Değinmeler

Değinmeler

Yürüyorsunuz/ Yürüyoruz! Sennur Sezer’in “Aralıkta Bir Akşam” şiirinde dediği gibi...

Adnan ÖZYALÇINER

HEP BİRLİKTE

Her şeyimizi aldılar. Hak adalet. Üstümüzdeki gökyüzünün mavisi uçtu, karardı. Soluk alınamıyor. Altımızdaki toprak, öteden beri sarsılıp duruyordu. Ateşle, kanla, yıkımlarla. Yer yerinden oynuyor. Durdurmak gerek. Üstüne sıkı sıkı basarak. Hep birlikte. Onlarca, yüzlerce, binlerce, on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca adımla. Yürüyerek. Hep birlikte.

İKİ KİŞİ

Rıhtımda iki kişiydiler. İki genç adam. Korkuluklara yaslanmış rıhtıma yanaşmış olan yolcu gemisine bakıyorlardı. Kat kat, göz göz bütün taş rıhtımı dolduran koskoca bir gemi. İkisinin de bacaklarının dibinde küçük birer bavul duruyordu. Sırt çantaları dışında. Birincisi, kendini çok yalnız hissedeni yarı hüzün, yarı sevinç karışımı bir sesle sordu:
- Sen de mi kenti bırakıyorsun?
- Yok, ben yeni geldim buraya.
- Nerden?
- Geminin seni götüreceği yerden.

ÖZGÜRDÜ ARTIK

Yargıcın, kılı kırk yaran bir yargılama sonunda ev hapsi verdiği genç, evsizdi. Evi, bırakılmış bir tren istasyonunun altında inşaat artıkları içinde, molozlar arasında, paslı metal artıklarıyla cam kırıklarının bulunduğu, yaban otlarıyla kaplı, tozlu, çamurlu, yer yer zift bulaşığı içinde, yer yer ıslak, kimi yerleri kuru bir yerdi. Çıplak bir gökyüzü altındaki yaşadığı bu ev.

Şimdi ayağına sıkı sıkıya çakılı elektronik kelepçe dolayısıyla başka bir yere gitmemeye, olduğu yerden kıpırdamamaya yargılıydı.

Demek, zabıtaların daha önce onu ya da aynı yerde dolanan kendisi gibi evsiz bir iki arkadaşını kovup kovalamaya kalktıkları bu evde özgürdü şimdi. Kimse onu evinden atmaya kalkamazdı artık.

MARTIYLA KEDİLER

Martılar, eskisi gibi, bulutsuz gökyüzünün masmavi boşluklarından pike yaparak dalgaların arasına dalmıyor artık. Ortalıkta dolanıp duruyorlar desem daha doğru söylemiş olurum. Gene balık peşindeler elbet. Bu kez kolayını bulmuşlar. Gelip kıyı lokantalarının camını tıklatıyorlar. Ya garsonların ardına takılıp tıpış tıpış mutfağa gitmek, ya da müşterilerin tabaklarından artanı dışarı, cam kenarına bırakmaları için cam sürgülerden birinin açılmasını bekliyorlar.

Rıhtımda yalanarak balık bekleyen kediler örneği.

ATLA ARABA

Gene atın sağrısı seğiriyor. Gene ardından şaklıyor kırbaç. Gene sarsılıyor araba. Arık atının acısıyla. Arabalıktan yola fırlıyor. Arık atının acısıyla.

Yol asfalt. Lastik tekerlekli araba düzgün asfaltta salınarak ilerleyebiliyor. İçinde oturan şişman adamı sarsmadan. Arık atının üst üste şaklayan kırbaçların altındaki zorlu yürüyüşünün acısına katılamadan.

SENİNLE EL ELE

Dün sana geldik, 74’üncü yaşını kutlamaya. Koca bir demet kırmızı karanfille. Oğlun Ahmet Emre, torunun Adnan Taylan, ben ordaydık. Yeni yaşını kutlamaya gelen arkadaşların, dostların, yoldaşların, kızlarınla hepimiz oradaydık. 74’üncü yaşın kutlu olsun! Nice yıllara Sennurcum!

Mustafa Köz, Hakkı Zariç, Nalan Çelik, Neşe Yaşın güzel birer konuşma yaptılar. Yeni yaşını kutlayan, şiirinin yol göstericiliğini öven. Rahime Henden “Kirlenmiş Kâğıtlar” kitabından “Köyünü Bırakanın Ağıdı” şiirini okudu. Mustafa Köz, sen gittikten sonra hakkında yazılanları derlediği mor kapaklı “Sevdadır Geceyi Aydınlatan” kitabını mor motiflerle süslü saydam bir zarf içinde bıraktı bahçene. Göz göz açmış menekşelerin üstüne serdiğimiz uzun saplı kırmızı karanfillerin arasına.

Ben bahçenin kenarında, taşa yaslanmış, ılık bir yaz akşamındaydım seninle. Bu güzel yaz gününde haksızlıklara, adaletsizliklere karşı Ankara’dan İstanbul’a doğru yürüyen “Adalet Yürüyüşçüleri”yle senin “Aralıkta Bir Akşam” şiirinin direnmeye çağıran son dizelerini paylaşarak onlarla yürek yüreğe olduğumuzu söyledim. Seninle. El ele.

Orada söylediklerimi bir mektupla “Adalet Yürüyüşçüleri”ne ilettim. Sana da yolluyorum.

MEKTUP

Adalet Yürüyüşçülerine,

Beklenen yaz geldi. Yaz geldi işte. Kışın bütün enkazını alıp götürecek olan yaz. Gecelerin ay aydınlığıyla geldi. Gündüzlerin parlak ışıltısıyla. Her şeyimizi aldıkları, hakkı, adaleti hiçe saydıkları günlerde geldi.

Yürüyorsunuz/Yürüyoruz!
Bu kutlu yürüyüş, bu güzel yaz gününde haksızlıklara, adaletsizliklere karşı insan hak ve özgürlüklerinin, demokrasinin kazanımının en haklı yürüyüşü, en doğal direnişidir.
Yürüyorsunuz/Yürüyoruz!
Sennur Sezer’in “Aralıkta Bir Akşam” şiirinde dediği gibi:
“Aşk diyorsunuz gülünç bu kentte
Neden gülünç değil işbirlikçinin neşesi
Çocuk yuvaları, hastaneler ve mezarlar
Sınıf sınıf
Ama sınıf ayrımından söz etmek yasak
En doğal şekilde.
Tutup kırmak gerek
Neyi bilmiyorum
Kalemleri değil, değil düşünen beyinleri
Onu kırmak şimdi paranın işi.
Kırmak gerek bir gönülsüz çiçeği
Ve sokmak toprağa
Yeşersin, çoğalsın
Direnç örneği...”

www.evrensel.net