Bego

Bego

Ercüment Akdeniz, 5 yıl yaptığı kot kumlama işçiliği nedeniyle silikozis hastası olan Bego'nun mücadelesini ve mücadeleyle değişen hayatını yazdı.

Ercüment AKDENİZ

Haşmetli bulutların yerinde duramadığı mavi bir gök ve o göğün altında uzayıp giden yemyeşil çayırlar diyarıdır Karlıova. Bingöl’ün ilçesidir. Köpüklü atları rüzgara koşan çocukların evidir... 

Bego, ovanın Taşlıçay köyündendir. Dedesinin de adı Bego’dur. Kimliğine Abdulhalim Demir yazmışlar. Yine de Bego adını daha çok seviyor o. Çünkü Bego demek güvenilen kişi demek Kürtçede. 

YÜZDE 46 BETON

Koruculuğa geçtiğinde köy, bereketi kaçmış Taşlıova’nın. Yayla yasak olunca otuz bin hayvan erimiş, köylü tükenmiş. Şehrin yolunu tutmuş çocuklar çaresiz; 15’lik Bego da öyle. Geride 8 nüfus varmış ne de olsa bakacak.  

İstanbul Güngören’de kot kumlama fabrikası. Bego eniştesinin yanında iş bulmuş, mutlu. İlk maaşını alır almaz eve para göndermiş, gururlu. Ciğerleri toz soluyormuş, fabrikada yatıyormuş, tuvalette yıkanıyormuş ne gam! Kot kumlamada 5 yıl çalışmış Bego, ’99’da evlenmiş. Gelin Karlıova’dan. Sonrası askerlik. Ne ki eğitimde hastanelik olmuş Bego. Önce tüberküloz şüphesi. Gel zaman git zaman anlaşılmış ki Bego silikozis hastası!

Silikozis dedikleri silika tozunun ciğere yapışması; beton dökülmüş bir kalıp gibi akciğeri katılaştırması. İlk, Erzurum Üniversitesinde teşhis etmişler laneti. Sonra saha taramaları. Ve anlaşılmış ki Diyarbakır’da, Muş’ta, Bingöl’de tüberküloz tanısı konan işçilerin çoğu silikosiz hastası!

Bego ‘şanslı’ doktorlar silikayı yüzde 46.2’de yakaladığı için. Düzenli sporun gögüs kafesini genişletmesi onu hayatta bırakmış. Yoksa yüzde 15 silikozisle hayatını kaybedenler de varmış. Bego anlatıyor: “Silikosizli ölümlerde risk sıralaması 1’den 20’ye kadardır. Benimki 14, en tehlikelisi ise 20’dir.” İnsan, Bego ile konuşurken hapşırmaya korkuyor. Gribal bir enfeksiyon ya da ufak bir soğuk algınlığı ölümüne neden olabilir. Bego kendini korumak zorunda bu yüzden, ömür boyu. Anlayacağınız tedavisi olmayan bir hastalık silikozis. Üstelik hastalık geliştiğinde çok değil 3 ayda insanı öldürebiliyor. 

TEVEKKÜLLE DİRENİŞ ARASINDA

Ölümle yaşam arasındaki o ince çizgide ayakta durmak hiç kolay değil. Tevekküle de yönelebilir bütünüyle insan, mücadeleye de. Taşlıçay köyünde, kaderleri birer oksijen tüpüne bağlanmış 110 genç insan, işte o ince çizgidedir. Bego azmi ve yetenekleriyle mücadeleyi seçendir. Bego’nun 2 kardeşi daha silikosiz hastası. Bir kuzenini 5 ay önce toprağa vermişler, adı Nejat. Ve Bego bütün silikozis hastaları için hak aramaya yeminlidir.

Askerde, hastalığına tanı konmasını beklerken, kütüphaneye kapanmış Bego. Yüzlerce kitap okumuş. Oysa imam hatip lisesinden ayrıldığında Türkçesi pek kötüymüş. Askerde yaptığı okumalar, hem düşünce ufkunu hem sorgulama yeteneğini geliştirmiş. 

HASTANELERDEN KÖYLERE...

Bego
Bego

Kot kumlama işçilerinin yüzde 90’u neden sigortasız? Sigortası olanların karşılığı neden hep farklı firmalarda çıkıyor? Yoksa kot kumlamanın verdiği zararları işverenler bilmekte midir? Bego için artık yeni bir takip süreci başlamıştır. Ve hastane kayıtlarından köylere uzanan sabırlı bir inceleme sonucunda onlarca silikozis hastasına ulaşılır. Sonrasında bilgilendirmeler, alınan vekaletler ve açılan toplu davalar. İçerisinde avukat ve hekimlerin de olduğu kolektif bir takiptir bu. Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesinin temelleri atılmıştır artık.

Ne ki SGK her bir hasta için işyeri tahkikatı ister ve işler karışır. Çünkü ciğeri iflas etmiş işçilerin daha önce çalıştığı bazı işyerleri kapanmıştır. Sonuç dava masraflarını hastalardan çıkaran trajikomik bir haciz hikayesidir. 

