Evrensel yargı kıskacında: İktidar ‘haber yapma’ diyor

Evrensel yargı kıskacında: İktidar ‘haber yapma’ diyor

İktidarın gazeteler üzerindeki baskısı her geçen gün artıyor, davalarla basın sindirilmeye çalışılıyor. Gazetemizin Avukatı Devrim Avcı değerlendirdi.

Meltem AKYOL
İstanbul

Afrin’e ‘Zeytin Dalı’ operasyonunun başladığı günden bu yana basına yönelik baskılar artıyor. Başbakan Binali Yıldırım, gazete ve televizyonların nasıl haber yapacağını tarif edip 15 maddelik bir ‘uyarı’ listesi tutuşturuyor medya yöneticilerinin ellerine. İnternet sitelerine Afrin haberleri nedeniyle erişim engeli geliyor, gazetecilerin de aralarında bulunduğu onlarca kişi gözaltına alınıyor, bazıları tutuklanıyor. Gerekçesi Afrin paylaşımları oluyor... Gazetemiz Evrensel gibi gazeteler üzerinde zaten var olan iktidar baskısı ise arttıkça artıyor. Adliyede geçirilen mesai saatleri her geçen ay daha fazla oluyor. Üstüne bir de yeni soruşturmalar-davalar, erişim engelleri, tekzip yayınlamalar da eksik olmuyor. Bütün bu davalar, soruşturmalar ve erişim engellerini gazetemize değerlendiren Avukatımız Devrim Avcı, yaşanan süreci şöyle yorumaldı: “Hükümeti eleştiren her haberden sonra erişim engeli ve tazminat davaları yağıyor. Man Adası belgeleri, Paradise Belgeleri... İktidar diyor ki, ‘Haberi ya yazmayacaksın ya da benim dediğim gibi yazacaksın. Yok yapmam dersen  karşılığı bu olur.’ Böyle yaparak geride kalan gazeteleri de baskı altına almak ve susturmak istiyorlar.”

ONLARCA DAVA, MİLYARLARCA LİRA TAZMİNAT

Bazı mahkemeler sadece iktidar medyasının dışındaki gazetelere çalışıyor dersek sanırım  abartmış olmayız. Üstelik yalnızca ceza davaları değil, bir yandan yüklü miktarlarda tazminat talebi ile açılan ‘manevi tazminat’ davaları, öte yandan tekzip davaları... Evrensel aleyhine açılmış, şu anda devam eden, temyiz aşamasında olanlar dahil, 30 dava bulunuyor. Davaların gerekçesi bazen “Cumhurbaşkanına hakaret”, bazen “kişilik haklarını ihlal” ve bazen de “örgüt propagandası” oluyor. Yargılamaya konu olanlar ise haberler, yazılar yorumlar... Muhabirlerimiz, yazarlarımız gözaltına alınıyor tutuklanıyor. Haklarında onlarca yıla varan ceza talep ediliyor. Gazetemizden toplamda 500 bin liraya varan tazminat talep ediliyor.

DAYANIŞMAMIZA DA DAVA

Sadece yayınladığımız haberler, yorumlar değil baskı altında bulunan gazeteler-gazetecilerle dayanışma içinde oluşumuz da yargılanıyor. Gazetemizin Yazarı İhsan Çaralan hakkında, kapatılan Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak amacıyla başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katıldığı için iki ayrı dava bulunuyor. Davalardan biri, dayanışma nöbetine katıldığı için, bir sonraki duruşması 15 Mart 2018’de görülecek. Diğer dava ise Çaralan’ın “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” yaptığı gün Özgür Gündem’de çıkan haberler nedeniyle açılan “Cumhurbaşkanına hakaret” davası. Bu davanın duruşması da 5 Nisan’da. Eski Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Çağrı Sarı, farklı davalardan toplam 16 ay hapis cezası aldı, itiraz süreçleri devam ediyor.  

