Genç bir kadın, işçi, aynı zamanda Mine

Genç bir kadın, işçi, aynı zamanda Mine

Mine 19 yaşında, hala çalışıyor ve tek istediği şey sigorta.

Hasret KANAT
Kağıthane

Mine tekstil işçisi bir genç kadın, daha önce Genç Hayat’a ve Evrensel Gazetesi’ne çalışma koşullarıyla ilgili çeşitli röportajlar vermişti. Mine 13 yaşındayken Van depremi sonrasında Çağlayan’a yerleşmişler. Okula devam edemediği için küçük atölyelerden birinde çalışmaya başlamış. Sürekli iş değiştirmiş, değiştirdiği tekstil atölyelerinde 6 yıl geçirmiş. Mine 19 yaşında, hala çalışıyor ve tek istediği şey sigorta. Küçük yaşlarda geçirdiği bir kaza nedeniyle gözünde kayma olmuş ve 18 yaşından sonra ameliyat olması gerekiyormuş. Bu nedenle uzun süredir çalıştığı iş yerinden tek istediği şey sigortasının yatırılması. Mine bu isteğini gerçekleştiremeden daha 19 yaşında olmasına rağmen, ailesinin uygun gördüğü bir akrabasıyla evlenmesi üzerine söz kesilmiş. Atölye aralarında sohbet ettiğimiz Mine’nin ilk sevgilisini anlatırken bile utançtan yüzü pembeleşirdi. Ama yine de yaşadığı hayatın zorluğundan öte ufak da olsa gözleri ışıldardı anlatırken. Şimdi ise ailesinin istediği birisi ile görücü usulü evlendirilmeye çalıştırılması üzerine bir de başını kapatması için zorlamışlar, işten almışlar. Sevdiği çocuktan ayrılmak zorunda kalmış. “Ne yapabilirim ki?” diye düşünüyor. Ailesine karşı gelirse ne yapacağını bilmiyor. “Ailem kötülüğümü düşünmez diye kendimi rahatlatmaya çalışıyorum.” diyor. 

BİR HAYALİMİZ VAR

1 Mayıs’dan önce gazeteye röportaj yaptığımızda Mine işçi genç olarak bir hayalim var demişti. Bu hayalini bizimle paylaşmak istememişti, biz de zorlamamıştık. Sorulmasına, sorgulamasına bile değer biçmeyen bir sistemde yapamadığı sağlık sigortası, olamadığı göz ameliyatıydı belki. Belki de sevdiği o insanla mutlu olmayı tercih etmesi. Ya da kendini başka bir Mine olarak hayal edip yaşamak istemesi... Mine gibi milyonlarca genç işçi kadının yaşam öyküsü birbirine çok benziyor. Çocuk yaşta çalıştırılması, çalışmak zorunda olması, hayatının en güleç zamanında sırtına aldığı o koca yükle çocukluğunu, gençliğini yaşayamadan başka birine söz hakkının geçmesi elbette olağan şeyler değil. 
Bir kaderciliktir deyip hayatlarımızın şekillendirildiği şey tek başına aile veya patron değil: nasıl yaşamamız gerektiğini toplumun kendi unsurları içerisinde yer edindirilmiş hale büründüren ve bu sistemin çarkını döndürmemizi isteyenler. Mine gibi genç arkadaşlarımıza yapılan bu baskılar; bize sessizliği öğretenlere karşı birlikte ses çıkarttığımızda yalnız olmadığımızı göstereceğiz ve birlikten gelen gücümüzle mücadeleyi büyüteceğiz. 

www.evrensel.net