Suriye ateşkesi neden başarısız olacak?

Suriye ateşkesi neden başarısız olacak?

Magnier, sahadaki grupların yüzde 85’inin ateşkesin dışında olduğunu ve ABD ile Körfez ülkelerinin görüşmelerin dışında kaldığını hatırlatıyor.

Elijah J. MAGNIER

Suriye’de iki ana garantör ülke(Rusya ve Türkiye) Astana-Kazakistan görüşmelerine; muharipler ise şiddetin yeniden hakim olduğu bir döneme hazırlanıyor. Tüm bunlar ABD’de Obama yönetiminin sona ermesi ve Donald Trump’ın liderliğinde yeni bir dönemin başlangıcına denk geliyor.

Savaş hazırlığı ve ateşkesin reddinin ana sebebi, on binlerce militanı barındıran temel grupların sürecin dışında kalması. Bu gruplar IŞİD, el Kaide(Nusra/Fetih el Şam) ve benzeri cihatçıların yanı sıra Türkiye yanlısı Ahrar Şam.

SUUDİLER VE KATAR HENÜZ PES ETMEDİ

Moskova ve Ankara arasındaki ateşkes anlaşmasına rağmen, Suriye savaşında yer alan Suudi Arabistan ve Katar gibi önemli ülkeler Astana barış görüşmelerinin ilk turunun dışında bırakıldı ve Türkiye’ye kendi adlarına müzakerelere katılmaları için delege göndermedi. Bu Ortadoğu ülkeleri, şu ana kadar beyaz bayrağı çekme konusunda gönülsüzler ve halen Suriye’de savaşan on binlerce militan üzerinde önemli bir etkiye sahipler. Bu da Kazakistan’daki Rusya-Türkiye toplantısının başarısızlığına işaret ediyor.  ABD ve Avrupa’nın dışlanması da* Rusya’nın Suriye’deki krizi sonlandırma azminin bir yan ürünü olarak ortaya çıkan sürecin başarısızlıkla sonuçlanacağına dair bir başka gösterge. Türkiye henüz son sözünü söylemedi ve Rusya’nın Suriye’deki savaşı sona erdirme konusundaki koşullarını tam olarak kabullenmedi. Dahası, Halep’in kaybedilmesine rağmen sahadaki vekili Ahrar Şam’ı ateşkese katılma konusunda zorlamaktan imtina etti.

ŞAM VE MÜTTEFİKLERİ RUSYA’YA KATILMIYOR

Ayrıca Şam ve müttefikleri, Rusya’nın fazla aceleci davrandığını ve Suriye bataklığında sıkışıp kalma endişesiyle ham siyasi uzlaşılara varmaya çalıştığını düşünüyor. “Afganistan kabusu”nun Rus politikacılara hakim olduğu ve bunun da son aylarda Rusya tarafından empoze edilen 3 ateşkesten 2’sinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açtığı görülüyor. 3. ateşkesin de -en azından Şam ve müttefiklerine göre- dramatik bir şekilde başarısız olacağı görülüyor çünkü başarılı bir ateşkes için şartlar müsait değil.

Rusya’nın Suriye’deki askeri gücünü azaltacağı açıklamasının bir önemi yok zira 4 bin 500 yetkilisi ve askeri halen Suriye’nin her yerine dağılmış durumda ve sahadaki operasyonları yürütüyorlar. Amiral Kuznetsov uçak gemisi tarafından öncülük edilen savaş gemileri, görev süreleri dolduğu için geri çekiliyor. Zaten donanmanın varlığı, ABD’nin Suriye’deki Rusya müdahalesine karşı yapacağı hamlelere karşı siyasi bir manevraydı.

Şam ve Tahran, Rusya’nın 30 yıldır Ortadoğu arenasında olmayışının müzakere becerilerini zayıflattığına inanıyor. Ortadoğu, “güç müzakeresi”nin dilinden anlıyor ve kendi gündemleri olan pek çok oyuncu bölgedeki çıkarlarını korumak ve Suriye ile Irak başta olmak üzere olayların gidişatını etkileyebilmek için savaşmaya hazır.

