Ekim Devrimi ve Doğu Cumhuriyetlerinde Kadın

Ekim Devrimi ve Doğu Cumhuriyetlerinde Kadın

'Ekim Devrimi, Doğunun emekçi kadınlarının ulusal, sınıfsal ve cinsel baskıdan kurtuluşlarının yolunu açmıştır.'

Dünyanın altıda birini kapsayan topraklar üzerinde kurulan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nde, bir kısmının adı ve varlığı ancak Ekim Devrimi’nden sonra duyulan yaklaşık iki yüz farklı halk topluluğu yaşıyordu. Bunlardan önemli bir bölümü asırlardır İslam dininin etkisi altında olan Türki halklardı. Ekim Devrimi’nin ve sosyalizmin inşa mücadelesinin, kadınların kurtuluşu açısından muazzam öneminin kendini en çarpıcı şekilde gösterdiği alan, hiç kuşkusuz, bir “halklar hapishanesi” olan Çarlık Rusya’sının boyunduruğu altında ezilen bu ulus, azınlık milliyet ve halk topluluklarına mensup kadınların durumudur. Ekim Devrimi, Doğunun emekçi kadınlarının ulusal, sınıfsal ve cinsel baskıdan kurtuluşlarının yolunu açmıştır.

KADINLARIN TOPLUMSAL KONUMU

Din etkisi altında olan Doğu cumhuriyetlerinde kadınların toplumsal konumlarını belirleyen, şeriat kanunları ve feodal geleneklerdi. Sanayinin az gelişmiş olduğu bu bölgelerde kadın emeği toplumsal üretime neredeyse hiç girmemişti.

Sovyet iktidarının kadınlara hak eşitliğini sağlayan kararnamelerin ilanı, başlangıçta, Doğunun emekçi kadınlarının yaşamlarını değiştiremedi. Ne devrimin kendilerine sağladığı hakları biliyorlardı ne de bunları kullanabilecek durumdaydılar.

Sovyet iktidarının kadınlara tanıdığı hakları kullanmaları tamamen Komünist Partisi ile kadın kollarının muazzam çabalarıyla belirlenen bir mücadele sürecinin ürünü olmuştur. 

YENİ YÖNTEMLER

Doğu cumhuriyetlerinde komünist partisinin örgütlenmeyi sağlayacak kadın kadroları yoktu. Devrimden hemen sonraki yıllarda, daha iç savaş döneminde ülkenin başka yerinden kadın çalışmasını örgütlemek üzere bu bölgelere gitti. 

Komünist partisi burada önce kadın hareketinin çekirdeğinin oluşturulması, buradan genişlemesini hedeflerken, bölgenin geleneklere bağlı, içe kapalı yapısına dikkat çekerken, yerel özelliklerin abartılıp SSCB’nin çıkarlarını yadsıma noktasına gelinmemesi noktasında da uyarıyordu.

Doğudaki temel kadın çalışması, kadın kitlelerini aydınlatıp, kurtuluş mücadelelerini bizzat kendi ellerine almalarını sağlamaya yönelikti. 

1918-1919 yıllarında kadın çalışmasını örgütlemek için Doğu cumhuriyetlerine giden komünist kadınların yüzlercesi, halk kitleleri üzerinde büyük bir etkiye sahip mollaların ve yerli gericilerin kışkırtmasıyla katledilmişti. Fakat bu, komünist kadınların gözünü yıldırmamış, onları yeni yöntemler aramaya yöneltmişti. 

ÇALIŞMALARDAN ÖRNEKLER

Komintern’in kongrelerinde ve komünist kadınların uluslararası konferanslarında da Doğudaki kadınların kurtuluşu sorunu özel olarak ele alınıyordu. Kadının kurtuluşundaki başarıların en açık görüldüğü yer Azerbaycan’dı. Halk Komiserlikleri, önemli maddi kaynaklar ayırarak, kültürel ve politik çalışmaların merkezi olan kadın kulüplerini Azerbaycan’ın bütün bölgelerinde kurdu.

Kadınların yabancı erkeklerle konuşmalarına izin vermeyen adet ve gelenekler öylesine katı bir biçimde uygulanıyordu ki, buralarda kadınların pazara gitmelerine ve alışveriş yapmalarına bile izin verilmiyordu. Bu yörelerde kadın kolları kadınlara ulaşmanın bir yolu olarak “kadın bakkalları” açtılar. Bakkalın kapısına “Erkekler giremez” tabelası asılıyor, içeride kadınlar tezgahtarlık yapıyorlardı. Bu bakkallar gerçekte aydınlatma ve örgütleme çalışmasının ilk adımlarının atıldığı yerler oldu. Bakkalların duvarlarında bebek bakımı vb. ile ilgili resimli panolar ve çeşitli yazılar asılıyordu. Alışverişe gelen kadınlarla konuşulmaya, çeşitli sorunlarda bilgi verilmeye ve bu yolla kadınların kulüplere gelmeleri sağlanmaya çalışılıyordu. Örneğin, kucağında çocuğuyla alışverişe gelen kadına “tesadüfen” bakkalda bulunan kadın doktor yaklaşıyor, onunla çocuğu hakkında konuşuyor ve çocuğu muayene ettirmek ve aşı yaptırmak için ilgili kuruluşa gelmeye çağırıyordu. 

KAZANILAN HAKLAR

Asırlardan beri kocalarının köleleri olagelmiş kadınların neredeyse ilk kullandıkları hak “boşanma hakkı”ydı. Bu, Doğunun emekçi kadınlarının uyanışının ve kendi ezenine karşı başkaldırışının en önemli belirtilerinden birini oluşturdu. Boşanma hakkı ile birlikte kadınlar, özgür eş seçimi hakkını da elde etmişlerdi ve bunu artık kullanıyorlardı.

Jenotyeller, kadın kulüpleri vb. aynı zamanda kadınların ve genç kızların kocalarından, babalarından ve erkek akrabalarından kaçıp sığındıkları emin barınaklar oldu. Zorla evlendirilmek istenen, şiddete maruz kalan kadınların, artık sığınabilecekleri yeri vardı. Sosyalist devlet, yasaları ve çeşitli kurumlarıyla, köleliğe karşı isyan eden kadınların ve genç kızların yanındaydı.

Kadınların siyasal, toplumsal ve kültürel yaşama katılmasının ön koşullarından biri de okur-yazarlıktı. Çarlık döneminin Orta Asya’sında okuma yazma bilenlerin oranı %2, Transkafkasya’da %1 civarındaydı ve bunların arasında kadınlar yok denecek kadar azdı. 1934 yılı başında Doğu halklarında okur-yazarlık oranı %70’e çıkmış, 1936’da ise okuma-yazma bilmeme durumu tamamen tasfiye edilmişti.

Kadınların yüzyıllardan beri yaptığı bu işler üzerinden onları toplumsal üretime çekme çalışması, kadın emeğine toplumsal değer kazandırılmasının ve onun bizzat ücretlendirilmesinin ötesinde, kadının kültürel seviyesinin yükseltilmesine de hizmet etti. Yaptıkları iş karşılığında ücretlendirilmeleri onları anne-babalarından, kocalarından ekonomik olarak bağımsız kıldı. 

Kaynak: Özgürlük Dünyası sayı 210 Ekim Devrimi ve Kadın

www.evrensel.net
ETİKETLER SSCBkadın