Parasız bir eğitim mi görüyoruz?

Parasız bir eğitim mi görüyoruz?

Çokça dillendirilmesine rağmen parasız, bilimsel, laik eğitim pratikte karşılığını bulmak bir yana daha geri bir yere doğru çekiliyor.

Heval Deniz TOSU
Eren DİKMEN
İTÜ

Türkiye’deki eğitim sistemi eleştirilerin odak noktası haline geldi. Her birkaç yılda bir bütün olarak sistem değişikliğine gidilmesi hem öğrencileri hem de velileri yıprattı. En yakın örneği eğitim öğretim dönemine girilmiş olmasına, yani adayların mevcut sisteme yönelik hazırlanmaya başlamasına rağmen YGS-LYS’nin kaldırıp yerine haziran ayında iki basamaktan oluşacak olan YKS’nin getirilmesi oldu.
Bu kafa karışıklıkları sürerken diğer yandan da parasız, bilimsel, laik eğitim öğrencilerin başlıca talebi olarak önümüze çıkıyor. Çokça dillendirilmesine rağmen parasız, bilimsel, laik eğitim pratikte karşılığını bulmak bir yana daha geri bir yere doğru çekiliyor. AKP hükümetinin gençliğe yön verme politikası altında cihadı, ümmetçiliği hayatımızın bir parçası haline getirip evrim gerçekliğini müfredattan çıkarması başlıca örneklerden.
Parasız eğitim talebinin yalnızca devlet okullarında verilen eğitim üzerinden yorumlanması ise gerçeklikle alakası olmayan bir durum. Ek bir yardım almadan -dershane, özel ders, temel lise vs.- iyi bir üniversitenin hayal olduğu bugünlerde biz de hazırlıktaki arkadaşlarımızla parasız eğitimi tartıştık. 
İlk olarak Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği bölümünü kazanan Alper söze girdi. Alper, parasız eğitimin öğrencileri ek kaynaklara ihtiyaç duyulmadan sınava hazırlamasıyla anlam kazanabileceğini söyledi. Aksi taktirde sınavın niteliğinin değiştirilmesinin yani öğrencilerin verilen eğitime göre bir sınava tabi tutulmalarının gerektiğini ekledi. Bir diğer arkadaşımız Kimya Mühendisliği bölümünü kazanan Melis. Melis, Alper›in söylediklerine katıldığını söyleyip yemekhanedeki yemeklerin de öğrencilere ücretsiz olarak sağlanması gerektiğini ancak öyle olursa parasız eğitimden bahsedilebileceğini ekledi. 

“SADECE EĞİTİMLE KISITLI DEĞİL PARASIZ EĞİTİM TALEBİMİZ”

Alper, “İstanbul Teknik Üniversitesi gibi Türkiye’deki sayılı okullardan birine geldiğim için mutluyum, özel okula ayda 50 60 milyar para vermiyorum ama ben bu okula gelirken yol parasını kendi cebimden veriyorum, Ataşehir’den geldiğim için evde yemek yesem bile okulda bir daha yemek zorunda kalıyorum. Verilen eğitimi algılamak için, o eğitime ulaşmak için yine para veriyorum. Yalnızca okulun içinde verilen eğitimle kısıtlı değil bizim parasız eğitim talebimiz” diyerek özetliyor kafasındakileri. Arkadaşlarımıza parasız eğitimin pratikte bir karşılığı mümkün mü, bunun nasıl mümkün olacağını sorduğumuzda ise Melis SSCB’deki eğitim modelinden örnek veriyor: “Sovyetlerde bu parasız eğitim modeli pratiğe geçirilmiş. Keza Kuzey Avrupa ülkelerine de baktığımızda nispeten parasız bir eğitim karşımıza çıkıyor”. 

TALEP EDERSEK GERÇEKLEŞİR

Alper tekrar sözü alıp bitiriyor: “Açıkçası şu an için parasız eğitim bana uzak gibi geliyor. Ama bir şekilde sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Bu da ancak bu talebin istenmesiyle, dillendirilmesiyle; sınıflarda, kendi aramızda, evlerde, konuşulmasıyla elde edilebilir.”
Parasız eğitim bizler için her zaman başlıca taleplerimizden biri olmaya devam edecektir. Parasız eğitim; kitaplardan yurtlara, yemekhaneden ulaşıma kadar bütün bu olanakları kapsamalıdır, ancak böylece üniversite okumak sadece belirli bir kesime ait değil bütün herkese verilen bir hak durumuna gelebilir.

www.evrensel.net