MUHALİF GAZETELER SIRAYLA HAKİM KARŞISINDA

Gazetemizin avukatı Devrim Avcı ise mesaisinin büyük bölümünü bu davalar için adliyelerde geçiyor. Esas adresi Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, şimdilerde ise mesaisinin bir bölümü Bakırköy Adliyesinde geçiyor. Dava açan, şikayetçi olan, ceza verilmesini isteyenlerin büyük çoğunluğunun siyasi iktidarda olanlar ya da onların yakınındakiler olduğuna dikkat çeken Avcı, “Cumhurbaşkanı, onun eşi, oğlu, damadı..., bakanlar, milletvekilleri... Devam eden dava sayımız 30’u aşkın, kazandığımız-kaybettiğimiz eski davalarla sayı çok daha büyüyor. Bir de soruşturma açılıp takipsizlik kararı verilenler var. Bütün bunları birlikte düşündüğümüzde siyasi iktidarın hakkında çıkan hemen hemen her eleştirel habere, yazıya dava açtığını görüyoruz. 2. Asliye Ceza Mahkemelerinde muhalif olan bütün gazeteler sırayla hakim karşısına girip çıkıyor. Orada, bir kişi şikayeti olmaksızın, iktidar yanlısı basını göremezsiniz. Çok net bir çizgi var yani, bir taraftan hükümet yanlısı basın, diğer tarafta haber vermek için uğraşan ve bunun için uğraşırken de bin bir türlü baskı ile karşılaşan basın. Mahkemeye gidiyorsunuz, panoda davaların saatlerine bakıyorsunuz, Evrensel, Özgürlükçü Demokrasi, hâlâ davaları süren Özgür Gündem, Cumhuriyet, BirGün... Biri giriyor biri çıkıyor, şikayetçiler ise aynı: İktidar mensupları”. Biz basın avukatları sürekli yer değiştiriyoruz, ‘sıra sizde, sıra bizde’ diye. Ama onlar sabit. Yani sanık tarafında yargılanan her zaman muhalif basın oluyor” ifadelerini kullandı.

HABER YAPTIRMAMANIN YOLU: ERİŞİM ENGELİ

Son dönemde erişim engeli kararları ile çok sık karşılaştıklarını da anlatan Avcı, “Şöyle bir örnek vermek istiyorum. Üsküdar’da Ünalan Mahallesinde deprem toplanma alanı olan bir bölge var. Burası o mahallenin, habere göre, deprem toplanma alanı olarak ayrılan tek yeşil arazisi. Ve burası TÜRGEV’e tahsis ediliyor. Mahalleli de basın açıklaması düzenliyor ve basın açıklamasına CHP Milletvekili Barış Yarkadaş da katılıyor. Milletvekili de burada konuşuyor, diyor ki “Tüm yeşil alanlar betona ve betonarmeye çevriliyor. Deprem olduğunda bizi TÜRGEV mi kurtaracak? TÜRGEV’in betonarme binalarına mı sığınacağız? Her yer beton oluyor, yeşil alanlar AVM’ye bırakılıyor.” Bu haberle ilgili TÜRGEV’in kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden mahkeme, o habere erişim engelleme kararı verdi. Biz buna itiraz ettik, henüz net bir karar verilmiş değil. Ya da mesela Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız’ın “6 yaşında çocuk evlenebilir” sözlerinin geçtiği haberler... Bunlara da erişim engeli kararı verildi. Kişilik haklarına ihlal gerekçesi ile” diye konuştu.

İKTİDARI ELEŞTİRMEK ‘KİŞİLİK HAKKI İHLALİ’ Mİ?

İktidar mensupları, yakınları ya da iktidarla bir biçimde ilişki içerisinde olanlara dair haber yapmanın, eleştirel haber yapmanın, ‘kişilik hakkı ihlali’ sayıldığına dikkat çeken Avcı, “Yani kişilik haklarını ihlal dedikleri şey ne biliyor musunuz: İşte haberin TÜRGEV aleyhine olması, Nurettin Yıldız’ın aleyhine, siyasi iktidara mensup herhangi birinin, akrabasının, şirketin aleyhine olması. Yoksa mesela Nurettin Yıldız’ın açıklaması. O söylemiş bu sözleri. O söyleyince bir şey olmuyor ama haberini yapmak kişilik hakkı ihlali oluyor. Eleştiriden muaf anlamına geliyor zaten. Çünkü öyle bir hal aldı ki bu tür başvurular erişim engelleme kararı talep edildiği zaman otomatikman verilir hale geldi. İktidar ya da iktidarın yanında bir biçimde yer almış birileri ile ilgili bir habere dair erişim engeli talebi varsa ona garanti erişim engeli kararı verilir diyorsunuz...” dedi.

ERİŞİM ENGELİ, YETMEZ TEKZİP, YETMEZ DAVA...

