Ekim Devrimi'nde kadınlar

Ekim Devrimi'nde kadınlar

Ekim Devrimi'nde kadınlar

Rusya’da işçi ve köylü sınıflarının, insanlık tarihinde henüz örneği görülmemiş yeni bir toplum kurmak üzere iktidarı kendi ellerine almalarının üzerinden bir asır geçti. 
Sovyet iktidarı, yeni bir toplumun temellerini kurarken kadının kurtuluşu sorunu bağlamında, binlerce yıldır süren erkeğin kadın üzerindeki egemenliğinin temelini hukuksal, ekonomik ve toplumsal alanlarda yok etmek ve kadınla erkeğin toplumun gerçek eşit bireyleri olmasının maddi koşullarını yaratmak zorundaydı. 
Ekim Devrimi’nin ve sosyalizmin inşasının kadınlar açısından olağanüstü önemi, dünya tarihinde ilk kez, büyük çoğunluğun okuma-yazma dahi bilmediği bir ülkede, en geniş işçi ve köylü kadın kitlelerini aktif bir şekilde toplumsal ve siyasal yaşama, devletin yönetimine çekebilmiş olmasında yatıyor.

ÇARLIK RUSYA’SINDA KADININ DURUMU
Çarlık Rusya’sında kadının durumunu belirleyen, toplumda ve aile içinde tamamen haktan yoksun olmasıydı. Kadın; Çarlık iktidarı, din ve koca baskısından oluşan üçlü boyunduruk altındaydı.
Hiçbir siyasal hakka sahip olmayan kadınlara, başta kamu ve hükümet işleri olmak üzere birçok meslek tamamen kapalıydı. Kamu alanında ve kültürel yaşamda da kendilerine hiç yer bulamıyorlardı.

BOLŞEVİK PARTİ’NİN KADININ KURTULUŞU POLİTİKASI
Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin hemen ertesinde komünist partinin önderliğindeki proletarya diktatörlüğü hükümeti, kadınların eşitsizliğine dair eskiden kalma bütün yasaları bir hamlede kaldırıp, kadın ile erkeğin yasal eşitliğini getirdi.
Komünist partisi, bunun henüz bir başlangıç olduğunu, esas büyük görevin, kadını toplumsal yaşamın her alanında gerçekten eşit kılma mücadelesinin olduğunu; bu uzun soluklu ve zorlu mücadelede, emekçi kadın kitlelerini partiye ve sosyalizmin inşasının her somut aşamasında çözülmesi gereken görevlere yakınlaştırmak ve bunların çözümü için seferber etmek gerektiğini vurguluyordu.
Öne çıkan bir diğer önemli görev de bu çalışmanın her türlü küçümsenmesine karşı mücadele ve milyonlarca emekçi kadının hareketini geliştirip yönetmenin tüm parti faaliyetinin önemli bir parçası, genel parti çalışmasının yarısı olduğunun kavratılmasıydı. Sovyet kadınının her alanda hak eşitliğine kavuşarak Sovyet toplumunda önemli bir güç haline gelmesi ancak böyle mümkün olabildi.

KADINLAR ARASINDAKİ ÇALIŞMA
Bolşevikler, devrim sonrasında da kadın kitlelerini komünist düşüncelere yakınlaştırma ve onları örgütsel olarak kucaklama yönünde sistemli ve planlı bir çalışma yürüterek çeşitli örgütsel tedbirlere başvurdu, organlar yarattı. Pratiğin dayattığı gereklilikler temelinde, partide, Sovyetlerde, sendikalarda, kooperatiflerde kadınların temsilini ve aktif etkinliğini sağlamak için kol, komisyon gibi kadın organlarından, özel kadın görevlilere, kadın ajitatörlere, delege toplantılarından stajyer sistemine kadar çeşitli yol ve yöntemler hayata geçirildi.
 

DELEGE TOPLANTILARI
Kadın çalışmasının bir diğer önemli dayanağı delege toplantılarıydı. Bu, siyasetle hemen hiçbir ilişkisi olmamış, apolitik kadın yığınlarını partiye ve Sovyetlere yaklaştırmak için geliştirilen bir mekanizmaydı. Delege toplantıları, kelimenin tam anlamıyla siyaset ilkokullarıydı.
Delege toplantıları sistemi, şehirlerde her işletmede, ev kadınları için her mahallede, kırsal alanda her köyde tüm emekçi kesimlerden kadınların bir toplantıya çağrılması ve aralarından en iyi, en aktif olanların seçilmesiyle oluşturuldu. 
Seçilenler, köklü bir eğitimden sonra, ihtiyaç duyulan görevleri üstleniyordu. Delegelerin genel eğitimlerini ilerletmeleri ve doğrudan pratik içinde, uzmanların rehberliğinde gelecekteki görevlerine hazırlanmaları gerekiyordu. Bu şekilde kadınlar idari kuruluşlarda, fabrika yönetimlerinde, sendikalarda, okullarda, hastanelerde, çocuk yuvalarında vb. çalışıyordu.
Delegelerin gelişmeye açık olan büyük bölümü, bir yıllığına çeşitli Sovyet kuruluşlarında stajyer olarak çalışıyor, burada yetiştiriliyor veya çeşitli öğrenim kurumlarına öğrenci olarak gönderiliyordu. Yine önemli bir bölümü aktif olarak sendikal çalışmaya katılıyordu. Delege olarak seçilen kadınların seviyesi, onları mevcut okul ve kurslara yerleştirmeye izin vermediğinde, bunlara hazırlanmak üzere çalışma yürüten gruplar oluşturuluyor ve kadınlar buralarda yetiştiriliyordu.