TÜRKİYE’YE GÜVENİLMİYOR

Türkiye’nin rolü kritik ama hala belirsiz. Suriye’ye siyasi yaklaşımı koşullara göre değişiklik gösteriyor. Ankara, Türk güçlerinin IŞİD’e karşı savaş halinde olduğu el Bab’da ve gelecekte Rakka’ya doğru ilerleyebilmek için Rusya desteğine ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Obama yönetiminin gitmesini bekliyor ve Trump dönemindeki Ortadoğu politikası netleşene kadar ABD’yle mesafesini koruyor. Ankara, Suriye’de Beşar Esad iktidarının sonlanması dışında her türlü anlaşmayı reddeden vekaleti altındaki grupların tepkilerini kontrol etmeye çalışıyor.

Türkiye, kendi ülkesinde ulusal güvenliğe yapacağı etki ve PKK ile IŞİD’le devam eden savaş haline bir yenisinin eklenmemesi için Suriye’de el Kaide’ye karşı saldırılardan kaçınıyor. Erdoğan, Rusya’nın Suriye’deki savaşı sonlandırma konusundaki sabırsızlığını ve hızlı bir askeri-politik-bölgesel-uluslararası zafer elde etme ihtiyacını anladığını gösterdi. Türkiye’nin duruşu, çok yönlü ve komplike olduğu kadar Suriye’deki sürecin daha da uzaması ya da kısalması yönünde mutlak etkili olacak.

Ancak Türkiye’nin manevra alanı çok geniş olamaz çünkü aksi durumda güçleri Rus ve Suriye Hava Kuvvetleri’nin direkt tehdidi altına girer. Onların duruşu, cihatçılar ve isyancılar, Suriye ordusu ve müttefiklerine karşı Halep çevresi ve diğer cephelerde geniş çapta bir saldırıya geçtiğinde daha net bir şekilde ortaya çıkacak. Ve bunun ardından Türkiye, uygun bir ortak olarak görülmemeye başlanacak.

Yukarıda sayılan sebeplerden ötürü Şam, Ankara’ya güvenmiyor ve ateşkesin başarılı olma ihtimaline, Rusya’nın genellikle vaktinden önce hayata geçirdiği girişimlerine şüpheci yaklaşıyor. Tehlike Şam’dan, Doğu Guta’dan, Güney, Batı ve Kuzey Halep’ten, Hama, Humus ve Lazkiye kırsalından defedilinceye kadar savaşın dilinin hüküm süreceğini biliyorlar. Sadece bundan sonra, yani tüm cihatçılar ve savaşmayı sürdürmek isteyenler Suriye’nin kuzeyindeki belli bir bölgeye çekildikten sonra herhangi bir ateşkes olasılığı ciddi bir şansa sahip olabilir.

UZUN BİR YOLCULUĞUN İLK ADIMI

Devam eden güvensizlik, farklı aktörlerin manevraları ve en güçlü örgüt ve cihatçı grupların ateşkesin dışında bırakılmasının ışığında Suriye’de çatışmaların yeniden canlanmasının kaçınılmaz bir gerçek olduğu görülüyor. Ayrıca Türkiye’nin, Washington’un Rusya ile müzakerelerde tam olarak direndiği şeyi yaptığı da görülüyor: Cihatçıları isyancılardan ayırmak. Suudi Arabistan ve Katar bu hamleye karşı çıkıyor çünkü onlar henüz yenilgiyi kabullenmedi. Dahası, bu barış sürecinin yeterince olgun olmaması ve Rusya ile müttefikleri arasındaki farklılıklar kaçınılmaz olarak çatışmaların yoğunluğunu yeniden kazanacağı anlamına geliyor. Bu, ana gruplar Suriye’deki savaşı sonlandırma konusunda ciddi ve kararlı bir yaklaşım sergileyene kadar böyle olacak. Astana sürecinin başarılı olması beklenmese de yine de bin millik uzun bir yolculuğun ilk adımını teşkil ediyor.

Çeviren: Mithat Fabian SÖZMEN

Orijinali Kuveyt gazetesi er Rai’de yayımlanan bu yazı, aynı zamanda yazar tarafından kişisel blogu elijahjm.vvordpress.com’da İngilizce olarak yer almıştır. Yazının çevirisi İngilizceden yapılmıştır.

Başlık ve arabaşlıklar Evrensel Pazar’a aittir.

Çevirmenin notu: Türkiye, Cuma günü ABD’nin görüşmelere katılacağını iddia etti ancak bu, ABD tarafından doğrulanmadı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, “Orada bir rolümüz olacak mı bilmiyorum ve bu konuda sizi görüşmeleri düzenleyen Rusya ve Türkiye’ye yönlendirmek isterim. Biz henüz bir davet almadık” dedi.

www.evrensel.net