Bu erişim engellerine yapılan itirazların da hiçbir biçimde kabul edilmediğini söyleyen Avcı şunları söyledi: “Hepsi reddediliyor. Kesin karar olduğu için Anayasa Mahkemesi’ne başvurularımızı yapıyoruz. AYM’de henüz karara bağlanmadı. İç hukuk yollarını tükettiğimizde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuracağız. Burada esas sıkıntı nerede, nasıl haber yapmanız gerektiğini, kimi eleştirip, kimi eleştirmeyeceğinizi bu şekilde baskılarla kontrol etmeye çalışmaları. Yani diyorlar ki, Cumhurbaşkanıyla, TÜRGEV’le, Bilal Erdoğan’la, Berat Albayrak’la, Başbakanla, Serhat Albayrak’la vs... Liste uzar gider, ilgili haber yapmayacaksın. Bu haberlere erişim engeli gelir. Arkasından da tekzip kararları...” Avcı, “Paradise Papers ve Man Adası belgeleri yayınlandıktan sonra, tomarlar halinde düzeltmeler geliyordu. Erdoğan’ın eşi, kardeşi, Albayrak ailesi...

Haberde kimin ismi geçiyorsa hemen tekzip metni gönderiyor. Mesela Serdar Albayrak’ın Paradise Papers’ta adı geçiyor, haber yapıyoruz. Haber HDP’li ve CHP’li  vekillerin basın açıklamaları. Buna bir cevap ve düzeltme girmek zorunda kaldık. Çünkü mahkemenin bizim yaptığımız itirazı kabul edeceğini sanmıyorum, bunu daha önceki pratiklerimizden biliyoruz. Sonra da davalar…” ifadelerini kullandı.

MADDİ BASKININ BİR YÖNTEMİ: TEKZİP DAVALARI

Bu süreçlerin aynı zamanda çok ciddi maddi baskılar anlamına da geldiğini belirten Devrim Avcı, “Şimdi mesela bir haber yayınlıyorsunuz, eleştirel bir haber, kişilik haklarını ihlal etmiyor, kimseye hakaret etmiyor. Güncel ve gerçek bilgileri içeriyor. Siz haberinizden de eminsiniz, doğruluğundan zerrece şüpheniz yok. Haberin konusu olan kişi ya da kurum mahkemeye başvuruyor, iktidara yakınsa da mahkeme karar veriyor anında. Siz bu haberinizle ilgili tekzip, yani düzeltme yayınlamak zorunda kalıyorsunuz. Mahkeme bu davalarda içeriğe dair tartışma yapmıyor, haberin kimseye hakaret etmemiş olmasının kıymeti yok, yayınlanmasında da kamu yararı var ama buna rağmen cevap ve düzeltme yayınlamak zorunda kalıyorsunuz. Gazetecilik anlamında bizim haber yapma hakkımız nerede başlıyor, bunun bir sınırı mı var? Bunu yapmanız da yetmiyor üstelik, o tekzibi yayınladınız ama bakalım usülüne uygun mu? Tekzibi yayınladınız ama, işte “usulune uygun mu, aynı yerde mi, birinci sayfada nasıl yayınladınız” gibi teknik incelemeler yapılıyor. Ve yüklü miktarda tazminat isteniyor. İki ayrı davamız var böyle, birinde yayınladığımız halde ‘beğenmediler’ 100’er bin liralık davalar bunlar. Son dönemlerde bu davalardan daha sık görür olduk, ciddi maddi baskılar bunlar” dedi.

‘HAKARET’LERİN YERİNİ TEKZİP DAVALARI ALDI

Daha önce daha çok Cumhurbaşkanına ve devlet büyüklerine hakaret davaları açıldığına dikkat çeken Avcı, bunun yerini yavaş yavaş tekzip davalarının aldığını söyledi: “Muhalif  gazetelere dönük bu tekzip davaları bu aralar çok fazla. Çünkü tekzibi usulüne uygun yayınlama ya da hiç yayınlamamanın cezası son derece yüksek. Bu davalarda 100 bin lira gibi rakamlar istiyorlar. 3 gün içerisinde yayınlanması gerekiyor bu tekzip metinlerinin, örneğin haftalık yayınlanan bir köşe yazısı ise o gün yayınlamazsanız o üç günü kaçırıyorsunuz, yine süresinde yayınlamamış oluyorsunuz, yayınlasanız da aynı köşede aynı punto ile yayınlamamış oluyorsunuz. Böyle bir sıkıntı var, ya da gazetenin mizanpajı gereği aynı yerde, aynı şekilde yayınlayamayabiliyorsunuz. Bütün bunlar ifade edilerek bu tekzip yayınlama usullerine ilişkin AYM’ye bir başvuru yapıldı, ama mahkeme reddetti bunu.” 

www.evrensel.net