Karardı Karadeniz!

Karardı Karadeniz!

Özer Akdemir Trabzon Sürmene’deki yangını yazdı: Yanan ormanlarla, sökülen kayalarla, deredeki balığıyla, fındığına bulaşan alın teri kararıyor.

Özer AKDEMİR

2014’ün Ağustos sıcağında indiğimiz Trabzon Havalimanı Karadeniz yaylalarının ürperten esintisini hissettiğimiz ilk yer oldu. Ülkeyi kasıp kavuran yaz sıcakları sanki buraya uğramamış gibi, serin, nemli bir hava karşıladı bizleri. Havalimanındaki Arap turist yoğunluğu ilk göze çarpan ayrıntılardan birisiydi. Çarşaflı kadınlar, ayağı terlikli uzun entari giymiş adamlar ve çocuklar, koca koca valizleri peşlerinden sürükleyerek bagaj alımı bölümüne yürüyorlardı. Havalimanının içi adeta Arap turist kaynıyordu. 

Dışarıda bizi bekleyen aracımıza yürürken çıkış kapısının hemen yanında genişçe bir masa dikkatimizi çekti. Masanın ardındaki duvarda Arapça ve İngilizce yazılar, üzerinde de yine Arapça, İngilizce broşürler vardı. “Green valley real estate” yazısı masanın bir emlak ofisinin reklam alanı, Arapça yazılar ve broşürler de satışın hedef kitlesinin Arap turistler olduğunu gösteriyordu. 

Aracımıza binip Artvin’e, Yerel Medya ve Çevre İletişim Ağı Çalıştayı’na doğru yola koyulmadan önce bu masanın ve broşürlerin fotoğrafını çekip “Trabzon havalimanında Araplara emlak satışı masası kurulmuş. Yeşil Yol’un niye yapılacağını anladınız mı şimdi?” notu ile Twitter’dan paylaştım. Birkaç günde 167 bin kişinin gördüğü tweeti binlerce kişi de takipçilerine iletmişti. 

***

Karadeniz’de ağustos ayı boyunca, 5 farklı ilde gerçekleştirilen bu çalıştaylarda yerel medya mensupları ve kurum temsilcileri üzerine basa basa bölgedeki yağma ve talanın örneklerini anlattılar. Son yıllarda gittikçe artan, farklı yol ve yöntemlerle gelişen, yerli-yabancı şirketlerin AKP hükümetince korunup kollanması ile pişirilen onlarca proje Karadeniz’deki talanın büyüklüğünü gösteriyordu. 

Artvin Cerattepe ve Ordu’da olduğu gibi bazen altın madencileri yapıyordu bu talanı. Karadeniz’in bir ucundan diğerine, yemyeşil, başı dumanlı yaylalarına hunharca dalan iş makineleri yaylaları turizme-ranta açmak için “Yeşil yol” adı altında korkunç bir kıyım işine girişmişti. Derelerin önü kesilmiş, suların sesi, ormanın fısıltısı, kuşların cıvıltısı duyulmaz olmuştu. O dereler ki horona ses veren, orman güllerine rengini ve kokusunu bırakan, atmacayı sarp kayalardan uçuran, alabalığa, hamsiye tadını katan can damarları idi Karadeniz’in. Karadeniz Otoyolu katliamının etkilerini yıllardır yaşayan bölge insanı, şimdi derelerine, yaylalarına, dağlarına, ormanlarına yönelen bu talana karşı direnmeye çalışıyorlardı. 

***

Genç bir Arap babanın yanına aldığı iki oğlu ile (karısı ve kız çocuk yok dikkatinizi çekeyim) gülerek verdiği pozu ben Artvin dönüşü yine Trabzon Havalimanı’ndaki elektronik panolarda görmüş ve fotoğraflamıştım. İşte bu afiş bu günlerde “Bir Arap ülkesindeki bilboarddan” notu ile paylaşılıyor. Afişte sol tarafında İngilizce Sale (Satış) yazıyor. Satılanı gösteren kısım ise afişin sağ yanında; “Trabzon City)”!..

Katar Emiri’nin Trabzon’u ziyaret edip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bindiği helikopterden turizm yatırımı için yer beğenmesinden bir ay sonra, Sürmene’nin en güzel yerinde çıkan yangın ister istemez Karadeniz’e Arap sermayesinin ilgisi konusuna dikkatleri çekti yeniden. Ateş şeyhin beğendiği yerleri mi yakmıştı? Yaylaları zengin Arap turistlere pazarlamak için mi Yeşil Yol projeleri halkın ve bilimin tüm itirazlarına rağmen hız kesmeden devam ediyordu? İklim değişikliğini, küresel ısınmayı paraya çevirmek için mi dolar milyarderi Araplara Trabzon, Karadeniz pazarlanıyordu? 

Sorular çok? Elbette ki iktidar cephesinden bunlara verilecek yanıt “külliyen yalan” olacak. Ama işte Sürmene’nin Çamburnu’nda yanan sarıçam ormanı, Yusufeli’ni tarihten silen baraj gövdesi, Cerattepe’de akçaağacı, dağ gülünü ve sisler vadisini tarumar eden altın madeni, yaylaların yüzünde bir kanlı bıçak izi gibi ilerleyen Yeşil Yol onları yalancı çıkarıyor hep. 

Kararıyor Karadeniz. Yanan ormanlarla kararıyor, sökülen kayalarla, deredeki balığıyla, fındığına, çayına bulaşan alın teri kararıyor. Anzer yaylasının balı, Fırtına Vadisi’nin duman çöken bulutu, Zigana’nın geçit vermez dağları “ha bu yalan dünyanın” üç kuruşluk devranını, ülkesini, toprağını, deresini, havasını satarak sürmek isteyen bir “cahiliye devri” hükümranlığı günlerinde karardıkça kararıyor!

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Ocak 2017 07:21
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.