Karaburun'da savaş ve sermaye birikimi tartışıldı

Karaburun'da savaş ve sermaye birikimi tartışıldı

Bu yıl ana teması 100. yılında Ekim Devrimi olan 12. Karaburun Bilim Kongresi'nde yapılan panelde savaş ve sermaye birikimi tartışıldı.

Karaburun Bilim Kongresi'nde yapılan "Savaşlardan Yıkıma, Yıkımlardan Ranta" başlıklı oturumda, sosyal yardımlar, Suriyeli göçmenlerin ucuz işgücü olaral kullanılması, OHAL uygulamaları ve yasal düzenlemelerin sermaye birikim sürecindeki rolü ile ekolojik mücadeleye ilişkin sunumlar yapıldı. 

"Sosyal Yardımların Kadınlaşması mı Aile Etiğinin güçlendirilmesi mi Metalaşma Güvencesizleşme Kıskacında kadınlar ve Sosyal Yardım Uygulamaları" başlıklı bir sunumla katılan Nail Dertli, son 15 yılda sosyal yardım programlarına ayrılan bütçenin ciddi ölçüde arttırıldığını, sosyal yardım programlarından yararlananlar arasında kadınların sayısının giderek arttığını dile getirdi. 

Kadınların yararlandığı yardım programlarının özelliklerine bakıldığında ise kadınların geleneksel cinsiyet rollerini yerine getirmelerine ve ev kadını kılınmasına yönelik olarak örgütlendiğini belirten Dertli, "Kadınlar yardım programlarından, aile etiğinin gerektirdiği, evlilik, çocuk doğurma, ebeveynlik, yaşlı bakımı gibi cinsiyet rollerini yerine getirdikleri ölçüde ve bunları belgelemek koşuluyla yararlanmaktadırlar" dedi.    

Üniversite Öğrencisi Ahmet Gire de, "Savaş, hukuk ve ilkel birikim ilişkisi-Suriyeli Göçmenler" başlıklı bir sunum yaptı. 

Gire, Marx'ın kapitalizmin ortaya çıkmaya başladığı ilk dönemleri anlatabilmek için kullandığı “ilkel birikim” kavramını anlatarak sunumuna başladı. Gire, geçici koruma kapsamındaki göçmenler için çıkarılan hukukun barındırdığı muğlaklıklar ve içerdiği taraflılık üzerinden, "misafir" olarak tanımlananlara dayatılan olağanüstü hukukun aslında ilkel birikim koşullarını yeniden ürettiği, yani devletin zoru ile sermayeye nasıl ucuz emek gücü olarak sunulduğunu anlattı.  

“Suriye iç savaşının yarattığı ve halen süren dehşet Suriyeli göçmenlerin ilkel birikim ilişkisine dahil olma nedenlerinden birisidir" diyen Gire, Suriyelilerin Türkiye'de yaşadıkları linç gibi olayların herhangi bir hukuki kovuşturmaya uğramadığını, bunun da onların ucuz işgücü haline gelmesinde etkili olduğunu belirtti.  

SURİYELİLERİN TABİ TUTULDUĞU MUĞLAKLIK SÖMÜRÜYÜ ARTTIRIYOR

Geçici koruma kapsamındaki göçmenler için çıkarılan hukukun barındırdığı muğlaklıklar ve içerdiği taraflılık üzerinden, "misafir" olarak tanımlananlara dayatılan olağanüstü hukukun aslında ilkel birikim koşullarını yeniden ürettiği, yani devletin zoru ile sermayeye nasıl ucuz emek gücü sunulduğunu anlattı. Suriye iç savaşının yarattığı ve halen süren dehşet Suriyeli göçmenlerin ilkel birikim ilişkisine dahil olma nedenlerinden birisidir" dedi. Suriyeli göçmenlerin Türkiye'de yaşadıkları linç gibi olayların herhangi bir hukuki kovuşturmaya uğramadığını ifade ederek onların ucuz işgücü haline gelmesinde etkili olduğunu belirtti.  

"İktidar İçin Sömürü ve Yıkım" konulu sunumunda Prof. Dr. Beyza Üstün OHAL'in savaşın olağan hali olduğunu belirterek iktidarın bir yandan savaşı sürdürürken diğer yandan yakıp yıkılan alanların yeni sermaye birikim alanı olarak şirketlere açmaya, yaşam alanlarının kullanımının önündeki tüm engelleri şirketler lehine kaldırmaya devam ettiğini belirtti. OHAL'in süresini 3'er uzatarak savaşı ülkenin yönetim biçimi haline getirdiğini ifade etti. 40 bin Sur sakininin zorla yerinden edildiğini dile getiren Üstün, "Sadece yerinden etmekle kalınmadığını, yaşamın izlerinin, belleğin tümünün, tarihin, ekosistemin katledildiğini de görüyorz" dedi.   

EKİM DEVRİMİ DOĞA VE İNSAN

"Ekoloji Mücadelesinin Sınıfsallığı" başlıklı sunumu ile oturuma katılan Avukat Mehmet Horuş, Ekim Devriminin doğa ve insan ilişkileri açısından da bugüne önemli bir miras bıraktığını ifade etti. 

Türkiye'de sosyalist hareket ile ekoloji hareketi arasındaki var olan uzaklığın son on yılda kapanmaya başladığını belirten Horuş, "Önceleri Greerpeace'ı, TEMA'yı görürken şimdi halkı görüyoruz çevre mücadelesinde. Sendikalar da bu mücadelenin içinde. Emeğin mücadelesi ile çevre hareketi birleşmeye naşladı" dedi. 

Sermayenin yatırım yaptığı, ilde, ilçede oranın tüm kurumlarını etkisi altına aldığına dikkat çeken Horuş, "Ekoloji hareketi, acele kamulaştırma uygulamaları dolayısı ile mülkiyet meselesine takılmış durumda" dedi. Ekoloji hareketinin günlük mücadelelerle de ilgilenmesi gerektiğini ifade eden Horuş, "Hem insanlığın hem doğanın kurtuluşu birlikte olacak" dedi.

Mimar Meclisi de, "Rant İçin Mimarlık Değil, Halk İçin Mimarlık: Küçük Armutlu Örneği" başlıklı sunumunda ülke çapında yıkım aracına dönüşen kentsel dönüşüm mevzuatı ve uygulamalrına getirilen söylemsel ve eylemsel alternatifleri anlattı. (İzmir/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Eylül 2017 11:57
www.evrensel.net