Asıl kanser sağlık sisteminde

Asıl kanser sağlık sisteminde

Kim her yıl binlerce Dilek’in ilaçlara ulaşamadığı için hayatını kaybettiğini görmek ister?

 

Munzur Üniversitesi’nden Hemşirelik Öğrencisi 

İnsanlık konusunda bir kez daha hayal kırıklığına uğradım. Görüyorum ki çaresizliği hiç tatmamışsınız hayatınızda.” Bu sözler lenf kanseri teşhisi konulan Dilek Özçelik’in, yaklaşık beş sene önce dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a söylediği sözlerdi. Dilek 23 yaşındaydı bu sözleri söylediğinde. Trakya Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği okuyordu. Dilek geçtiğimiz haftalarda yaşamını yitirdi, 28 yaşında.  

Kanser ilaçlarına ulaşım zorluğu yaşayan Türkiye’deki binlerce kanser hastasından biriydi Dilek. Kanser ilaçlarına ulaşım zorluğunun çözüm bulunması talebini iletecekti belki, belki başka bir şey söyleyecekti ama avucuna para sıkıştırılmasını istemeyecekti. Kendisi söylemişti “Dilenci değilim.” diye. Aslında Dilek’in cümleleriyle hücum ettiği sadece o bakan değildi. O bakanın temsil ettiği dünya düzenindeki sağlık politikalarıydı. Özelleştirmelerle beraber kaliteli bir sağlık hizmeti almak isteyenlerin tonlarca para akıtması gereken bir yapı hali alan “herkes tarafından ulaşabilir bir sağlık hizmeti”. Özellikle bir de Dilek gibi kanser hastasıysanız akıtacağınız para çok ve randevuda bekleyeceğiniz ilaç, muayene sırası o kadar uzun ki... Kanser teşhisi konulan hastalar ilaçlarının çoğunu yurtdışından gelmesini bekliyor ve bu bekleyiş 10 aya kadar uzayabiliyor. İktidar tarafından çokça başarılı olduğu iddia edilen bu sistemde her yıl 160.000 kişiye kanser teşhisi konuluyor ve bu teşhis konulan hastalardan yaklaşık 100.000 kişi hayatını kaybediyor. Hayatını kaybedenlerin birçoğu kanserle mücadele etmekten çok ilaçsızlıkla mücadele ediyor. 

KİM İSTER BU SAĞLIKSIZLIĞIN PARÇASI OLMAYI?

Bir de bu sağlık hizmetini sunmaya çalışan sağlık emekçilerinin zor çalışma koşuları meselesi var. Özellikle bu yıl memurlara yapılan %3’lük zam, tükenmişlik sendromunun tanınmaması, personel azlığına bağlı fazlaca iş yükü... Sorunlardan bazıları bunlar.

Özellikle tıp, hemşirelik ve diğer sağlık alanlarında okuyan arkadaşlarımızın çoğu, yukarda gördüklerine yabancı değildir. Hatta onlar daha fazlaca soruna da parmak basabilir ve anlatabilirler. Böyle bir sağlık sisteminde kim hizmet vermek ister ki? Ailesinden veya arkadaş çevresinden birinin çalıştığı ya da bulunduğu kurumda tedavi görmesini istemeyen birçok sağlık personeli var. Buna alternatif olarak en yakın özel hastanenin kapılarını çalınıyor haliyle. Kim birebir kalitesizliği kendi gözlerinizle gördüğünüz, insanın sadece parası kadar bir sağlık hizmeti almasından doğmuş ve çürümüş bu sağlık hizmetinde çalışmak ister? Kim her yıl binlerce Dilek’in ilaçlara ulaşamadığı için hayatını kaybettiğini görmek ister?

Formülasyon belli aslında; ne bu sağlık hizmetinin geleceği olan, sağlık bölümlerinde okuyan gençler olarak bu hizmetsizliği vermeye, ne de bu hizmetsizliği almaya mecbur değiliz. Halkın parasız, nitelikli ve eşit bir sağlık hizmeti içinde, kendimizin de gelecekte hastanelerde çalışmaya başladığımız vakit karışılacağımız sorunların önüne geçebilmek için taleplerimizi savunmaktan, direnmekten başka şansımız yoktur.

 

www.evrensel.net