KADINLARIN HAK EŞİTLİĞİ
Kadınların ekonomik hak eşitliğinden gerçek anlamda faydalanabilmesi, Sovyet devletinin, sendikaların ve diğer örgütlenmelerin gerekli önkoşulları yaratmak için büyük çaplı çalışmalar yürütmesiyle mümkün olabildi. Kadınların kültürel düzeyini yükseltmek, meslek edinebilecekleri ya da kendilerini geliştirebilecekleri okulları ve kursları hayata geçirmek için devasa çalışmalar yürütüldü. Kadınların toplumsal üretime katılabilmeleri için çocuklarını emanet edebilecekleri ve çocuklarının yetiştirilmesine yardımcı   olacak yaygın bir çocuk bakım/eğitim kuruluşları (kreşler, yurtlar, yatılı okullar, etüt merkezleri vb.) ağı yaratıldı. Kadınların yaşantısını kolaylaştırmak için, mahallelere, tek tek fabrikalara dek örgütlenen yemekhaneler, kantinler, çamaşırhaneler, terzihaneler, alınan diğer önlemlerin başında geliyor. Bu önlemler aynı zamanda kadının toplumsal yaşamın örgütlenmesine çekilmesinin bir aracını da oluşturdu. 
“Eşit işe eşit ücret” ilkesinin yasal güvence altına alınmasına karşın, 1918 yılında kadınların ortalama ücreti halen, erkeklerin ortalama ücretinin ancak yarısı kadardı. Bunun başlıca nedeni Çarlık Rusya’sında kadının durumuna bağlı olarak kadın emeğinin, kalifiye emek olmamasıydı. Bu durumun temelden değişmesi için kadınların kalifikasyonunun arttırılmalıydı. 
Bu alandaki ilk ve en önemli adım, okur-yazarlığın yaygınlaştırılması kampanyasıydı. Eskiden beri erkeğin tekelinde olan sanayi ve iş alanları kadınlara açıldı. Bu amaçla, meslek okullarına, fabrika ve işletmelerde açılan çırak okulları ve kurslarına kadınların mümkün olan en büyük oranda katılımı sağlanmaya çalışıldı.

SOVYETLERDE POLİTİK HAK EŞİTLİĞİ
Devlet yönetimine, kamu yaşamına katılım, işçi ve köylü kadınlar açısından yepyeni bir alandı. Bu nedenle Sovyet iktidarı, kadınları devlet yönetimine sabırla, ısrarla ama etkin bir biçimde yetiştirmeyi kendine görev bildi.
Siyasal yaşamdan tamamen uzak emekçi kadın kitlelerinin, kendilerine tanınan tam siyasal hakkı derhal kullanacak durumda olmadığı, kendini, oy hakkını kullanmaktan bile geri durmalarında açıkça gösteriyordu. Emekçi kadın yığınlarını kendilerine tanınan hakları kullanmaktan alıkoyan, eski toplumun miras bıraktığı cahillik, evlerinin dört duvarı içinde kendi küçük sorunlarıyla kendi yağlarında kavrulmaları ve nihayet kadının değeri ve rolüne dair yanlış anlayışlardı. Sovyet iktidarı bu kaynağın kurutulması için amansız bir mücadele verdi. Emekçi kadınların politik gelişimi ve yönetim organlarındaki çalışmaya yetiştirilmesinde, daha önce sözünü ettiğimiz delege toplantıları sistemi, son derece büyük bir rol oynadı. Ayrıca, 1921’de bütün büro ve işletmelere stajyerlik sistemi getirildi. Bu sistem, işçi ve köylü kadın kitlelerinin Sovyet çalışmalarına kitlesel olarak çekilmesinin etkili bir yöntemi ve aracı oldu. Stajerlik sistemi, devlet kuruluşlarının halk kitlesiyle, özellikle de emekçi kadınlarla doğrudan ilişkisini genişletmesine ve derinleştirmesine hizmet etti, yönetim aygıtını etkinleştirmeye ve bürokratik unsurlardan temizlenmesine yaradı. 

