli yaz geldi. Kışın acılarını arındıran baharla. Tozmadan, tozutmadan uzun sürecek bir yazla.

HEPİMİZ

Ne gelen var ne giden. Ne ileri, ne geri. Olduğumuz yerde durduğumuzdan. Aynı durakta. Hepimiz.

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Nisan 2018 15:27
www.evrensel.net
ETİKETLER Değinmeler