Bir zamanlar Sudan’da komünist hareket

Bir zamanlar Sudan’da komünist hareket

Arap Halklarının Mücadele Tarihinden bölümünde bu hafta Sudan Komünist Partisi'nin mücadele tarihine mercek tutuyoruz.

Arap Dünyası’nın önemli bir ülkesi olan Sudan, Afrika Kıtası’nın da en büyük ve en önemli ülkelerinden biri. Günümüzde bitmek tükenmek bilmeyen kabile savaşlarıyla hafızalarda yer alan ve 2011’de  yaşadığı “Kuzey Sudan” ve “Güney Sudan” ayrışmasıyla bilinen ülkede komünist hareket, bir dönem ülkenin siyasal yaşamının en önemli belirleyenlerden biriydi. 

Sudan’ın yakın tarihine bakmadan önce birçok etnik ve dinsel topluluğu barındırdığını hatırlatalım. Sudan’daki en büyük etnik unsur nüfusun yaklaşık yüzde 50’sini oluşturan Sudan Araplarıdır. Arapça konuşmaktadırlar ve yüzde 99’u Müslüman’dır. İkinci etnik unsur nüfusun yüzde 11.5’ini oluşturan Dinkalardır. Genellikle güney bölgelerde yaşayan Dinkaların çoğunluğu yerel dinlere mensup veya Hıristiyan’dır. Onlardan sonra nüfusun yüzde 6.5’ini oluşturan Bejalar gelir. Nüfusun yüzde 6’sını ise Nubalar oluşturur; genellikle Kordofan bölgesindeki Nuba Dağlarında otururlar. Arap asıllı olmayan Nubaların kendilerine ait özel bir dilleri vardır. Nubalardan sonra gelen etnik unsur nüfusun yaklaşık yüzde 5’ini oluşturan Nubiyelerdir. Nubiyeler, Sudan’ın yerli zencileridir.

1956’DA BAĞIMSIZLIK KAZANILDI

1899’da İngilizlerin girişiyle sömürge dönemi başlamış oldu. Ülke, 1 Ocak 1956’da bağımsızlığını elde edinceye kadar İngiliz işgalinde kaldı. Bağımsızlıktan sonra ülkede yönetimi geçici hükümet aldı. 1958’in ocak ayında gerçekleştirilen ilk genel seçimlerde İslami eğilime sahip Ümmet Partisi büyük bir çoğunlukla seçimi kazandı ve partinin genel başkanı Abdullah Halil oldu. Ancak kısa bir süre sonra, 17 Kasım 1958’de General İbrahim Abbud askeri bir darbe gerçekleştirerek Abdullah Halil yönetimine son verdi. Abbud, 1964’lerin ortalarından itibaren yönetimine karşı gerçekleşen geniş halk gösterileri nedeniyle yönetimden çekilmek zorunda kaldı. 1965 haziranında yapılan seçimleri Birlikçi Milli Parti kazandı. Bu iktidar Albay Cafer el Numeyri tarafından 25 Mayıs 1969’da askeri bir darbeyle devrildi. 

Genel itibariyle kabilelerden oluşan Sudan toplumunun en önemli iki kabilesi el Mehdiye ve el Hasime kabileleridir. 25 Mayıs 1969 yılında Sudan’da askerin yönetimi devralması ülke tarihi açısından önemli bir dönüm noktası. O dönemde milliyetçi bir ideolojiye sahip olan ordu, Mısır tecrübesi ve Cemal Abdülnasır’dan etkilenerek “sosyalist” bir söyleme sahip oldu.

PARTİNİN KURULUŞU

Sudan, diğer Arap ülkelerine nazaran daha geri kalmış bir toplumsal yapıya sahip. Peki böyle muhafazakar ve dindar bir toplumda Sudan Komünist Partisi nasıl kuruldu ve nasıl en büyük siyasi güçlerden biri haline geldi?

Sudan Komünist Partisinin temelleri, Kahire Üniversitesinde okuyan Sudanlı gençler tarafından atıldı. Bu gençler, 1946 yılında Sudan Ulusal Kurtuluş Hareketi ismiyle faaliyete başladı. Sudan Komünist Partisinin kurucu önderlerinden Abdülhalik Mahluk, Ahmet el Şeyh ve İbrahim Nakd, kültürlü kesimler arasında partiyi cazip kılma konusunda önemli rol oynadılar. Bağımsızlık uğruna mücadele etmeye başlayan parti, giderek Sudan toplumu arasında ve ordu içinde nüfuz sahibi olmayı başardı.

