Dünya çaresiz degil

Dünya çaresiz degil

Yücel Özdemir, G20 Zirvesi'nde yer alan gündeme ve protestolara ilişkin yazdı.

Yücel ÖZDEMIR

Dün sona eren G20 Zirvesi’nin resmi gündemine bakildiginda, bugün dünyayi ilgilendiren bir çok konu bulunuyordu: Kalkinma, çalisma yasami, küresel isinma, terörizm, dijitallesme...

Ancak, ne zirveye katilan ülkeler ne de bu ülkelerin liderlerinin, dünyada 7,3 milyar insanin karsi karsiya kaldigi sorunlari çözme diye bir derdi bulunmuyor. Çünkü sorunlari yaratan kapitalist sistemin temsilciligini yapan, daha fazla rekabet ve kâr pesinde olanlar, devasa sorunlarin çözümünün degil, kendisinin asil sorumlusudur. Bu nedenle zirveden halklarin yararina bir çözümün çikmasini beklemek bos bir hayalden baska bir sey degildi. Sonunda öyle de oldu.

Zira dünyanin içinden geçtigi süreçte, insanligin karsi karsiya oldugu devasa sorunlar kapitalizm kosullarinda “daha iyi bir dünya”nin mümkün olmayacagi inanci her geçen gün genis kitleler arasinda çok daha fazla belirginlik kazaniyor. G20’ye karsi protesto gösterilerini düzenleyen farkli güçlerin de dikkat çektigi gibi, dünya her açidan esitsizliklerin zirve yaptigi bir süreçten geçiyor. Bu nedenle kitleler arasindaki öfke ve tepki de dogal olarak her geçen gün büyüyor.

ESITSIZLIK VE ADALETSIZLIK BÜYÜDÜ

19 ülke ve AB’nin katilimiyla olusan G20 grubu dünya nüfusunun yüzde 63’ünü olustururken, toplam Gayri Safi Milli Hasila’nin ise yüzde 87’sin sahip. 200’e yakin ülkenin oldugu dünyanin geri kalani ise dünyadaki toplam GSMH’nin sadece yüzde 13’üne sahip. Yani zenginligin asil olarak bir avuç ülkede toplandigi, geri kalan ülkelerin ise zenginler tarafindan sömürüldügü için fakirligin hüküm sürdügü görülüyor. Bu nedenle, G20 ülkeleri asil olarak dünya çapinda adaletsizligin, esitsizligi büyümesinin politikasini yapiyor.

Veriler dünyanin her geçen yil biraz daha kötüye gittigini gösteriyor:

  • Dünyada var olan temel gidalar 10-12 milyar insanin doymasina imkan sagladigi halde her 10 saniyede bir, yilda ise 6 milyon çocuk açliktan ölüyor.
  • 923 milyon insan açlikla karsi karsiya.
  • Dünyada hiç olmadigi kadar fazla para bulundugu halde Dünya Bankasi’nin verilerine göre 1,4 milyar insan yoksulluk içinde yasiyor.
  • Okul yasindaki 70 milyon çocuk okula gidemiyor.

Açlik, yoksulluk, egitimsizlik tablosu bu halde iken bir avuç zengin ise dünyadaki zenginligin büyük bir bölümünü elinde tutuyor. Oxfam’in verilerine göre, dünyadaki en zengin 8 kisi dünya nufüsünün yarisinin elinde bulundurdugu servetten fazla bir serveti elinde tutuyor.
Bütün bunlara issizleri, çalistiklari halde yoksulluk içinde yasayanlari, Uzakdogu’dan Afrika’ya uzanan sahada karin tokluguna çalismak zorunda birakilan milyonlari, savaslardan ve yoksulluktan ötürü göç yollarina düsen 60 milyondan fazla insani, doga tahribatini, küresel isinmayi, terör saldirilarini da ekledigimizde dünyanin halinin ne kadar vahim oldugu kendiliginden görülüyor.
Bu tablo elbette sadece G20 disindaki ülkeler için geçerli degil. Dünyanin zengin emperyalist ve gelismekte alan G20 üyesi ülkelerde de halklar, emekçilerde bu sefalet tablosundan paylarini aliyorlar.

RAKAMLAR AYNI, ÇÖZÜMLER AYRI

Yukaridaki tablo aslinda kabaca bilinmez degil. Ama asil önemli olan bu karanlik tablonun nasil degistirilecegi, hiç kimsenin açliktan ölmedigi, yoksullukla karsi karsiya kalmadigi bir dünyanin nasil kurulacagidir. Kapitalist devletlerin, onlarin ideologlari, medyasi ve sözcülerinin bu sorunlarin nasil çözülecegine dair çözümleri olmadigi gibi çözme dertleri de yok. Onlarin dünyasinda birilerinin alabildigince zenginlestigi, birilerinin de ortada zenginlik olmasina ragmen açliktan öldügü bir dünya var. 

Der Spiegel dergisi G20 Zirve öncesinde hazirladigi kapakta dünyayi kurdun agzin resmederken, kapitalist liderlere “Kendinize güvenin. Radikal düsünün. Kararli davranin” diye çagrida bulunuyor. Daha bir kaç yil önce “insanligin geleceginin küresellesmede oldugunu” savunanlar simdi “Küresellesmenin kontrolü kaybettigi”nden dem vuruyor.

Bu nedenle Hamburg’daki resmi zirve ile alternatif zirveyi ayiran en önemli özellik ayni rakamlara dair çözümlerin farkli olmasidir. Alternatif zirve toplantilari ve gösteriler, insanligin yoksulluk, sefalet ve ölümden baska bir sey üretmeyen kapitalizme mahkum olmadigini gösteriyor. Bir hafta boyunca 20 bine yakin polisin almis oldugu güvenlik önlemleri aslinda bu alternatifin duyulmasin engelleme girisiminden baska bir sey degildir. Dolayisiyla asiri güvenlik önlemler, aslinda genis kesimlerin tepki ve öfkesini bastirmadir.

Ama belirtmemiz gerekiyor ki, bu toplantilarda, kapitalizmden asil çikis yolunun sosyalizm oldugu da henüz açik ve yüksek sesle dile getirilmiyor. Halbuki, Ekim Devrimi’nin 100. yilinda dünyada yasananlar, esitsizlik, sömürü ve savas sarmalindan ancak Ekim Devrimi’nin açtigi yoldan çikilabilecegini göstermektedir. Zira bugün isçi ve emekçilerin yasam ve çalisma kosullarinin  giderek kötülesmesi de kurulan sosyalizmin çökmesinden kaynaklaniyor.

Bugün küresellesme karsitlarinin durmadan dikkat çektigi “esitsizlik dengesi” denilebilir ki, en fazla sosyalizmin oldugu yillarda azaldi. Sosyalizmin yikilmasindan sonra ise makas açilmaya basladi ve bugünlere gelindi.

Tarih bize hep sunu göstermistir: Insanlik çözebilecegi sorunlari önüne koyar ve önüne koydugu sorunlari er yada geç çözer. Dünyamiz, kapitalist-emperyalist sistemin yol açtigi yikim ve çeliskilerle sonsuza kadar yasamaya mahkum degildir ve esitligin saglandigi, sömürünün ve siniflarin olmadigi bir dünya kurmak için nedenler ve olanaklar mevcuttur. 

Bu nedenle Hamburg’da sömürüye, yoksulluga, savasa, diktatörlere karsi yükselen mücadele, bütün insanlik için büyük bir umudu ifade ediyor.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.