Ama yine de kazanımlar peş peşe gelir. Hıfzıssıha kapsamında kot taşlama işçilerinin tedavisi ücretsiz hale gelir. Meslek hastalıkları hastanesinde ilgili bölümler açılır. Ve nihayet kot kumlama işi Türkiye’de yasaklanır. Bego bu süreçte sayısız eylemin içindedir; bakanlar hatta dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yapılan görüşme heyetinde yer alır. 

‘DÜNYA HÂLÂ ÇOK KÖTÜ YER DEĞİL’

Dört çocuğu var şimdi Bego’nun. En büyüğü 17 yaşında. Okulda bir yazısında “Dünyayı değiştiren insan”lardan biri olarak anlatmış babasını... 

“Leyleğin atılmış yavruları” makalesiyle fark edilmiş ilk, Bego. Diğer yavrularına bakmak için 2 yavrusundan vazgeçen leyleklerin öyküsünde kendi yaşamını anlatmış. Ulusal, uluslararası birçok yerden davetler almış sonra. Derdini tercümansız ve daha iyi anlatabilmek için İngilizce öğrenmeye azmetmiş. Ve iki buçuk aylık sıkı bir eğitimin ardından İngilizce öğrenmiş Bego. Bilgisayarla da ilk kez 2007’de tanışmış. Yetenek bu ya; çok geçmeden bilgisayar programcısı olmuş! Nefes alma hakkı kapitalistler tarafından gasbedilmiş olan bu kot taşlama işçisi, mücadelesini nihayet sınırlar ötesine taşımış. Böylece kendi çocuğunun gözünde, dünyayı değiştiren insanlar listesine girmeyi başarmış. “Dünya kötü bir yer ama hâlâ çok kötü bir yer değil” diyor Bego yaşam felsefesini anlatırken. “İnsanlara ulaşınca sonuç alınıyor çünkü” diyor sonra.

BANGLADEŞLİ İŞÇİLERLE... 

Kot taşlamada iş cinayetine maruz kalan işçilerin hikayesi aslında Türkiye ile sınırlı değil. Clean Clothes Campaign tarafından 2010’da Türkiye’de düzenlenen işçi forumu, Bego’nun bu gerçeği daha yakından görmesini sağlamış. Tam 66 ülkeden işçi gelmiş o foruma. Ve anlaşılmış ki kot taşlama işi batı ülkelerinde çoktan yasaklanmış! Şirketler durur mu? Üretim, hemen Türkiye, Çin, Zimbabwe gibi az gelişmiş ülkelere kaydırılmış. Silikosiz gerçeği Türkiye’de de ortaya çıkınca, üretim bu kez uzak Asya’ya kaydırılmış. Bego, Afrika’da Lesotho diye adı pek bilinmeyen bir ülkeye de üretimin kaydırıldığını söylüyor. Kapitalist tekellerin elinde, sürekli rota değiştirip ruh çalan küresel bir canavar anlayacağınız kot kumlama. Bu rota şimdi Bego’nun da takip ettiği bir mücadele rotası. 

Yazışmalar, diğer ülkelerden işçilerle kurulan bağlar, uyarıcı bildiriler, imza kampanyaları, eylemler derken Bego ve arkadaşlarının mücadelesi küresel bir boyuta ulaşmış. 2011’de moda-tasarım belirleyicileri toplantısına katılmışlar örneğin, silikanın zararlarını anlatmışlar. Kah Avrupa’da kah Türkiye’de, adı ‘kirli’ üretime karışan firmaların önünde, mezarcı kıyafeti giyip eylemler yapmışlar.  

Onun en büyük hayali şimdi Bangladeşli işçilere ulaşmak. Çünkü kendileri ne yaşamışsa şimdi onlar yaşıyor. “Biz bilmiyorduk, başımıza geldi. Ama şimdi biliyoruz ve başkasının başına gelmesine izin veremeyiz” diyor Bego Bangladeşli kot kumlama işçileri için.

2013 yılında Rana Plaza yangını çıkınca Bangladeş ziyaretini ertelemiş. Çünkü Rana Plaza’da binin üzerinde işçi hayatını kaybetmiş. Hemen dayanışma kampanyası örgütlemiş Bego. Ayrıca Bangladeş’te adı kuralsız ve ucuz sömürüyle anılan 8 Türk firmasıyla ilgili de kampanyalar organize etmiş. 

bego

İLLE DE SENDİKA

Türkiye’de kot kumlama işi artık yasak bugün. Ama onun yerini kimyasal üretim teknikleri aldı. Şimdi bunlar üzerine çalışıyor Bego. Potasyum permanganatın zararlarını araştırıyor hekimlerle birlikte.

Büyük tekelleri ve mağazaları hedef alan kampanyalarında hep tüketicilere sesleniyor Bego, onlara duyarlılık çağrısı yapıyor. Ama şu gerçeğin altını çizmeyi de ihmal etmiyor: “İşin temeli sendika, ille de sendika...” İşçilere sendikalaşma, sendikalara da çalışmalarını halka anlatma çağrısı yapıyor. 

Karlıova’dan Bangladeş’e uzanan bu ısrarlı takipte; başka işçilerin soluduğu nefes çalınmasın diye mücadele eden bir işçinin öyküsü yatıyor.

bego

www.evrensel.net
ETİKETLER Begosilikosiz