Sudan Komünist Partisinin gelişip büyümesinde o dönemlerde komünist hareketin yükselişte olması ve Sovyetler Birliği’nin Arap halklarına ve sömürge altında yaşayan milletlere yardım etmesinin etkisi büyük oldu. 

SENDİKAL MÜCADELE

Kurucu meclis seçimlerinde 11 koltuk kazanarak büyük başarı elde eden Komünist Parti, çiftçiler arasında yayılmaya başladı. 1946 yılında İngiliz işgaline karşı düzenlediği gösteriyle adını duyurdu. Yine 1946 temmuzunda demir yolu işçilerinin sendikasının kuruluşuna öncülük etti. Hatta sendikanın başkanlığını partinin liderlerinden Ahmet el Şeyh üstlendi. Parti bu dönemde sendikal hareket içinde önemli etkinlik gösterdi.

İngiliz İşgal İdaresinin, Demiryolları İşçileri Sendikasını tanımama kararına karşın geri adım atmayan komünistler, kitlesel gösteriler düzenledi. İş bırakma eylemleri ve grevlerin ardından İşgal İdaresi, sendikayı 8 Ağustos 1947 tarihinde tanımak zorunda kaldı. 1950 yılında ise Ahmet el Şeyh başkanlığında İşçi Sendikaları Federasyonu kuruldu.

Siyasi hayata ciddi bir giriş yapan parti emperyalizmle mücadele için bir program yayımlayınca faaliyeti yasaklandı. 24 Kasım 1965’te ise partinin feshedilmesiyle ilgili karar çıktı. Parti yönetimi bunun üzerine faaliyetlerini gizli yürütme kararı aldı


1969 DARBESİ VE SUDAN KOMÜNİST PARTİSİ

Sovyet Komünist Partisi 1956’da yapılan 20. Kongresinde “Arap milliyetçileriyle (BAAS partileri) iş birliği yapılması” kararı aldı. Bu karar doğrultusunda 60’lı yıllarda Arap komünist partileri, milliyetçilerle iş birliği yapıyordu. Örneğin Mısır Komünist Partisi, Cemal Abdülnasır lehine kendini feshetti. Yine Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde de milliyetçiler desteklendi. Bu aslında affedilmeyecek bir hatadır. Nitekim daha sonra görüldü ki; Arap halklarının tahribatı ve yıkımından “Arap milliyetçiliği” sorumludur.

20. kongrenin aldığı kararlar zaman içerisinde Sudan Komünist Partisinde de etkisini gösterdi. Mart 1969 yılında toplanan partinin merkez komitesi, yönetimi ele geçirmek için bir ihtilal ihtimali ve ordunun buradaki rolünü tartıştı. Mayıs 1969 tarihinde gerçekleşen darbe içerisinde yer alan Sudan Komünist Partisi, Devrim Yönetim Konseyi içerisinde de yer aldı. Komünistler, Nasırcılar ve Arap milliyetçilerinden oluşan Devrim Konseyinde 3 tane komünist subay yer alıyordu. Bunlar Atta Haşim, Bakir el Nur ve Faruk Hamdallah’tı. Kurulan hükümetin içerisinde de 3 komünist bakan yer alıyordu. 

Devrim Konseyi Bakanı Cafer el Nemiri bundan sonra yönetimin işçiler, çiftçiler, askerler, kültürlü kesimler ve İngiliz sömürgesiyle herhangi bir irtibatı olmayan ulusal burjuvazinin elinde olacağını açıkladı.

Sudan, ülkede bir komünist partinin bu kadar etkili olması ve o dönem içindeki işçi hareketiyle ciddi ağırlığı nedeniyle diğer Arap ülkelerinden ayrılmaktaydı. 

Nitekim Sudan Komünist Partisi, ilerici hareketler içerisinde lider konumundaydı. Ancak partinin Devrim Konseyi içerisinde yer alması, Arap komünist hareketi içinde ciddi tartışmalara neden oldu. Ancak Sudan Komünist Partisi demokratik devrimin gelişmesi ve yönetimin halka verilmesi hususunda ciddi bir rol oynamıştır.

