Siyasi partilerden KHK'lere tepki: Faşizm inşa ediliyor

Siyasi partilerden KHK'lere tepki: Faşizm inşa ediliyor

CHP, HDP, EMEP ve ÖDP yeni çıkarılan KHK'leri değerlendirdi ve ortak mücadelenin önemine vurgu yaptı.

Tamer Arda ERŞİN/Birkan BULUT
Ankara

Hükümetin yeni yayınladığı KHK ile MİT Müsteşarı'nın tanıklığı Cumhurbaşkanı’nın iznine bağlandı. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu (MİKK) kuruldu. Değişikliklere tepki gösteren CHP, HDP, EMEP, ÖDP iktidarın yargı, polis gibi istihbaratın da ek adamın elinde toplandığına ifade etti. CHP'li Tezcan,  “Tek kişi, tek adama bağlı istihbarat devleti kuruluyor” derken HDP'li Baydemir “Parti devleti inşa ediliyor” ifadesini kullandı. EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan iktidar tarafından inşa edilmek istenen rejimin açıkça faşizm olduğunu söyledi. ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş ise “Diktatörler, istihbaratı kendi etrafında toplamak ister” dedi. Yapılan açıklamalarda ortak mücadelenin gerekliliği vurgulandı.

Son çıkan 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile MİT Müsteşarı'nın tanıklığı Cumhurbaşkanı’nın iznine bağlandı. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Milli İstihbarat Koordinasyon Kurulu (MİKK) kuruldu. Ayrıca milletvekillerine seçimler öncesinde ya da sonrasında işlediği suçlardan soruşturma açılabilecek; bu yetki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nda olacak. KHK ile yapılan değişikliklere CHP, HDP, EMEP ve ÖDP tepki gösterdi.

TEK ADAMIN İSTİHBARAT DEVLETİ

CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, son KHK'lerde yapılan değişiklikleri “20 Temmuz darbesinin yasal alt hukuku oluşturuluyor. Bu yeni dönemin darbe hukukudur. Tek kişi, tek adama bağlı istihbarat devleti kuruluyor” dedi. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izniyle konuşacak olmasını “Bir kişinin güvenliğini korumaya dönük kurgulanmış bir sistem. Milli güvenlik değil tek adamın güvenliğini korumaya çalışıyorlar. Hakan Fidan ve diğer istihbarat görevlilerinin herhangi bir şekilde kontrolsüz konuşmaları önlenmek isteniyor” diye değerlendirdi. Tezcan, milletvekilleri hakkındaki soruşturma ve kovuşturmaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılacak olmasının “tabi hakim ilkesine aykırı” olduğunu söyleyerek, “Milletvekilleriyle ilgili yargılama ve soruşturmaları tek merkezden kontrol etmek istiyorlar. Daha rahat kontrol etme planı ve düşüncesindeler” dedi.  Tezcan, bütün siyasi partilere ve vatandaşlara adalet kurultayına katılma çağrısında bulunarak, OHAL rejimine ve KHK'lere karşı birlikte mücadele etmek gerektiğini ifade etti.

'MİLLETİN İRADESİNE SAVAŞ İLANI'

HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, son çıkan KHK'lerde Anayasa maddelerini ihlal eden hükümler yer aldığını ifade ederek,  “16 Nisan referandumundan sonra Meclis işlevsizleştirildi. Bu son KHK, Meclis’i tümden devre dışı bırakma KHK’sidir.  Örneğin milletvekillerinin Anayasa 83. maddedeki dokunulmazlıklarına ilişkin hüküm ortadan kaldırılıyor. Savcıya, dilediği zaman milletvekilini soruşturma ve onu yargılama kapısı açıyor. Artık Meclis’teki prosedürün işletilmesine gerek bırakmayacak yasa dışı bir madde. KHK Anayasa maddesini ortadan kaldırabilir mi?” diye sordu. KHK ile MİT'in Cumhurbaşkanlığına bağlandığının altını çizen Baydemir, şu değerlendirmede bulundu: “MİT müsteşarı direkt Cumhurbaşkanına bağlanıyor. Onun soruşturulma izni Cumhurbaşkanına veriliyor. Bir MİT mensubunun yargılanması da MİT Başkanına bağlanıyor. Öte yandan kamu görevlileri hakkında soruşturma açılması için ilgili mülki idare amirinin soruşturma izni vermesi gerekiyor ama milletvekili soruşturulabiliyor. Bu kararname milletin iradesine bir savaş ilanıdır. Kurulmak istenen AKP- MHP rejiminin en belirgin hukuk ve yasa dışı kararnamesidir. 4 bin yeni hakim ve savcı alımının kapısı aralanıyor. Bir parti yargısı inşa ediliyor. Parti polis teşkilatı inşa ediliyor. Parti devleti inşa ediliyor.”

