“Stajyerleri görmezden geliyorlar”

“Stajyerleri görmezden geliyorlar”

Hayatımızın merkezine koyduğu üniversite sınavının sadece bir ay içerisinde dört kez değiştirilmesi de bizlerin gelecek kaygısını epey arttırdı.

 

 

İrem Hazal KELLECİ

Adana
 

Hükümetin kindar nesil yetiştirme çabaları ileride rahat, güvenli bir yaşam sürmemizi giderek imkansızlaştırdı. Bunların yanında geleceğimizi şekillendirecek olan ve hepimizin neredeyse hayatımızın merkezine koyduğu üniversite sınavının sadece bir ay içerisinde dört kez değiştirilmesi de bizlerin gelecek kaygısını oldukça arttırdı. Biz de bu konular hakkında düşüncelerini dinlemek için meslek lisesi son sınıf öğrencisi Eylül ile bir araya geldik.

OKULDA GÜVENDE HİSSETMİYORUM”

Emekçi bir ailenin en büyük kızı olan Eylül, ülkenin sıcak gündeminden dolayı oldukça kaygılı. Kurttepe Endüstri Meslek Lisesi'nde bilişim teknolojileri bölümünde okuyan Eylül, aldığı eğitimden ve bu yorucu tempodan hiç memnun değil. Neden memnun olmadığını soruyorum ona. Derin bir iç çekip “Nereden başlasam?” der gibi bakıyor ve gülüyor. Biraz bekledikten sonra başlıyor anlatmaya. Okulunun tehlikeli olduğunu, etrafında uyuşturucu tacirleri ve onların peşinde de sürekli polisler olduğunu söylüyor. Öğrencilerin kesici aletleri okulda rahatça kullanabildiğini söyleyip gözünün önünde arkadaşına nasıl çakı sapladıklarını da anlatıyor hatta. Benim anlattıklarını şaşkın şaşkın dinlememe gülüyor, ardından devam ediyor anlatmaya. Hafta sonları sınav olmasından dolayı okulun hafta içi akşam saatlerine alındığını ve havanın kararmasından dolayı bunun da ayrı bir dert olduğunu söylüyor. Okula gelmek için karanlık ve ıssız sokaklardan geçmek zorunda kaldıklarını ve özellikle kadın öğrenciler olarak bu durumdan çok şikayetçi olduklarını söylüyor. O saatte sokakta olduğu için insanların taciz eden bakışlarına maruz kalmaktan yorulduğunu anlatıyor. “Kısacası hem okula giderken hem de okulda kendimizi güvende hissedemiyoruz.” diyor.

MESLEK LİSELİLER ÜNİVERSİTEYE HAZIRLANAMIYOR

Okuldaki eğitimi nasıl bulduğunu soruyorum. O da bunca gerilimi yaşayıp okula gittiklerini fakat okulda yeterli bir eğitim alamadıklarını söylüyor. Zaten okuduğu bölümün derslerinin ona gerçek anlamda bir şeyler katmadığını, teneffüs saatleri belirsiz olduğundan hocalarının genellikle dersi erken bitirdiğini belirtiyor. Ben de geçen sene üniversiteye sınavsız geçiz hakkının kaldırılması hakkında neler düşündüğünü soruyorum. Biraz sinirli bir şekilde gülerek anlatıyor. Sadece meslek dersleri gördüklerinden üniversite sınavına hazırlanamadığını ve son sınıfa geldiklerinde staj yaptıklarından ne dışarıdan bir eğitim alabildiklerini ne de eve gidip çalışacakları bir zamanlarının kaldığını söylüyor. Stajda ne gibi sorunlar yaşadığını soruyorum, o da zaten stajdan çıkıp yeni gelmiş yanıma, çok yorgun ve çok dolmuş, başlıyor anlatmaya.

TOPUKLU AYAKKABI GİYERSEN CİDDİYE ALINIRSIN

Genellikle stajyerlerin görmezden gelindiğini söylüyor Eylül. Halleri olsun, tavırları olsun kendilerine insan muamelesi yapılmadığını söyleyip bugün yaşadığı bir olayı anlatıyor haline gülerek. Daha sonra ayakkabılarını gösterip “Kadın stajyerler olarak sadece topuklu ayakkabı giyindiğimiz zaman ciddiye alınıyoruz ve bu seferde tacizkâr bakışlara maruz kalıyoruz.” diyor. Bütün bunlara stajı yanmasın diye katlandığını da söylüyor. Yaptığı işi öğretmek yerine çay kahve gibi ayak işlerini yaptırdıklarını ve boş zamanları olmadığından staj yerinde de derslerine çalışamadıklarını söylüyor. En son olarak da saydığı bütün bu sorunların ve genel olarak eğitim sistemindeki gidişatın çözülmesi için sence ne yapılmalı diye soruyorum. Şu anki eğitim sisteminin geleceği konusunda onu endişeye düşürdüğünü ve bu yüzden acilen Milli Eğitim’e seslerini duyurmaları ve meslek liseliler olarak taleplerini dile getirmeleri gerektiğini söylüyor.

 

www.evrensel.net