Ders kitaplarından direnişe 

Ders kitaplarından direnişe 

Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde okuyan bir öğrencinin gözünden metal işçilerinin mücadelesi

Gazi Üniversitesi Öğrencisi 
Ankara

Geçtiğimiz dönem vize ve final zamanlarında makaleler, notlar ve ders kitaplarıyla boğuşurken Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünde okuduğum için “sınıf tarihi ve mücadelesi”, “sendikacılık”, “direniş”, “grev”, “işçi hakları” gibi kavramlarla sayfalarda sıkça karşılaşıyordum. Altını fosforlu kalemlerle çizdiğim bu kavramların geçenlerde bizzat yaşandığını gördük. 

SENDİKAL MÜCADELENİN SORUNLARI

2015 yılında işçilerin talepleriyle beraber bu taleplerini yerine getirmek için gösterdikleri direnişlere, yaptıkları grevlere hepimiz tanıklık ettik. İşçiler, bu metal fırtına döneminde kendi inisiyatifleriyle önemli kazanımlar elde ettiler. 2017 yılında metal sektöründe toplu iş sözleşmeleri tekrardan gündeme geldi. Haliyle sendikalara da büyük görevler düşüyordu. Derslerde gördüğümüz sendikacılık kavramı işçilerin haklarını gözeterek hareket eden bir kurum olarak bizlere öğretiliyor. Günümüze baktığımızda ise sendikacıların işçilerin haklarından daha çok kendi çıkarlarını düşünerek hareket ettiğini görüyoruz. 2015 yılında metal işçileri kimi fabrikalarda “Türk Metal istifa!” sloganları atarak Türk Metal sendikasını istemediklerini duyurmuşlardı. Türk Metal’in bu üç senelik aradan sonra geçmişte karşılaştığı direncin etkisiyle ve işçilerin net tavrından dolayı masaya daha faklı oturması gerekiyordu. Elbette bu süreç, metal iş kolundaki diğer sendikalarda da tartışılıyordu. 

GREV YASAKLAMA GEREKÇESİ: MİLLİ GÜVENLİK

İşçilerin görüş birliğiyle grev kararı alındı. Hemen ardından yabancı karşılamayacağız bir haber geldi. 130 bin işçinin sarsıcı gücünden korkan hükümet, patronların da desteğini alarak OHAL yaftasıyla birlikte grevi “milli güvenlik” gerekçe göstererek yasakladı. Fakat işçiler kararlı duruşlarından bir adım dahi geriye atmadı. İşçilerin emin tutumu ve yapılan tartışmaların ardından Türk Metal ve MESS arasında 12 saat süren görüşme sonunda iki senelik toplu iş sözleşmesi imzalandı. Sendika bu sözleşmeyi ”yüzyılın sözleşmesi” olarak adlandırıyor. 

SENDİKAYI SENDİKA YAPAN İŞÇİLERDİR

Peki işçiler bu durum hakkında ne düşünüyor? Genç işçilerin önemli bir bölümünü sözleşmeli çalışanlar oluşturuyor. Sürekli giriş çıkış yapıyorlar bu nedenle bir yerde geçirilen süreleri sıfırlanıyor. Yani çalışanların büyük kısmının aldığı zam 500 liranın altında kalıyor. Sözleşmeli ve yeni kadroya geçen işçiler sözleşmeye en büyük tepkiyi veren kesim oluyor. İşçilerin değindiği bir diğer konu ise kendilerinin belirlediği %38’lik zam oranının %24’e düşürülmesi oldu. Sendikanın işçilere danışarak ve son durum hakkında bilgi vererek sözleşmeyi imzalaması gerekiyordu. Sözleşme imzalandıktan sonra bu tartışmanın yapılmasını gereksiz bulanlar olabilir. Lakin unutulmamalıdır ki sendikayı sendika yapan işçilerdir ve işçinin fikri sözleşmede belirleyici unsur olmalıdır. 
Üniversitedeki Sosyal Politika dersinde gördüğümüz kazanılmış hakların hep bir direniş sonucu elde edildiğiydi. Yaşadığımız bu TİS sürecinde de gördük ki kazanılan bu haklar sendikanın kendiliğinden bir çabası değil işçilerin verdiği mücadeleden dolayıdır.

www.evrensel.net