İTTİFAK DAĞILIYOR

Partinin Devrim Konseyi Başkanı Nemiri ile ittifakı 1970’e kadar sürdü. Zira bu ittifak bir çıkar ittifakıydı. Ancak parti içerisinde, partinin politikalarına hem destek hem de eleştiri vardı. Hükümet başkanının 1969 yılında Doğu Almanya ziyareti sırasında “Devrimin komünistler olmadan yürümeyeceği” şeklindeki açıklaması Devrim Konseyinin hoşuna gitmedi ve yayımlanan beyanla, hükümet başkanının bu açıklamaları yalanlandı. Bununla başlayan tartışmalar, Devrim Konseyi Başkanı Nemiri’nin partileri feshetme yönünde bir karar almasına kadar vardı. Nemiri daha sonra ise kendini hükümet başkanı ilan etti. Bir yandan sağ ve gerici hareketlerle mücadele eden komünist parti buna karşın bir etkinlik gösteremedi. Özellikle ordunun hükümet üzerinde kontrolü sağlamasından sonra sağ hareketlerle mücadele aksadı. 

Yönetim giderek diktatörlüğe evrildi. İnsan hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılması ve baskıların artmasıyla yönetim daha fazla sağa kaydı ve ülke burjuvaziye dayanan bir muhaberat devletine dönüşmüştür. Bunları açıkça reddeden komünist partisi ise siyasi hayatta bitilmeye çalışılmış ve devrim konseyinin komünist üyeleri ihraç edilmiştir. Komünist Parti’nin başkanı Abdülhalik Mahcub ise tutuklandı. 

KOMÜNİST PARTİNİN BAŞARISIZ KARŞI DARBESİ

Bütün bu gelişmelere karşı partinin askeri kanadı bir karşı darbeyle cevap verme kararı aldı. 19 Temmuz 1971’deki darbe sadece 3 gün devam etti. Darbeyi planlayan eski Devrim Konseyi Üyesi Hişam Ata, yayımladığı beyanda, darbenin Mayıs 1969 darbesinin ilkelerine geri dönmeyi amaçladığını ifade etmiştir. 

Başarısızlığın arkasında ise Mısır ve Libya gibi bazı Arap devletlerinin bunun karşısında yer alması vardır. 22 Temmuz günü Libya yönetimi, Londra’dan kalkan bir İngiliz uçağını inişe zorlamıştır. Uçağın içinde bu Komünist Partinin yaptığı darbenin bazı askeri komutanları vardı. 

KOMÜNİST PARTİ KADROLARI İDAM EDİLİYOR

Aynı günün akşamı bu sefer Cafer el Nemiri’yi tekrar yönetime taşıyan bir başka karşı darbe gerçekleşti. Libya Devleti daha sonra uçaklarını indirdiği komutanları Sudan yönetimine teslim etti. Bu askerlerin yanı sıra, Abdulhalik Mahcup, Ahmet el Şeyh, Joseph Karnik gibi birçok parti yöneticisi tutuklandı. Daha sonra askeri komutanlar kurşuna dizildi, partinin 5 siyasi yöneticisi ise asılarak idam edildi. Parti Başkanı Abdulhalik Mahcup, 28 Temmuz 1971’de asılarak idam edildi.

  • Abdulmelik Mahcup mahkemesi sırasında

Abdulhalik Mahcub darağacına götürülürken şık kıyafeti ve sürdüğü kokularla dikkat çekti. Sudan ve Komünist Parti lehine slogan atarak darağacına çıkan Mahcub’un idamı bütün Arap komünist hareketinde bir şok etkisi yarattı.

Mahcub’tan sonra Joseph Karnik, İşçi Sendikaları Federasyonu Başkanı ve aynı zamanda Dünya İşçi Sendikaları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Ahmet el Şeyh de asılarak idam edildiler. El Şeyh, 1968’de Lenin Nişanı, 1964 yılında ise Fransa’da Dünya Barış Nişanı ile ödüllendirilmişti. İdamlarıyla beraber Sudan’da fikri açıdan sosyal ve siyasi hayatta bir dönem kapandı. İdamlara tepki olarak ise Moskova’daki Kızıl Meydan’da kitlesel bir protesto gösterisi düzenlendi.

www.evrensel.net