Huzur orta sehpada bulunmuyor

Huzur orta sehpada bulunmuyor

Japonya’da minimalist yaşam tarzı hızla yayılıyor. İnsanlar mülkiyetlerinden vazgeçip küçük yaşam alanlarında az eşyalarla mutlu olmayı öğreniyor.

Yeşer SARIYILDIZ

Hayatın kurtulması zor bir döngüsü var. Hepimiz bir dönem çok çalışıp sonra kazandığımız parayla birtakım eşyalar alıyor ve bunları koyacak yerler arıyoruz. Bu yerlere de ev diyoruz. Bazen elbette tam tersi de oluyor. Önce bu yeri alıyor, sonra bu yerin içini doldurmak için çalışıyor, yeni eşyalar alıyoruz. 

Bazen eski eşyalardan sıkılıp yeni eşyalar almak istiyor, evimizi trendlere uygun hale getirmek için eşyalarımızı değiştiriyoruz. Daha sonra bir de bakıyoruz ki, çok eşyamız oluyor ve tüm bu eşyaları sığdırabilmek için daha büyük bir ev arayışına giriyoruz. Kredi kartlarımızın limitlerini mobilyalarla doldurup daha büyük bir ev için kredi çekerken, genelde tatmin noktamız da 6 ayda bir kez gelen samimi olmadığımız misafirlerin “Ay ne kadar da ferah ve modern bir eviniz var.” demesi oluyor. Gerçekten samimi olduğumuz insanlar, “Oha odun parçasına 300 lira verilir mi lan” diyor zaten açık açık.

Tüm bu düzen kıyafetler için de geçerli tabii ki. İndirimde, görüp beğenince, tam bizlik bir şey bulunca, üzerindeki mesajı sevince, evdeki 62 kolyenin başka şekilde olanını bulunca, küçük bir butik keşfedince, gittiğimiz yerden hatıra olacağını düşününce, tarzımız olmasa da değişik bir şey bulup “giyer miyim ya” deyince, “iş yemeklerinde iyi oluyor bu” dediğimiz bir şey görünce alıyoruz; aldıkça alıyoruz. Ayakkabı, çanta, kıyafet falan derken; bir süre sonra tüm bu eşyalarımızı koymak için bir “giyinme odası”na ihtiyacımız oluyor. Düşünsenize, ayakkabının odası olur mu aslında? Oluyor. Üstelik dünyada bir sürü insanın evi olmamasına rağmen…

Biraz durup dışarıdan bakınca, insanın köpeğinin ya da kedisinin ayrı odasının olması, kıyafetlerinin odasının olmasından daha mantıklı ama durup dışarıdan bakmadan hunharca satın aldığımızdan, içinde bulunduğumuz absürdlüğün farkına varamıyoruz.

Tatile giderken bavul hazırlıyoruz. Bavulların içine eşyalarımızı koyuyoruz. Her seferinde “Bu sefer az eşya alacağım” diyor, sonra hazırladığımız bavulları ağırlıkları yüzünden zorla sürüklüyoruz. Tatile gittiğimiz yerden hatıra olsun diye biraz daha eşya alıyoruz, dönüşte bavulumuz iyice ağırlaştığı için bu sefer ekstra bagaj ödüyoruz. Genelde de yanımızda götürdüklerimizin 3’te 1’ini giyiyoruz. Aslında gardrobumuzdakilerin de çok azını kullanıyoruz. Ne kadar kıyafetimiz olduğundan bağımsız, genelde en rahat ettiğimiz ya da içinde kendimizi en iyi hissettiğimiz kıyafetlerimiz arasında kombin döndürüyoruz. Evde kaç oda olursa olsun, en sevdiğimizde zaman geçiriyoruz. Zaten büyük bir evimiz varsa, en az bir odasını “kullanmadığımız eşya odası” yapıyoruz.

Bu eşyaları almak, aldığımız eşyaları koymak ve daha çok eşyayla daha büyük bir yere sahip olmak için çalışırken geçirdiğimiz zamana “hayat” diyoruz.

BUNLARIN AMACI NEYDİ Kİ?

Hayatın da sağı solu belli olmuyor. Belki bir gün deprem oluyor, yangın çıkıyor ve uğruna nice mesailer yaptığımız bütün eşyalarımız yok oluyor. Gerçi eşyalarımızı korumak için gelirimizin bir kısmıyla da onlara sigorta yaptırıyoruz. Bir gün belki bir savaş çıkıyor ve çok sevdiğimiz evimizden, sadece tek bir sırt çantasıyla çıkıyor ve taksidi bitmeyen tüm eşyalarımızı hayatımızla birlikte geride bırakıyoruz. İşte ancak o zaman düşünüyoruz, tüm bunların amacı neydi ki?

MİNİMALİST YAŞAM TARZI

Tüm bunları kaybetmeden de anlamak ve hayatı farklı değerlerle kurgulamak mümkün. Son yıllarda, Japonya’da minimalist yaşam tarzı hızla yayılıyor. İnsanlar mülkiyetlerinden vazgeçip küçük yaşam alanlarında az eşyalarla mutlu olmayı öğreniyor. Eskiden DVD koleksiyonu yapan ve kıyafet takıntısı olan bir editör, artık 3 tişört, 4 ayakkabı ve 4 çorapla çok daha mutlu olduğunu söylüyor.

Eşyasızlığın insanı hem maddi hem de manevi olarak özgürleştirdiği bir gerçek. Hayatta fazla yer kaplayan her şeyi çıkarmak gerek. Geriye kalan daha çok kitap, müzik, film, seyahat ve sevdiklerine daha çok vakit ayırmak oluyor.

www.evrensel.net