İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı Raci Bilici’ye 15 yıl istemi

İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı Raci Bilici’ye 15 yıl istemi

İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici için 15 yıl hapis isteniyor.

İHD Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici hakkında, dernek faaliyetleri kapsamında yürüttüğü çalışmalar nedeniyle 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 

Diyarbakır’da sivil toplum örgütlerine ve sendika yöneticilerine yönelik soruşturma kapsamında 15 Mart’ta gözaltına alınarak 21 Mart’ta adli kontrol uygulamasıyla serbest bırakılan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı M. Raci Bilici hakkında 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlandı. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul dilen iddianamede Bilici, yöneticisi olduğu İHD’de yürüttüğü faaliyetler ve davet edildiği toplantılarda yaptığı konuşmalar nedeniyle “Örgüt üyeliği” ile suçlanıyor.

MİTİNGTE ‘EYLEMCİ’ YAPILDI 

İddianamede, Bilici’ye isnat edilen suçlamaların tamamı telefon ve ortam dinlemeleri sonucunda elde edilen konuşmalardan oluşuyor. Savcı, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından 2012 yılında Diyarbakır’da düzenlenen “Zorla Yerinden Edilme ve Köye Dönüş Konferansı”na yapılan davet üzerine moderatör olarak katılan Bilici’nin DTK’den aldığı talimatlar doğrultusunda moderatörlük yaptığını ileri sürdü. DTK ve BDP tarafından 14 Temmuz 2012’de "Öcalan'a özgürlük" amacıyla Diyarbakır’da "Özgürlük İçin Demokratik Direniş" adıyla yapılmak istenen ancak polis müdahalesi nedeniyle çıkan olaylarda yaşanan insan hakları ihlalleriyle ilgili rapor hazırlamak için gözlemci olarak katılan Bilici için savcı, Diyarbakır Valiliği tarafından yasaklanan “yasadışı eyleme” katıldığını ileri sürdü. Bilici’nin olaylar konusunda sahada olan İHD üye ve yöneticileriyle yaptığı telefon görüşmeleri, bu konuda İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ı bilgilendirmesi bu suçlamaya delil olarak gösterildi. 

TOPLANTILARA KATILMASI ‘SUÇ’

Savcı, Bilici’nin DTK tarafından düzenlenen basın toplantılarına ve etkinlerine davet edilmesi, PKK tarafından alıkonulan kaymakam, asker ve polislerin serbest bırakılması, askeri operasyonlar nedeniyle yaşanabilecek olası can ve mal kayıplarını önlemek, cezaevlerindeki hasta tutuklu ve hükümlülerin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla dönemin hükümetiyle görüşülmesi için Diyarbakır’daki STK yöneticileriyle toplantılar ve telefon görüşmesi yapması “örgüt üyeliği” için suç delili olarak gösterdi. Savcı, Bilici’nin Diyarbakır’da kutlanacak 1 Eylül Dünya Barış Günü ve İnsan Zinciri eylemi organizasyonu ve dönemin başbakanı Erdoğan’ın Diyarbakır’a yapacağı ziyaret öncesi çatışmalı ortamın sona ermesi için STK yöneticilerinin düzenlediği toplantılara katılması da suç unsuru olarak gösterdi. 

'ÖRGÜT ÜYESİ' OLMANIN KANITI STK YÖNETİCİSİ OLMAK 

DTK’ye ait ileri sürülen tüzükte delegelerin bir kısmının seçilmişler, siyasi partiler, STK’lerden oluşacağı yönündeki bölüme atıfta bulunan savcı, şu yorumda bulundu: “Raci Bilici’nin olay tarihinde İHD Diyarbakır Şube Başkanı olması örgütün yasama meclisi olarak kabul edilen Demokratik Toplum Kongresi’nde üye pozisyonunda olduğunun diğer bir kanıtıdır.” Savcı, Bilici’nin 2011 ile 2014 yılları arasında DTK’nin çalışmalarını yürüttüğü Diyarbakır’daki binasına 9 defa giriş ve çıkış yaptığını savundu. Savcı, Bilici’nin DTK tarafından düzenlediği değerlendirilen Güç Konferası’na moderatör olarak görev yaptığı, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve muhatap alınması için düzenlenen eyleme katıldığı, ilerde kurulacak “özerk Kürdistan’ın ulusal kurucu meclisi olarak kabul edilen DTK içerisinde üye olarak aktif bir şekilde” bulunarak örgüt ile “organik bağ kurduğu” kurarak, “örgüt üyesi” olduğunu ileri sürdü. 

BİLİCİ: FAİLİYETLERİMİN TAMAMI İHD ÇALIŞMALARI KAPSAMINDADIR

İddianamede, Bilici’nin savcılıkta verdiği ifadesinde, “Katıldığım faaliyetlerimin tamamı Eş Genel Başkanı olduğum İnsan Hakları Derneği çalışmaları kapsamındadır. Eş Genel Başkan Yardımcısı olduğum derneğin vasfı bağımsız ve tarafsız olmasıdır. DTK’nin delegelerinden biri olduğum hususunu şu an sizden duydum. Ben kesinlikle kongre delegesi değilim. Bazı tarihlerde DTK tarafından arandığım olmuştur. DTK kongrelerinin yapıldığı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Konukevi Binasına birçok kez gittim. DTK’nin tüzel bir kişiliği olup olmadığını bilmiyorum. DTK’yi bir sivil toplum kuruluşu olarak görüyorum” diyerek, üzerine atılı suçlamaları reddetti. 

Davanın yargılamasına Kasım ayında Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. (Diyarbakır/DİHABER) 
 

www.evrensel.net