EĞİTİM ALANINDA HAK EŞİTLİĞİ
Devrimden hemen sonra uygulamaya konan kız ve erkek çocuklar için parasız genel zorunlu eğitim uygulaması, kadınların eğitim alanındaki hak eşitliğinin bir diğer gereğini oluşturdu. 
Ayrıca tüm işçi ve emekçilere, özellikle kadınlara mesleki vasıflarını geliştirebilmeleri için geniş bir eğitim ağı kuruldu. İşçi ve köylü kadınlara, çalışmalarına ara vermek zorunda kalmadan alanlarında mesleki eğitim ve bunların yüksek eğitimini görme olanağı sunuldu. Kurulan akşam okulları ve uzaktan eğitim (evde eğitim) sistemiyle yüz binlerce kadın kalifiye işçi oldu, büyük bir bölümü de yüksek öğrenim gördü. Birçok büyük işletmenin bünyesinde eğitim kombinaları yaratıldı. Burada emekçiler orta ve yüksek öğrenimlerini tamamlayarak kendilerini geliştirme fırsatı buldular. 
Bu okullarda uzmanlaşan kadınlar ülke ekonomisinin her dalında, devlet idaresinde ve kültür çalışmalarının her kademesinde görev yaptılar.

SAĞLIK ALANINDA HAK EŞİTLİĞİ
Devrimden yalnızca iki ay sonra özel bir kararnameyle, anne ve çocuğun korunmasının “doğrudan devletin yükümlülüğü” olduğu ilan edildi. Her kadına ulaşılabilir bir doğum yardımını sağlamak üzere çalışmalara başlandı. Doğum yardımı, yalnızca doğumu değil tüm hamilelik sürecinde korunup destek görmesini kapsıyordu. Ayrıca doğumdan önce 35 gün ve sonrasında 42 gün olmak üzere ücretli doğum izni sağlandı. 1955’e gelindiğinde sıradan ücretli doğum izni 112 güne çıkmıştı.
Bunun dışında her türlü sağlık hizmetini parasız sağlayan Sovyet devletinde kadın ve çocuklara hekim danışmanlığı sağlayan binlerce sağlık kuruluşu, hamileler ve emzirenler için özel yurtlar, fabrikalarda kreşler, garlarda vb. kamusal alanlarda anne ve çocuk için özel odalar yaratıldı.
1940’lı yılların sonuna doğru kentlerde doğumlar artık neredeyse istisnasız, hekimler tarafından itinayla yönetilen özel yurtlarda gerçekleştirilmekteydi. 

HUKUK VE AİLE
Yasalar aynı zamanda dini kurumların, evlilik ve aile kurumu üzerindeki etkisine karşı mücadelenin bir parçasıydı. Kilise evliliği, imam nikahı geçersiz kılınıyor, yalnızca medeni evlilik yasalar önünde geçerli sayılıyordu. Kadına boşanma hakkı tanındı. Öte yandan istek üzerine devrimden önce kıyılmış dini nikahların kayıt altına alınarak tanınması sağlandı. Evlilik içi doğan çocuklarla evlilik dışı doğan çocuklar yasa önünde eşit haklara sahip kılındı.
Kadınları haklarından haberdar etmek üzere devrimden hemen sonra özel bir propaganda çalışması yürütüldü. Kadınların hızla hayatın her alanında çalışmaya çekilmesiyle onları özel olarak bilgilendirme ihtiyacı giderek ortadan kalktı.
Sovyetler Birliği yasalarındaki temel düzenlemelere göre, evli taraflardan birinin ikamet bölgesini değiştirmesi durumunda, diğeri onu takip etmek zorunda değildi. Eşlerin evlilik öncesi edindikleri mülkiyette mal ayrılığı söz konusuyken evlilik sırasında edinilen mülkiyet ortak mülkiyet olarak değerlendiriliyordu; bu kadının yalnızca ev kadını olması durumunda da geçerliydi. Eşlerin birbirine ve evlilik içi veya evlilik dışı çocuklarına nafaka yükümlülüğü söz konusuydu. Velayet hakkı anne baba tarafından birlikte kullanılıyor, çocukları ilgilendiren bütün tedbirlerin anne baba tarafından karşılıklı anlaşmayla alınması öngörülüyordu.
Sovyet kadınlarının hakları devlet ve organlarının yanı sıra kamuoyu tarafından da kollanıyordu. Sovyet yargı sisteminin yanı sıra toplumsal örgütlenmeler, sendikalar vb. örgütlenmeler ile basın, kadının haklarının hiçbir şekilde kısıtlanmamasının denetleyicisi oldular.

* Olcay Geridönmez’in Özgürlük Dünyası’nın 210.sayısındaki “Ekim Devrimi ve Kadın” yazısından sadeleştirilmiştir.

 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.