Gazeteci İdris Sayılğan tahliye edilmedi

Gazeteci İdris Sayılğan tahliye edilmedi

Muş'ta 13 ay sonra hakim karşısına çıkan tutuklu gazeteci İdris Sayılğan tahliye edilmedi.

13 ay sonra hakim karşısına çıkan tutuklu gazeteci İdris Sayılğan tahliye edilmedi. İddianamenin tapelerden oluştuğunu belirten Sayılğan, gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılandığını söyledi. 

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri İdris Sayılğan 13 ay sonra hakim karşısına çıktı. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmayı Sayılğan ailesi ve gazeteci arkadaşları takip etti. Gazeteci Sayılğan duruşmaya Trabzon E Tipi Kapalı Cezaevi'nden, aynı davadan yargılanan 4 tutuklu da bulundukları cezaevinden SEGBİS’le katıldı.
 
Mahkeme başkanı, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Muş İl Eşbaşkanı Hatice Şeker'e “değer ailelerinin” ne demek olduğunu sordu. Şeker, bu tabirde herhangi bir illegal durumun söz konusu olmadığını belirtti. Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği adına dağıtılan duvar saatleri, dergiler ve telefon konuşmalarında sarf ettiği “şehit” ve “siyasi tutsak” kavramlarını soran mahkemeye cevap veren Şeker, tüm konuşmaları siyasi parti çalışmaları kapsamında yaptığını söyledi. 
 
Şeker'in ardından Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenlerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEYA-DER) yöneticisi Medeni Işık, savunma yaptı. Kürtçe savunma yapan Işık'a dernekle ilgili yapılan görüşmeler soruldu. Işık, derneğin yasal bir dernek olduğunu belirtti.

İDDİANAME TAPELERDEN OLUŞUYOR

Ardından gazeteci İdris Sayılğan'a iddianamede isnat edilen suçlar soruldu. Sayılğan, Kürtçe savunma yaparak, şunları söyledi: "İddianamede 60 sayfa tape kayıtları var ama bana istinat hiçbir suç yoktur. Tapelere sonradan eklemeler yapılmış ve her şey olduğu gibi yazılmamış. Ben gazeteciyim ve 4 yıl üniversite okudum. Resmi ajans olan DİHA'da çalıştım. Tapelerde benim sanki sadece örgütle alakalı haberler yaptığım şeklinde yansıtılmış, oysa bu şehirde 2 yıl içerisinde binlerce haber yaptım. Bu haberleri tek yapıyormuşum gibi bir algı yaratılıyor ama burada bulanan birçok ajans da aynı haberleri yaptı. Toplumu ve insanları ilgilendiren her şey bizim için haberdir. Kültür, yaşam, ekonomi, siyaset, ekoloji ne varsa bizim için haberdir." 

Valilik, belediye ve resmi kurumların tümünün haberlerini de yaptığını söyleyen Sayılğan, "Basın kanununda bir haber için 60 gün içerisinde soruşturma başlatılması gerekiyor. Ama bana daha sonra açılmıştır. Benim bu kentte yaptığım tüm çalışmalar yasaldır. 13 aydır tutukluyum, ailem ve ben maddi, manevi olarak mağdur olduk" diyerek tahliyesini istedi.

‘DBP LOGOLU SAAT SUÇ DEĞİL’

Sayılğan'ın savunmasının ardından duruşma, belediye meclis üyesi Çiçek Tutuş ve HDP İl Eşbaşkanı Ayşe Söylemez'in savunmalarıyla devam ederken, tutuksuz yargılanan Maşallah Akalın ise hakkındaki adli kontrol şartının kaldırılmasını istedi.
 
Ardından söz alan tutukluların avukatları, cenaze törenlerine katılmanın suç olmadığını, DBP logolu saatlerin para karşılığı satılmadığını, satılsa dahi suç olamayacağını belirterek, müvekkillerinin beraatını ve tahliyelerini istedi. 

‘BÖLGEDE BUNLARIN DIŞINDA NE HABER YAPILIR?’

Gazeteci Sayılğan'ın avukatı Barış Oflas ise iddianamenin sadece telefon tapelerinden oluştuğunu belirtti. Oflas, "Telefon dinlenmesinin kendisi usulsüzlüktür. Müvekkilim bir gazetecidir ve doğunun her yerini gezmiştir. Muş dışındaki illerde yaptığı haber ve konuşmalarla ilgili 'yetkisizlik' kararı verilmesi gerekiyor. Sayılğan'ın iddianamesinde kayyum, toplu mezar, hendek, gözaltılar, ihraçlar, basın açıklaması ve operasyon haberleri var. Bu bölgede bunlar dışında ne haberler yapılır?" diyerek, Sayılğan ve diğer tutukluların tahliyelerini istedi. 
 
Avukatlardan sonra kararını veren mahkeme, Sayılğan ve beraberindekilerin tutukluluklarının devamına karar vererek, duruşmayı 19 Şubat 2018 tarihine erteledi. (Muş/MA)
 

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Kasım 2017 17:54
www.evrensel.net
ETİKETLER İdris Sayılğan