Ekim devriminin sanattaki yansımaları ve kapital

Ekim devriminin sanattaki yansımaları ve kapital

12. Karaburun Bilim Kongresi’nin 2. gününde gerçekleştirilen, 'Devrimde Sanat, Sanatta Devrim' başlıklı oturumda estetik biçim ve içerik tartışıldı.

Emine UYAR
Nazlıcan KIZILTAŞ

12. Karaburun Bilim Kongresinin ikinci günü, “Cami, Siyaset ve Toplumsal Değişim” başlıklı oturumla başladı.

İlk sunumu yapan Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Serpil Özaloğlu, Fransız Devriminden sonra eğitim, gelenek, kutlama, bayram, spor gibi örgütlenmelerin kitleleri bir arada tutma aracı olarak kullanıldığına değinerek, Türkiye’de mevcut neoliberal İslamcı iktidarın, söylemlerine uygun şekilde kentsel mekânda kamusal anıtlar ve binalar inşa ettiğini dile getirdi. Bu politika ile şehirlerin alışılagelenden farklı ölçeklerde inşa edilen camilerle donatılıp, dokusunun değiştirildiğini ifade eden Özalp, İslam’ın ise yalnızca Sünni pratiğine atıfta bulunulduğunu ve toplumun tektipleştirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Günümüz Ankarası’nda farklı ölçeklerde cami ve külliye inşaatlarının tüm hızıyla devam ettiğini hatırlatan Özalp, bu binaların çevresine hükmedecek büyüklükte yapıldığını ve çevresindeki tarihi dokuyu –İller Bankası binasının yıkılması gibi- bir daha geri dönülemeyecek biçimde yok ettiğini ifade etti. Özalp, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Millet Camisi ve Hergelen Meydanı Camisini bunlara örnek gösterdi.

YUKARIDAN AŞAĞIYA DAYATILAN YAŞAM BİÇİMİ

Bu şekilde yukarıdan aşağıya bir yaşam biçiminin dayatıldığını ifade eden Özalp bunun çok başarılı olabileceğini düşünmediğini belirtti. Özalp, “O zamanki ulus-devletlerin kurulumunda  bir tüketim toplumu yok henüz. Burada ise bir tüketim toplumu oluşmuş durumda ve dijital dünyada yaşanılıyor. Gündelik hayatın ritmi iktidarın arzu ettiği yaşam biçimine çok izin vermiyor. Zamanın da geriye döndürüldüğü görülmemiştir” diyerek sözlerini bitirdi.

DEMİRER: ABD’DEKİ DİYANET MERKEZİ YENİ İMAJIN SİMGESİ

KHK ile ihraç edilen öğretim üyelerinden Yücel Demirer, “İnsan Mekân Üzerinden Uluslararası Temsil Ve Müdahale” başlıklı sunumunda ABD’deki Maryland Diyanet Merkezi örneğini anlattı. Demirer, 2012’de temeli atılan ve 2015’te kullanıma açılan Maryland eyaletindeki caminin Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir temsilciliği işlevi gördüğünü söyledi.

Türkiye’den giden işçilerin çalıştırıldığı, kullanılan malzemelerin yüzde 80’inin Türkiye’den götürüldüğü ve aylık 100 bin dolar gideri olan bu merkezin yeni Türkiye’nin imajını simgelediğini belirten Demirer, “Amerika’daki bu yapı Türkiye’deki radikal dönüşümün gösterilmesi açısından AKP iktidarının gücü yettiğince uluslararası alanda diplomasi adımı attığı anlamına geliyor, bu aynı zamanda iç politika malzemesi olarak da kullanılıyor” dedi.

Profesör Doktor Fuat Ercan da, “Toplumun/İktidarın Bileşenleri: Cami, Kışla ve AVM” başlıklı sunumunda AVM’nin maddi yeniden üretimi, kışlanın iktidarın yeniden üretimini, caminin ise sembolik yeniden üretimi ifade ettiğini belirtti. Ercan, toplumun temel bileşenleri olan maddi yeniden üretim ile iktidarların yeniden üretimi açısından dinsel değerler ve ritüeller ile camilerin her zaman merkezi önemde olduğunu dile getirdi.  

