Mercedes’te neden  herkes bir şeyler satıyor?

Mercedes’te neden herkes bir şeyler satıyor?

Toplusözleşme sürecini konuştuğumuz İstanbul Esenyurt'taki Mercedes işçileri herkesin geçinebilmek için fabrikada bir şeyler sattığını anlattı.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

İstanbul Esenyurt’ta bulunan ve otobüs üretilen Mercedes’te beyaz yakalılarla birlikte 4 bin 200 işçi çalışıyor. İşçilerin gündemi diğer metal fabrikalarında olduğu gibi Türk Metal tarafından açıklanan toplusözleşme taslağı. Büyük bir kısmı borç içinde olan ve ücretlerin her geçen gün erimesinden yakınan işçiler, “Fabrikada herkes bir şeyler getirip satmaya çalışıyor. İşçilerin durumu iyi olsa bunu yapar mı? Fabrika organik pazara döndü” diye konuştu. “Otomotiv sektörü artık işçi bulamıyor. Türk Metal’in açıkladığı rakamlar da işverenden bağımsız değil” diyen bir kısım işçi, bu rakamın bu dönem alınabileceğini düşünürken bir kısım işçi ise Türk Metal’e duyduğu güvensizlik nedeniyle taslakta açıklanan rakamların alınabileceğine inanmıyor. 

MERCEDES KÂRINA KÂR KATTI

“Mercedes’te neden herkes bir şeyler satıyor?” diye soran 20 yıllık bir işçi şöyle devam etti: “Fabrika organik pazara döndü. Süt satıyor, karpuz satıyor, zeytinyağı, yumurta satıyor... 10 yıl önce yoktu böyle bir şey. Ne oldu da bu işçiler ticarete başladı? Adam geçinemiyor ki Mercedes’in içinde ticaret yapıyor.” Mercedes’in kârına kâr kattığını ifade eden işçi, “İnanılmaz derece büyük kârlar elde etti. Gelen Alman temsilciler de çok büyük yatırımlarımız olacak diyor. Özellikle kamyon satışında. Kamyon üretimi iki katına çıktı. Suriye’de her taraf yıkıldı. Savaş bitsin üretimi kim bilir kaç katına çıkar. Her taraf yıkıldı. 3 arabadan ikisi Mercedes” diye konuştu. 

Tüm bu kâr karşısında 50. yıl vesilesiyle kendilerine reva görülenin bir kupa bardağı, misket ve 750 liralık Teknosa çeki olduğunu belirten bir başka işçi şöyle devam etti: “İnanılmaz kârlar yapınca son 3 yıl önce prim vermeye başladılar. Onlar da her geçen yıl azalarak veriliyor. İlk sene 2 bin 500 lira aldık, ikinci sene 2 bin lira falan aldık, bu yıl ise 1500’e kadar düştü. Günde 14 otobüs ürettiğimizde 2 bin 500 lira veriyorlardı, günlük 16 araç ürettiğimizde 1400 liraya düştü. Lafa gelince hep aileyiz ama sürekli üvey evlat muamelesi yapılıyor.”

ÜRETİMİ DÜŞÜRÜP MAĞDURU OYNUYORLAR

Mercedes yönetiminin her sözleşme dönemi üretimi düşürerek mağdur edebiyatı yaptığını söyleyen işçi “Bu yılki hedef günlük 18 araçtı ama şu anda 16’dan 14’e düşürdüler. Sözleşme yaklaştıkça bilerek üretimi azaltıyorlar. ‘Bakın üretim azaldı. Nasıl bu zammı vereyim’ demek için bunu yapıyorlar. Sözleşmeden sonra üretimi tekrar yükseltirler” diye konuştu. 

ZAM ALINMAZSA ÇALIŞACAK İŞÇİ BULAMAZLAR

Yeni giren işçilerle 15 yıllık işçiler arasındaki farkın her geçen gün kapandığına dikkat çeken bir başka işçi, “6-10 yıllık işçiler saat ücreti olarak 9.7 lira alırken 15 yıllık işçiler ile yeni işe giren işçiler arasında fark kalmadı. Yeni giren işçiler 2 bin lira alıyor, 10 yıllık işçiler de aynı parayı alıyor. Yeni işe başlayan işçiler 8.17 ile işe başlıyor” dedi. Bu zammın çok altına düşülmeyeceğini düşünen işçi, işverenin bu parayı vermek zorunda olduğunu söyledi: “Çünkü otomotiv sektörü artık işçi bulamıyor. Açıklanan zam rakamı çok kırpılmayacak. Yüzde 30’un altına düşmez gibi geliyor. Temsilcilerin açıklamalarına göre 500-600 liranın altında olmayacak. Bastıra bastıra söylüyorlar. Eskiden temsilciler söylemezdi böyle. Zaten bu parayı vermezlerse hem çalışacak adam bulamazlar hem de ayaklanma olur. Geçtiğimiz dönem yüzde 14 zam aldık dediler ama aldıkları zam enflasyonla birlikte eridi gitti. Birkaç yıl önce memnuniyet anketleri geliyordu. Birkaç kişiye veriliyordu. O zamanlar yüzde 80 memnuniyet vardı. Şimdi herkese veriliyor memnuniyet yüzde 30’lara düştü. Türk Metal’in yaptığı ankette yüzde 81 sendikaya güvenmiyor diye çıktı. Yüzde 19 güven var. Bunu tersine çevirmesi için bir şey yapması lazım.”