'DEMOKRASİ GÜÇLERİ BUNA GÖRE MEVZİLENMELİ'

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, söz konusu KHK'leri Türkiye'de Erdoğan öncülüğünde inşa edilmeye çalışılan siyasal rejimin uygulamaları olarak değerlendirdi. Yargının zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bağlanmış durumda olduğunu ifade eden Gürkan, “Yargıya milletvekili dokunulmazlıklarının teslim edildiğini, kamu idaresi adına bütün kurumlara ait yetkilerin tek elde toplanmaya çalışıldığını söylüyorduk. Milletvekillerine soruşturma izni vermek demek dokunulmazlıkların fiilen kaldırılması ve muhalefetin sesinin kesilmesi demektir. İktidar seçimlere müdahale edemeyince seçilmişlerin milletvekilliklerini  düşürmek için bu yetkiyi kullanacaktır. Hiçbirimiz Erdoğan'a teslim edilmiş bir yargıdan adalet beklemiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı'nın bir dönem Almanya Başbakanı Angela Merkel'e Nazizmi hatırlattığını kaydeden Gürkan, ancak bugün çıkan KHK'lerin gösterdiği gibi Türkiye'nin Hitler'in Almanyasına, Mussolini'nin İtalyasına, Franco'nun İspanyasına doğru gitmekte olduğunu dile getirdi. İktidar tarafından inşa edilmek istenen rejimin açıkça faşizm olduğunu ifade ede Gürkan, demokrasi güçlerinin de buna göre mücadelesinde mevzi tutması gerektiğini söyledi.

Bütün yetkileri tek elde toplayan Erdoğan rejimi karşısında Türkiye'nin talebinin açık olduğunu ifade eden Gürkan, “Emek, barış ve demokrasi güçleri bu talebi gören bir yerden güçlerini ortaklaştırma, birleştirme noktasında hiç tereddüt göstermemelidir. Hükümet bu politikalarını uygulamak için baskının dozajını arttıracaktır. Sadece baskıyı bertaraf edecek değil, demokrasiyi inşa edecek bir mücadele gerekecektir” diye konuştu.

ÖDP: HAKAN FİDAN SIR KÜPÜ

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş ise, Cumhurbaşkanılığına bağlı istihbarat biriminin kurulmasını “Devletin istihbaratından daha çok tek adamın istihbaratı oluşturuluyor. Tek kişinin çıkarlarına hizmet eden bir istihbarat birimi. Diktatörler, istihbaratı kendi etrafında toplamak ister” diye değerlendirdi. Taş, MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izniyle ifade verebilecek olmasını “Sır küpünün susturulması” diye nitelendirerek, “Siyasal İslamcı bir sivil diktatörlük inşasının yeni bir evresinin adımı atıldı. Cumhurbaşkanı, 'Hakan Fidan benim sır küpüm' diyordu. 15 Temmuz ile beraber bu sırlarda büyük bir artış oldu. Bu yüzden bu sır küpünü koruma altına aldı. Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı izni olmadan konuşamayacak. Hakan Fidan'ın özellikle 15 Temmuz hakkında konuşması gereken çok nokta var. Kamuoyu bu soruların yanıtlarını öğrenemeyecek”  diye konuştu. Milletvekillerini açılacak soruşturma ve kovuşturmaların sadece Ankara Cumhuriyet Başsavcığınca yapılabilecek olmasını hakkında, “Parlamento zaten rafa kalkmıştı. Görüntüde işlevi zayıflamış olan vekillerin, siyasi özgürlükleri yeni KHK ile yargı sopasıyla iyice kısıtlanıyor. Vekillerin siyaset yapma hakları daha da kısıtlanıp, yargı sopasıyla vekiller terbiye edilmeye çalışılıyor” dedi.

KHK rejimine karşı CHP'nin düzenlediği Adalet Kurultayı'ndan ortak bir mücadele programı çıkması gerektiğinin altını çizen Taş, “Muhalefetin birleşik hareketinin zeminin oluşturacağı bir program ortaya konulması gerekir. Ortak taleplerin başına bu OHAL ve KHK düzenine karşı mücadeleyi oturtursak, olumlu olur. Çünkü bugün adaletsizliğin temeli OHAL ve KHK rejimidir” diye vurguladı.

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Ağustos 2017 16:16
www.evrensel.net