İşyerinde ‘ekmek kavgası’

İşyerinde ‘ekmek kavgası’

Versen 10 tane ekmek götürecek insanlar var burada. Ne yapacaksınız o kadar ekmeği diyorum, ıslatıp hamur açan var, kızartıp yiyen var...

Zeynep ÇELİK

Merhaba Evrensel okurları, 

Ben Ankara’nın Kazan ilçesinde bir fabrikada idari personel olarak çalışıyorum. Size biraz şehrin bu tarafındaki küçük atölye tarzı fabrikalardan bahsetmek istiyorum. Malumunuz, özel sektör çalışanlarının net bir iş tanımı yoktur. Bizim burada da durum farklı değil. Mesela ben sekreter olarak çalışıyorum. Akla ilk gelen fotokopi, telefon, randevu vs. oluyor. Ancak bütün özel sektör çalışanları bilir ki “Yapabildiğin bütün işlerin yüklendiği” insanlardır özel sektör çalışanları. “Benim mesaim bitti, gidiyorum”, “Ben yalnızca şunu şunu yapmak için işe alındım” diyemiyorsun. Ben de haliyle patronların akrabalarının hastane randevularından, bilet rezervasyonlarına varana kadar alıyorum zaman zaman. Çay demliyorum, yeri geliyor nadiren de olsa ofis temizliyorum, fuar teşvik evraklarını hazırlama, malzeme satın alma, stok kontrolü, otel-uçak rezervasyonu, yemek dağıtma işleri vs. ile ilgileniyorum. “Ofisleri temizlesin” diye alınan kişi yemek dağıtıp, malzeme almaya gidiyor, yapılacak ağır işlerin hepsini yapıp ihtiyaç halinde müşterilerin şantiyelerine gönderiliyor teknik servis personeli olarak. Aman kafan biraz çalışmasın. 

Şimdi bütün bu işlerin elbette bir karşılığı oluyor. Oluyor da karşılığı alınabiliyor mu? Tabii ki hayır, çünkü devlet denetimi yok. Senden benden alınan vergi patronlardan alınmadığı gibi, senin benim yasa karşısında olan durumum patronların yasa karşısında olan durumuyla bir olmuyor. Ücretler burada asgariden yatmasa da, en düşük ücreti alan çalışan parasını asgarinin az üstünde bankadan alıp, geri kalanı elden alıyor. O elden alınan para bazılarında 50 TL olurken bazılarında 2 bin TL olabiliyor. Sonuçta kimsenin sigortası ücretinin tamamı üzerinden yatmıyor. 15 senedir çalışanlar var, onların da ücretinin tamamı bankaya yatmıyor. Hükümet yetkililerine anlatsan “Ülkenin hiçbir yerinde böyle şeyler olmuyormuş” gibi davranırlar, ancak bu ülkenin gerçeği. Onlar 3 maymunu oynayınca sonuç değişmiyor.

İş güvenliği uzmanı buraya ayda bir geliyor. Çok sık değişiyor uzmanlar, bazen her seferinde farklı kişi geliyor. Her gelen kişi önce mutlaka alınacak olan eğitimlerden bahsediyor. Havalandırma yok, kışın soba yakılıyor atölyenin ortasında, duman ofislere kadar gidiyor, herkes öksürüyor. Bunun denetimi yok. Baret takma zorunluluğu getiriyor bazı uzmanlar, ancak iş ayakkabısı, kıyafeti herkesin yok, bunun kontrolü yapılmıyor. Devlet yetkilileri denetim yapmadığı için, uzmanın söyledikleri de bir süre sonra unutulup gidiyor.

Bizim firmaya yemek dışarıdan geliyor. Her gün gelir gelmez personeli sayıp yemek sayısı bildiriyorum yemeği getiren şirkete. Zaman zaman misafir geliyor, yemek yetmiyor zaman zaman da yemek artıyor. Ekmeği çok yiyen de var hiç almayan da. Ancak bizim burada her gün yemek ve ekmek tartışması yaşanıyor. Kalan yemeği götüren bir çalışan var, söylediğine göre evin bütçesine inanılmaz katkısı oluyormuş. 3 çocuğu var, eşi çalışmıyor, küçük olanlar okula gitmiyor henüz. Haliyle yalnızca ekonomik olarak değil manevi olarak da katkısı oluyor evin yemek yapan kişisine. Bazen çok arttığında ben de ana yemekten götürüyorum eve. Akşamki yemek yapma koşturmacasını ortadan kaldırıp çocuğumuza ve kendimize zaman ayırmamızı sağlıyor bu durum. Ekmek tartışması ayrı bir mesele. Versen 10 tane ekmek götürecek insanlar var burada. Ne yapacaksınız o kadar ekmeği diyorum, ıslatıp hamur açan var, ısıtıp yiyen var, kızartıp yiyen var.  Ekmeğin gramajı düşürüldü, yani zamlandı. Fiyatında bir değişiklik yok. Haliyle insanlar 1 tane ekmekle doyamaz oldu. Eh, daha fazlasına da imkanları yetmiyor. Resmen bir ekmek kavgası yaşanıyor küçücük atölyede. 

İnsanlar burada her ayın belli bir gününde aldıkları ücretle geçinmiyorlar, avanslarla geçiniyorlar. Aya geriden başlayan var, ödeme günü geldiğinde hiç almayan var. Arada soruyoruz: “Ekonomi yüzde 11 küsür büyümüş, duydun mu” diye, “Hiç haberimiz olmadı, hayret” cevabını veriyorlar. Çünkü bu büyümeden payı bizim almadığımız kesin. Öyle olmasa her gün “Ekmeği sen alma, sen fazla aldın” kavgası yaşanmazdı. 
Aslında anlatılacak o kadar çok şey var ki, ama ben burada bitireyim şimdilik anlatacaklarımı.

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Aralık 2017 13:29
www.evrensel.net
ETİKETLER Mektup