Özgürleşme

Özgürleşme

"Kitaplar özgürleştikçe insanlar da özgürleşir. Düşüncenin özgürleştiği yerde hak, adalet duygusu gelişir. İnsan insanlaşır."

RENKSİZ

Hava bulanık, su bulanık, insanlar bulanık. Her yer, her şey bulanık. Resmi çizenler, boyaları birbirine katmış/karıştırmış olmalı, yeni bir renk bulmak için. Yaşamı renksizleştirenler.

KUYRUK

Kuyruk uzamıştı. Kentin ortasındaki alandan başlamış caddeleri, sokakları, dönemeçleri doldurmuştu. Evlerle apartmanlardan boşalanlar, fabrikalardan, işyerlerinden, resmi dairelerden, ofislerden çıkan işçilerle memurlar ses çıkarmadan ekleniyordu kuyruğa. Analar, babalar, ağabeylerler, ablalar, kadın erkek, başı açıklarla kapalılar, sakallılarla sakalsızlar, her an artan bir biçimde kuyruğa katılıyordu. Çocuklar yoktu. Onların dışında nerdeyse bütün kent kuyrukta beklemekteydi. Onları çevirmiş olan silahlı polisler, askerlerle birlikte. Zırhlı araçların eşliğinde.

İNSAN

Evren, kendini doğurduğunda boşlukta, boştu. Bomboştu dünya da. Dünyayı dünya yapan insandı. İnsandır. Ateşi ateş, suyu su yaparak yararlı kılan. Devamlılığı sağlayan emekle.

HER GÜN BU

Her gün yeni bir gündür. Bir öncekini unutturacak/unutturabilecek bir gün. Durum tersine şimdi. Her yeni gün, bir öncekini yaşatıyor, geriye doğru. Her gün.

GÜLÜMSEMEK

Kumsalda yürüyorum. Çıplak ayak. Güneş tepemde. Deniz kumsalı yalıyor, ılık bir esintinin eşliğinde. Kumsalı kaplayan deniz kabuklarıyla küçük şeytan minareleri, denizin cilaladığı renk renk çakıl taşları batıyor tabanlarıma. Gıdıklanıyorum. Gülerek yürüyorum şimdi. Gülümseyerek.

ORTAM

Tipi altındayız sanki. Rüzgar savuruyor, kar savruluyor. Kar perdelemiş çevremizi. Beyaz bir karanlığın ortasında göz gözü görmez olmuş. Ne bir iz, ne yönelinecek bir yol. Bir belirsizliğin ortasında bir benim tek başına olan, yalnız kalan. Öteki herkes gibi. Çoğunluğun tekleştiği/tekleştirildiği bir ortamda.

ÖZGÜRLEŞME

Kitaplar özgürleştikçe insanlar da özgürleşir. Düşüncenin özgürleştiği yerde hak, adalet duygusu gelişir. İnsan insanlaşır.

YAZ SONU

Yaz sonu, sıcağın son birikintisiyle bir yaz günü kadar şenlikli olur. Bize gelecek yazı umut ettirir. Kışı unutturmacasına. Geleceğe ısındırır. Son sıcaklarla.

MASAL

Masal, gerçeğin içindedir. Onun için masallar gerçeği söyler, gerçeği anlatır bilene. Anlayana...

GÜLÜN ÖLÜMÜ

Bir yaz sonu akşamında gülün sesini kıstılar. Bülbülünü elinden alarak. Karanlığa boğup soldurdular gülü. Sabah çiğine ulaşamadan.

KARALTI

Karanlıkta açıyorum gözlerimi. Aydınlığı bekleyerek. Aydınlıktaysa kalabalığın karaltısıyla gri beton duvarlar kapatıyor gözlerimi.

İNCE SU

İki kaya arasında akan ip gibi ince su, akıttığı yeri gümüşleyerek şırıltısıyla şarkı söyler. Bir başka ince suyun peşinde dolanır gider. Birleştiklerinde ırmak olur gümbürder. Davul döverek. Döve döve.

KAFKA

Kafka, yaşamın hasını öğretir öyküleriyle. Karmaşa içindeki yaşamımızın ortasında dinginliğe ulaşabilmenin öykülerini yazmıştır aslında. Yaşamın kargaşasının çalkantısındaki yalınlığıyla.

YASA

Yasa, çölün ortasındaki bir kapıdır. Güçlüler üstünden atlayıp geçer, kurnazlar altından yılan gibi süzülerek geçerler. (Bir Bulgar deyişi)

www.evrensel.net
ETİKETLER Adnan Özyalçıner