Moğol istilasından bu yana!

Moğol istilasından bu yana!

Özer Akdemir 2016'nın ekoloji gündemini derledi.

Hazırlayan: Özer AKDEMİR

Yazı dizimizin bu sayısında 2016 Haziran - Temmuz ayının haberlerine baktığımızda iki unsurun öne çıktığı görülüyor. Adaletin olmadığı yerde çevre-kültür talanı, doğa katliamı ile eşzamanlı olarak devam ediyordu. Ülke belki de Moğol istilasından bu yana en büyük talan ve yağma günlerinden geçiyordu.

‘ÖNCE ÇEVRE’ DİYEN HAKİMLERİN BAŞINA NE GELDİ?

Yazı dizimizin dünkü sayısında yer alan Urla Villaları Hakimi Osman Ermumcu’nun bakanlık avukatlarının kendisine yönelik reddihakim talebine isyanı ile ilgili süreç, Nisan ayındaki HSYK kararları ile başka bir boyuta taşındı. Bölge idare mahkemesi başkanı iken idare mahkemesi başkanlığına düşürülen Ermumcu, HSYK kararı ile bir kez daha “tenzilirütbe” sayılan bir pozisyona, İstanbul’a düz İdare Hakimliğine atandı. Davada bakanlık tezi lehine oy kullanan iki hakim ise ödüllendirilerek Batman’a vergi mahkemesi ve Batman bölge idare mahkemesi başkanlıklarına atandılar.

Mersinde yapım çalışmaları devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) ile ilgili açılan davada ise bilirkişi ve mahkeme heyetinin konaklayacağı Yanışlı beldesindeki otelin aynı zamanda Akkuyu NGS’nin de inşaatını yapan şirketin oteli olduğu ortaya çıktı. Mahkeme heyeti davacı avukatların ve ekoloji örgütlerinin tüm tepkilerine rağmen keşiften önceki gün nükleer santralcilerin otelinde konakladı.

CAN ÇEKİŞEN BAFA VE TEHLİKE ‘ÇAN’LARI

Tam ortasında ülkenin gelecek günlerini etkileyecek olan darbe girişimine sahne olan Temmuz 2016’nın ilk günlerinde Bulgaristan sınırında yapılmak istenen RES’lere yargının ‘dur’ dediği kararı öne çıktı. Akkuyu nükleer santralinde yapılan saatlerce sürmesine rağmen keşfe katılan hukukçular tarafından “özensiz” olarak nitelenen bilirkişi keşfi de temmuz ayının haberleri arasındaydı. Bir zaman yılan balıkları, onlarca çeşit su kuşu, sucul bitkileriyle ünlü Bafa Gölü’nün sularını 4. sınıf en kirli su kategorisine taşıyan insan kaynaklı yanlış uygulamalar, yanlış tarım ve su politikalarına yönelik bilimsel bir araştırma haberi Bafa Gölü’nün can çekişmesinin nedenini ortaya koyuyordu. Temmuz ayının en dikkat çeken haberleri ise Çanakkale’den geldi. Dünya Kültür mirası olan Truva antik kentinin arka bahçesi olarak bilinen Skamender Vadisi adeta taş ocakları tarafından istila edilmişti. Bunların yol açtığı çevresel sorunların yanı sıra yörenin tarihi-kültürel varlıklarına ve zengin biyoçeşitliliğine verdiği zararla ilgili bilim insanlarının değerlendirmeleri de haberde yer alıyordu. Çanakkale’nin havası en kirli ilçeleri arasında yer alan Çan’da kurulması planlanan 4. termik santral haberi ise “Çan gözden çıkarılmış” yorumlarına neden oldu.

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ!

Aliağa-Foça arasında yan yana iki parselde kurulmak istenen termik santrallerle ilgili bilirkişi keşfini yapan aynı öğretim üyelerinin kafa karıştıran raporları da Temmuz ayının ilginç haberleri arasındaydı. Enka Holding'in yapmak istediği termik santralle ilgili “Çevreye, tarıma, canlı yaşamına risklerinden, fay hattı üzerinde yer aldığından ve deprem riski” gerekçesiyle oy birliği ile olumsuz rapor veren bilirkişi heyetinden iki öğretim üyesi komşu parseldeki termik santrale ise yeşil ışık yakmıştı. Ayın, belki de tek “Güzel şeyler de oluyor” dedirten haberi ise Devlet Su İşlerinin (DSİ) Menderes Nehri üzerinde yaptığı bariyerlerle çöplerin nehir boyunca taşınmasının ve Ege denizine dökülmesinin önüne geçilmesi haberiydi.

ENERJİ Mİ TARIM MI?

Jeotermal enerji santralleri (JES) ve sondajlarının özellikle Aydın’daki incir ve zeytin üretimine olan olumsuz etkilerinin gözle görülür bir hal almasına sermaye kesimi de duyarsız kalamadı. İzmir Ticaret Borsasında gerçekleştirilen Jeotermal Enerji ve Tarım Sektörüne Etkileri Paneli’nde bakanlık yetkilileri ve sermaye temsilcilerinin “Ne enerjiden vazgeçeriz ne incirden” içerikli konuşmalarını bilim insanlarının bu ikisinin bir arada olamayacağı içerikli sunumları tekzip etti.

‘YALNIZ EFE’LER: BİR ÖDÜL BİR ÖLÜM

Seyitömer, Aliağa, İskenderun ve Çanakkale gibi kömürlü termik santrallerin bulunduğu yörelerde yaşayan halkla yüz yüze yapılan mülakatlar termik santrallerin, başta yaşam hakkı olmak üzere, birçok evrensel insan hakkını hiçe saydığı ve ihlal ettiğini ortaya çıkardı.

Altın  madencilerinin Dikili’deki “Altın madeni ve Çevre Paneli”ne yönelik saldırısı davasında aradan 10 yıl geçtikten sonra Maden Müdürü Hayri Öğüt’e verilen 1 yıl 10 ay 15 günlük ceza yaşam savunucularını hayal kırıklığına uğrattı.

Efemçukuru’da topraklarını altın madencilerine satmayan tek köylü olan Ahmet Karaçam, kendisine verilen Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Ödülünü keçilerini güttüğü dağlarda alırken, ayın en üzücü haberi ise yaşamını ekoloji mücadelesine adamış, Kaz Dağı’nın Yalnız Efe’si Arkeolog Erol Özkan’ın ani bir kalp krizi sonrası yaşamını yitirmesi oldu.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.