Yaşasın 8 Mart!

Yaşasın 8 Mart!

8 Mart; yıllarca işçi sınıfının, emekçi kadınların, gençlerin elinde bayraklaşan bir mücadelenin günü olmuştur.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün “hikayesi” son yıllarda bizim cenah dışında ağza alınmıyor. Hatta “emekçi” ibaresi çıkarılıp, “14 Şubat’a eş değer, kadınların birer çiçek olduğu” propagandasıyla sözüm ona “kutlanıyor”. Bunun özellikle hakim sınıflar açısından bilinçli ve özellikle kışkırtılan bir durum olduğunu söylemek mümkün. Kendi sınıf çıkarları gereği, “emekçiye düşman” doğaları gereği 8 Mart sıradanlaştırılıyor. 

Yüzyılı aşkın zaman önce New Yorklu çoğu kadın dokuma işçisinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için verdikleri mücadelenin anısıdır, 8 Mart’ın çıkış noktası. Yıllarca işçi sınıfının, emekçi kadınların, gençlerin elinde bayraklaşan bir mücadelenin günü olmuştur. Sınıf mücadelesinin en önemli kazanımlarından biridir, her 8 Mart’ta da kadınlar sokaklarda haklarını arar, taleplerini dile getirir.

KADINLARA TAHAMMÜL EDEMEYEN TEK ADAM REJİMİ

Tecavüz, taciz, kadın cinayetleri, şiddet, istismar, tehdit, cinsiyetçi söylemler… Her gün yazılı ve görsel basında ardı arkası kesilmeyen yeni haberler.  Adaletsizlik, parmak sallamalar, çürümüşlük, “ketçap ve kahvenin şehvetinden bahsedenler” neden bu kadar arttı? Bu soruyu soranların sayısı hiç azımsanamayacak durumda. “Bizim mahallede olmaz, bizim apartmanda olmaz .“ denilse de gerçekle yüzleşince alt üst olan moraller ve artan tepkiler… Bunların en önemli kaynaklarından birisi de var olan sömürü düzeninin dünden çok daha hızlı çürümesi. Tek adam rejiminin inşası yolunda, “Cumhur ittifakı” yapanlar politikalarını inşa ederken kadınlara yönelik her türden saldırı da artarak devam ediyor. 

8 Mart öncesi illerde yapılan kimi eylemlere çok sert polis saldırısı gerçekleştirilmesi, üniversitelerde kadın çalışmaları topluluklarının yapacağı etkinliklerin yasaklanması da bunun son örneklerinden oldu. Kadınların yaşamlarına dair taleplerine tahammülsüzlüğün ne boyutta olduğu da tekrar tekrar karşımıza çıkmış oldu. 

BASKININ VE SÖMÜRÜNÜN İTTİFAKINA KARŞI, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜĞÜN İTTİFAKI İÇİN…

Geçen haftaların en çok konuşulan konularından birisi de AKP-MHP’nin ilan ettiği “Cumhur İttifakı” idi. Türkiye hakim sınıflarının çıkarları uğruna, rant ve sermaye birikiminin daha da hızlanması için, bölgede pay kapma heveslilerinin istediği rejimi inşa etmek için toplumun tüm kesimlerine saldıran bir politikanın “ittifak hali” bu. İşçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve ezilen halklara en ufak bir çıkarın düşmeyeceği bir ittifak bu. Fabrikalarını özelleştirerek halk sağlığını kirli pazarlıkları uğruna yok sayan, gençleri ölmeye ve öldürmeye zorlayanların ittifakıdır bu. İşte bu noktada da bu politikalardan en çok mağdur olan kesimler giderek daha fazla ortak paydada buluşmaktadır. Artık şucu bucu demeden birleşmenin, demokrasi ve özgürlükler için daha güçlü bir mücadeleyi örmenin zorunluluğu kendini hiç olmadığı kadar fazla dayatmaktadır. Eğer bundan harekete geçirici bir sonuç çıkartmazsak, hakim sınıflar “daha üzümümüzden, çok şarap içecekler…”

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Mart 2018 01:59
www.evrensel.net
ETİKETLER 8 Mart