Duruşumuza zeval gelmesin!

Duruşumuza zeval gelmesin!

Ayşen Aksakal yazdı: Sloganların satır arasında yazan ‘herkes haddini bilecek’ tir.

Ayşen AKSAKAL

Andy Warhol “Herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacak” demişti.

Korkarım Türkiye’de de her kadın bir gün adını #yalnızdeğildir etiketinde görecek.

Yalnız değiliz, sağ çıktığımız her tacizden ve şiddet olayından sonra salıverilen tacizcinin bir süreliğine de olsa yeniden tutuklanmasına yetecek kadar gür çıkıyor şimdilik sesimiz.

Ama bu iş karşılıklı bir güç denemesine döndü.

Kadınların kazanılmış haklarını kaybetmesi değil bu sadece, toplumsal yaşam dengesinin bozulması.

Son yaşanan Melisa Sağlam hadisesindeki gibi; adamın biri kalkıp; “Ramazan’da şort giymiş, nefsime dokundu” diyebiliyor.

Üstelik darbettiği kadına bir de hakaret davası açmaya cüret edebiliyor.

Kimsenin nefsi bir başka insanın yaşamını etkilemez. Bunu talep etmeye hakkı yoktur.

Algılarını hiç açamamışlar için bir başka açıdan anlatmaya çalışalım.

Limon görünce dişleri büzüşen, bayılacak gibi olan insanlar var. Huydur, dayanamıyorlar. 

Bunlar gidip midyeciyi mi bıçaklasın o zaman, “Hunharca limon sıktı midyeye, gözüm döndü” diye?

Şeftalinin tüyünden fenalaşan var, pazar tezgahını ateşe mi versin?

“Nişanlım terketti, melankoli içerisindeydim, kendimi tutamadım” diyen kol kola gezen evlilere mi saldırsın?

Kıyafetin verdiği rahatsızlık en fazla beli sıkınca, yakası darlayınca, etiketi kaşındırınca, giyene verdiği rahatsızlıktır.

Oysa ter kokusu ciddi anlamda herkesi rahatsız eder. Nezaketen ter kokana bile, “Git kardeşim bir duş al, kolonya ile bari silin bu nedir ama artık?” denilmiyor.

Bir insanın en büyük utancı olmalı cinsel arzularına hakim olamadığını ve iradesizliğini açıklamak.

Bu tip adamların aslında bağıra çağıra, hakaret ve şiddetle süsledikleri beyanları sadece buna işaret ediyor.

Utanmadıkları gibi buna ahlak dedikleri paravan, namus dedikleri bir zırh bulup coşkuyla bayraktarlığını yapıyorlar.

Ahlak dediğinden dem vuracaksak, açlık sınırı 1.528 TL asgari ücret ise 1.404 TL. 

Yasaklatın o zaman TV’lerdeki, billboardlardaki konut projesi, otomotiv ilanlarını. Sucuğun kilogramı 60-70 TL’lere varmış. Cızırdatmasınlar o zaman ekranda, sahanlarda, mangallarda.

Ülkede 7 milyona yakın asgari ücretle çalışan insan var, işsizlik oranı %13.

Bu insanların hiç alamayacakları şeyleri gözlerine sokup durmak, nefsi ile dalga geçmek değil mi? Damarına basmak sayılmıyor mu?

Ellerinden tüm öğretmenlerini aldığınız öğrencilere, atanmış kayyımların mezuniyet konuşması yapması ve gelecekleri hakkında hiç emekleri olmadan temennilerde bulunması tahrik değil mi?

Gazetecilerin içeride olması, bu bölümlerde okuyan öğrencileri öfkeden, hırstan delirtmez mi?

Açlık grevinin bu yazı yazıldığında 107. gününde olan insanlar var, açlığı anlamak için 2 öğünü boş geçmek yetmiyor demek ki. Ne yapsın aileleri, dostları? Düşününce iftar bile insana insana ağır gelmez mi?

Ne yapalım yani? Dalalım mı hepimiz birbirimize?

Herkesin nefsi kendini bağlar, iradesinden kendisi sorumlu. 

Her bir birey kendine muhakkeyyet olmakla yükümlü.

Bunca lafı da “elimiz armut topluyor” demek için yazmadım.

Kadınların tüm damarlarına bastınız, biz o özgürlüğümüze kalkan elleri indirmeyi de biliriz. 

Cesaret mevzu bahisse, tarih binlerce yıldır kadının mücadelesini yazıyor, cesaretimizin ispata ihtiyacı yok.

Tepkilerimiz makulse, medeniyete olan inancımızdandır.

Beden bizim, hayat bizim, yürek bizim.

Adalet yüzünü göstersin diyedir tüm hukuki çaba.

Şimdilik “hayatın içindeyiz” ve “dayanışmaya” diyoruz. 

Elinizi oranızdan çekin, sloganların satır arasında yazan “herkes haddini bilecek” tir.

Duruşunuza zeval gelmesin kadın arkadaşlarım!

NOT: Melisa Sağlam’a dirayeti, çabası ve duruşu için şahsen teşekkür ederim.
Kendisine “peki ne giyiyordunuz?” diye soran muhabire ise mevzunun tam da bu soruyu sormakla başladığını hatırlatmayı da borç bilirim. 

www.evrensel.net
ETİKETLER Melisa Sağlam