TOPLUMSAL DEĞİŞİM İÇİN ÇIKIŞ NOKTASI

Ankara Üniversitesi Doktora Öğrencisi Deniz Parlak, “Camilerin Kurucu Mekan Olarak Simgeselleştirilmesi ve 15 Temmuz Sonrası” başlıklı sunumunda neden camiye ihtiyaç duyulduğunu, İslam tarihinde caminin nasıl bir yere oturduğunu anlattı. Camilerin tarih boyunca devlet işlerinin yürütüldüğü yerler olduğunu, cami yaptırmanın da sınıfsal olduğunu ve iktidar sahipliğini gösterdiğini belirten Parlak 15 Temmuz gecesi sokağa çıkan AKP’li, MHP’li ve herhangi bir siyasi partiye bağlı olmayan kişilerle yaptığı görüşmeleri aktardı. Onlara, okunan selâları nasıl değerlendirdiklerini, sokağa neden çıktıklarını, daha önce sokağa çıkıp çıkmadıklarını sorduğunu dile getiren Parlak, genellikle vatan, birlik ve demokrasi için sokağa çıktıkları yanıtını aldığını, görüşmecilerden birinin, “İslam’ın sesi kısılmasın” diye sokağa çıktığını söylediğini, bir diğerinin de “Zamansız selânın cihat anlamı taşıdığını biliyordum” dediğini aktardı.

Türkiye’nin son 15 yıllık siyasal tarihinde caminin simgesel anlamının ete kemiğe büründürüldüğünü ifade eden Parlak, camilerin toplumsal değişim içerisinde çıkış noktası olarak kullanıldığını belirtti.


 

12. Karaburun Bilim Kongresi’nin ikinci gününde gerçekleştirilen, "Devrimde Sanat, Sanatta Devrim" başlıklı oturumda çokca estetik biçim ve içerik tartışması yapıldı.

Yazar Çevirmen Barış Yıldırım, “Marx’ın İçerik ve Biçim Kategorilerinin Estetik Yorumu” başlığı ile yaptığı sunumda, içeriğin ne söylendiği, biçimin de nasıl söylendiği ile ilgili olduğunu ifade ederek, söz konusu sanat eseri olunca içerik ve biçimin değişebileceğini belirti. Hatta bazı görüşlere göre eserin sanat değeri taşıması için sergilenmek üzere belirli bir biçime sahip olmaları gerektiğini aktaran Yıldırım, normatif bakış açısına göre ise sanatın içerikten arındırılması gerektiğini ve önemli olanın biçim olması gerektiğini aktardı. "İçerik ve biçim sosyalist gerçekçilerin her zaman kaygısı olmuştur” diyen Yıldırım, içerik ve biçim uygunsuzluğunun da başka bir nesneyi ortaya çıkarabileceğini söyledi. Formların sanat alanında nötr olduğunu, bütün sınıfların ürettiği formların sosyalistler tarafından kullanılması gerektiğini savunarak sözlerini bitirdi.

SANATTA EKİM DEVRİMİ DENEYİMİ 

Marmara Üniversitesi Araştırma Görevlisi Emre Tansu Keten, 1917 Ekim Devrimininin sadece işçi sınıfının iktidarı eline almasıyla değil, kültür ve sanat alanında burjuva sanat sınırlarının parçalanması ve sanatın müzelerden emekçi kitlelere taşınması yönüyle de tarihin en önemli deneyimlerinden biri olduğunu ifade etti. Devrim öncesinde ortaya çıkan sanat ve kültür hareketlerinin devrimin önemli parçaları olduğunu söyleyen Keten, Ekim Devrimi’nin insan zihninin  özgürleşmesi ve geleneksel/ideolojik sınırlarından kurtulması olarak da değerlendirilebileceğini söyledi.

Anadolu Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi Murat Dural, Look Of Silence (Sessizliğin Bakışı) filminden yola çıkarak belgesel sinemanın bilimsel ve sanatsal yaratı arasındaki konumunu ele aldı. 

150. YILINDA KAPİTAL

"...17'den 17'ye..." ana teması ile düzenlenen 12. Karburun Bilim Kongresinde, Kapital'in yayınlanışının 150. yılı dolayısı ile düzenlenen, "150. Yılında Kapital" başlıklı oturum ilgi çeken oturumlardan birisi oldu.

