Gençliğin sorunlarını kim çözecek?

Gençliğin sorunlarını kim çözecek?

ROTA

ROTA

Geçtiğimiz haftalarda Ankara Keçiören’de bir meslek lisesinin önünde, bir liseli grubuyla buluştuk. Amacımız meslek lisesi mezunlarının üniversiteye sınavsız geçiş hakkının kaldırılmasıyla ilgili fikirlerini sormaktı. Doğal olarak “bir dokunup bin ah işittik”. Etrafı jiletli tellerle çevrili lisenin karşısındaki küçük çay ocağında, öğle arası vaktinde hızlı hızlı tostunu yemeye çalışan; bölümleri makine, motor, mobilya olarak değişen onlarca genç. Adları Yılmaz, Emirhan, Ömer, Ali… İlk sözü alanlar karamsar olduklarını ifade ediyorlar, “bu elimizdeki son şanstı” diyorlar. Hocaların ve idarenin baskısından, derslerin yetersizliğinden, mesleki eğitimin imkansızlığından, 40 yıl önceden kalma makinelerin kullanılmasından, aylık en fazla 100 lira harçlıkla ihtiyaçlarını görmeye çalıştıklarından, stajda ne kadar zorlandıklarından bahsediyorlar. Hepsinin ortak özelliği bu durumlardan şikayet etmeleri değil yalnızca. Bir de ellerinin geldiği hal var ortak özellikleri olan. 15-16 yaşındaki bu gençlerin elleri iş aletleriyle çokça haşır neşir olmaktan paramparça olmuş, yara bere içinde kalmış durumda.  Ekonominin kötü gittiğinin, ülkenin giderek karışık bir ortama sürüklendiğinin ve bu durumdan da en çok kendilerinin etkileneceğinin farkında bir kısmı. “Nasıl iş bulacağız şimdi?” diyorlar ve bir soru daha atıyorlar “Bu kadar sorunu kim, nasıl çözecek?”

HEPİMİZİN ORTAK SORUSUNA, HEPİMİZ ORTAK CEVAP VERELİM

Meslek liseli arkadaşlarımızın sorduğu bu soru, giderek bütün gençliğin ortak sorusu haline geldi. Çünkü artık sorunları o kadar yakınımızda ve sıcağı sıcağına hissediyoruz ki, geleceğe dair planlarımız elimizden alınır hale geldi. Genç işsizlik yüzde 20’lerin üzerine çıkmış durumdayken, kendi geleceğimizi kırıntı halinde bile olsa garanti altına almak için yaptığımız tüm çabalar giderek boşa düşer oldu. Ana haberlerde her gün gençliğin ne kadar kaygılı olduğu, tek işinin artık iş aramak olduğu, hatta bu eylemi yaparken adeta bir mesai tükettiğinden falan bahsediliyor. Tablonun vahameti ne ana haber bültenlerine ne de bu satırlara sığar. Neyse, bizim bu yazıyı kaleme alma amacımız da tek başına sorunlarımızın ne kadar çok olduğu, nasıl karamsar bir hava olduğu falan değil. Çözümsüzlüğü, umutsuzluğu yaymak hiç değil. Aksine bir çıkış yolunun mümkün olduğunu, bu yolu da birlikte bulabilmemiz için küçük de olsa bir fayda sağlayabilmek. Yani hepimizin kafasındaki ortak soruya, ortaklaşa bir cevabı verebilmenin bir adımını ortaya koyabilmek.

İLK ADIM REFERANDUMA DAİR GENÇLİĞİN GÖSTERECEĞİ TUTUM

Mecliste uzunca bir zamandır görüşmeleri süren ve henüz sonuçlanan anayasa değişikliği tartışmaları, ülke gündeminin tam merkezine oturmuş durumda. Anayasa değişikliğinin neleri getirip götürdüğünün detaylı tartışılması bugün bu yazının konusu değil. Ama gençliğin beklentilerini karşılamak adına neyi vaad ediyor, orası çok tartışılır. Seçilme yaşının 18’e düşürülmesi örneğin, gençliğin problemlerini çözecek bir uygulama mıdır? Elbette seçilme yaşının düşürülmesi, meclisin gençleştirilmesi önemlidir. Ancak meclis, “partili cumhurbaşkanı” tarafından dilediği gibi feshedilebildiğinde, orada bulunan genç vekillerin ne anlamı olacaktır? Ki, bugünün meclisi de ne kadar gençliği, halkı temsil etmekte; onların sorunlarını çözmektedir yine başka bir tartışma konusu. Meslek liselinin elinden sınavsız geçiş hakkını alanların, üniversiteliyi kara kara “ben nasıl iş bulacağım” diye düşündürenlerin, eğitimi, sağlığı daha fazla paralı hale getirenlerin, ekonomi ve ülke iç-dış politikasıyla ülkeyi daha güvenilmez ve karanlık hale getirenlerin, ekmeğimizi küçültüp yoksulluğu büyütenlerin yapacağı anayasadan gençlik olumlu bir sonuç bekleyebilir mi? Bu durumda anayasa değişikliğine dair olası referandumda gençliğin tavrı ne olmalıdır? Bu son iki soruya yanıtı vererek yazıyı bitirelim: HAYIR !!!

www.evrensel.net