İŞÇİ BİR ARAYA GELİRSE ÇÖZER DE, GELEMİYOR

Bursa’da başlayan metal direnişini hatırlatan bir işçi, “Bugün konuşulan rakamların yüksek olmasında yüzde 99 Bursa’nın etkisi. Renault’nun, TOFAŞ’ın ekmeğini yiyoruz halen. Daha düne kadar yüzde 14’leri bile zor bela veriyorlardı. Ne oldu da yüzde 38’lerde istemeye başladılar. İşçi bir araya gelirse çözer de gelemiyor. Borçtan dolayı kimse ses çıkarmıyor. Beni düşün şu durumda işten çıkarılsam ne yapacağım. Çoğu askere gitmemiş, askerden sonra tekrar işe alınmak için ses çıkaramıyor. Emekliliği yaklaşanlar var, onlar da emeklilik yanmasın diye bir şeye karışmıyor. Pek çok kişiyle konuşuyorum ama güvenemiyorum” diye konuştu.  

İşçilerin büyük bir çoğunluğunun bu rakamın alınacağına güvenmediğini ifade eden işçi, “Sendikacılar bize ‘Yanımızda olduğunuz sürece  bu rakamı alırız’ diyor. Sanki yıllardır kimin arkasından gidiyoruz. Ağzını açan önce maaş diyor. Arkadaşın biri kredi kartını müdüre vermiş, “Benim evimde 1 ay geçir. Bu parayla geçinebiliyor mu geçinilemiyor mu kendi gözünle gör’ demiş. Müdür de ‘Sendika aldı da biz mi vermedik’ diyerek işçilere cevap veriyor. Ama bunlar hikaye tabii. O işveren sendikaya, sendika da topu işverene atıyor. Olan da işçilere oluyor. Üye sayısı 200 bini geçti. Bugün şalteri indir dese 200 bin kişi birden indirir. Sakal bırakma, yemek yememe eylemlerini biz kendi kafamıza göre yapmadık, sendika yapın dedi yaptık. Şimdi laf olsun diye arkamızda durun biz bu rakamı alırız diyor. Sanki bugüne kadar kimin arkasında durduk” diye konuştu.

ÇOCUĞUMLA OYNAYAMAYACAK KADAR BİTKİN DÜŞÜYORUM

Eve geldiğinde çocuğuyla oynayamayacak kadar bitkin düştüğünü anlatan 8 yıllık bir işçi “Eve geldiğimde omuzum, dizim her zaman ağrıyor. Çocuk oynamak istiyor ama eşime al bunu başımdan demek zorunda kalıyorum, ya da çizgi film açmak zorunda kalıyorum. Çocuk zaman  ‘Beni dışarı çıkarmıyorsun’ diyerek bana kızıyor. Evden dışarı çıkamıyoruz. Sosyal hayatımız yok. Eşim de sıkılıyor, ‘Dışarı çıkalım’ diyor ara ara ama para yok pul yok. Alışveriş merkezine gitsek bile sadece bakacak. Neyle satın alacağız” diye konuştu. 

AİLEDEN DESTEK ALARAK GEÇİNEBİLİYORUZ

Ailesinden gelen yardımlarla geçinebildiğini ifade eden işçi şöyle devam etti: “2 bin lira ücret elime geçiyor. 300 lira civarı da mesailerden geliyor. 10 yıllık kredi çekerek ev aldık. Her ay 2 bin lira kredi ödüyorum. Kredinin 1 yılı doldu, kaldı 9 yıl. Ödeyemezsek evi satacağız mecbur. Bir akrabamın kiraya verdiği evi var. Oradan gelen 850 lira kirayı bir yıllığına bana verdi. 300 lira falan da mesaiden geliyor. Toplamda aylık 1000 lira ile geçiniyorum. 2 çocuğum var. 250 lira doğal gaz, 50 lira su, 80 lira da elektrik geliyor. Haftalık 100 lira pazara gidiyor. Kredi kartı var ama kullanmıyorum. Bir de ona bulaşsak işin içinden çıkamayız. Yiyeceğimiz, içeceğimiz köyden gelmese İstanbul’da duramam. Çocuğun kıyafetlerini ve oyuncaklarını komşulardan alarak hallediyoruz.”

“Geriye 200 lira kalıyor, o da hastaneye gidiyor” diyen işçi şöyle konuştu: “Geçenlerde eşim çocuk öksürdüğü için hastaneye götürmüş. Boğazları enfeksiyon kapmış. 45 lira muayene, 5 lira iğne parası almışlar. 8 lira da ilaç parası ödemiş. 150 lira da hava ve serum için istenmiş, olmadığı için onları taktırmadan eve gelmek zorunda kalmış. Devlete de götüremiyorsun. Geçenler de yine hastalandı Avcılar Sadi konuk Devlet Hastanesine götürdük. Orada bakmadılar, Bakırköy Devlet Hastanesine yönlendirdiler. Bakırköy Devlet Hastanesinin aciline gittik, bir ilaç verip geri gönderdiler. Saatlerce rezil olduk. Pek çok işçiler de benim gibi.”

www.evrensel.net