Ankara Üniversitesinden ihraç edilmiş olan Akademiyen Benan Eres'in yürütücülüğünü gerçekleştirdiği oturumda, Yazar-Çevirmen Erkin Özalp, "Kapital ve Siyasal Mücadele" başlığı ile yaptığı sunumunda kapitalist gelişmenin genel yasası gereği, bugünkü güncel tartışmalara ilişkin konuların da kapitalde yer aldığına dikkat çekti. 

Yine Ankara Üniversitesinden ihraç edilmiş olan akademisyenlerden Utku Balaban, "21. Yüzyılda Kapital'i Okumak" başlığı ile yaptığı sunumda, Kapital'e yönelik çokca "cinayet teşebbüsü" gerçekleştirildiğini ifade ederek, "Bunlardan birisi 1989-90'larda Sovyetler Birliği'nin çöküşü ile gündeme getirilmiş, 'Bu metin ölmüştür, çünkü Sovyetler Birliği öldü' denilmiştir. İkincisi bir kısım sahte sosyal verilerden hareketle 'tersine sanayileşme' saptamasıdır" dedi. Balaban, bunlara rağmen Kapital'in dünyanın her yerinde okunduğunu ve "yaşatıldığını" dile getirdi. 

KAPİTAL'İN RUSYA'DAKİ SERÜVENİ

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Muammer Kaymak, "Kapital'in Rusça Serüveni" başlıklı ilgi çeken sunumunda, Marx'ın sağlığında yayınlanan Kapital'in birinci cildinin Alman ileri işçi çevrelerinde yaygın şekilde okunup tartışılmasına karşın başta iktisatçılar olmak üzere entellektüel çevrelerde ise sessizlikle karşılanışını dile getirdi. Eserde çalışılan malzeme nerede ise tümüyle İngiltere ile ilgili olmasına karşın ilk İngilizce çevirinin 20 yıl sonra gerçekleştiğini belirten Kaymak, kısa sürede Rusça'ya çevrilen eserin Rus entellektüeller içerisinde ise yaygın şekilde tartışıldığını ifade etti. Kaymak, Rusya'da Kapital'in yayınlandığı 1867 yılını 1917'ye bağlayan sürecin entellektüel ve toplumsal tarihinin temel özelliklerini anlattı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Ali Cenk Gedik de, "Kapital'de Müzik, Müzik Bilimlernde Kapital" başlığıyla bir sunum yaptı. Gedik, Marx'ın Kapital'e dair en önemli hazırlık taslaklarından Grundrisse'de piyano yapımının üretken bir emek ama piyano icrasının üretken olmayan bir emek olmasına dair önermesinin, müziğin siyasal iktisadına dair yapılmış az sayıdaki bir dizi Marksist çalışmada yanlış ele alınışını değerlendirdi. 

 KONGRE'DE BUGÜN 

Kongrenin dördüncü gününde öğleden önce, "Ekim Devriminin Sınıf Kompozisyonu ve Örgütlenmesi", "Faşizme İnat Yaşasın Hayat" oturumları, öğleden sonra ise "Grundrisse'den Kapital'e Marx'ın Yolu", "Bireyden İktidara Faşizmin Kurumsallaşması" başlıklı oturumlar gerçekleştirilecek. 
Halkların Köprüsü Derneği de Nergis Çay Bahçesinde "Mülteci Meselesi: Birlikte Yaşamak" başlıklı bir oturum gerçekleştirecek. 
Yine bugün, "100. Yılında Sovyetler Birliği'nden Rusya'da İzler" başlığı ile bir fotoğraf sunumu gerçekleştirilecek.

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Eylül 2017 10:01
www.evrensel.net

1 yorum yapılmış

  1. Serkan Çağlayan 1 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    İslam dinini bilmeyen, araştırmayanlarin bir araya gelerek olusturduklari bir platform! seksen yıl boyunca tarihimizi kötületip islam'dan uzak tutmaya çalışan, neredeyse İslama ve Müslüman lara küfür edeni bastaci yapan zihniyetin sonu geldi diye korkmayın biz yüzyıllarca Yahudi ve hiristiyan halk ile birlikte yaşadık hiç sorun yaşamadık tek sıkıntımız sizleri biraz hafife alıp görmezden geldik ama bu bu islam ulkesini dinimi bilmeyen bana cahil diyen cahillere gafillere bırakacağım anlamına gelmesin. Korkmayın sizede yerimiz var ama haddinizi aşıp bana ne yapmam gerektiğini söylemediginiz bunu dikte etmediğiniz müddetçe!!!

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.