Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Kaya cezaevinden çıktı
Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay ve Zana Kaya cezaevinden çıktı

Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay Bakırköy Cezaevi'nden, Zana Kaya ise Silivri Cezaevinden çıktı. Cezaevi çıkışında dostları karşıladı.

Özgür Gündem davasında tahliye olan gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyeleri yazar Aslı Erdoğan ve dilbilimci Necmiye Alpay ile gazetenin Genel Yayın yönetmeni Zana Kaya cezaevi çıkışında dayanışma ve teşekkür mesajları verdi. 

Özgür Gündem davasında gazetenin Yayın Danışma Kurulu üyeleri yazar Aslı Erdoğan ve dilbilimci Necmiye Alpay Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden gazetenin Genel Yayın yönetmeni Zana Kaya da Silivri Cezaevi'nden çıkarak özgürlüğüne kavuştu.

Cezaevi çıkışında çok sayıda kişi tarafından sevinçle karşılanan Zana Kaya, Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay birer açıklama yaptı. 

‘İNSAN BOĞAZINA BIÇAK DAYANDIĞINDA ŞARKI SÖYLEYEMİYOR’

Aslı Erdoğan, baskıların durmadığını ve bu baskıların da Amok koşusuna benzediğini söyleyerek, “Mutlu değilim. Mutlu bir son ama bu gidişle ya onun için ya öbürü için o cezaevinden bu cezaevine gitmeye devam edeceğiz” dedi.Yurtdışı yasağı hatırlatılan Erdoğan, “Çok zorda kalmadıkça yurtdışına gitmek istemem zaten şu an yurtdışına çıkış yasağım da var. Gideni de suçlayamayız, kalanı da suçlayamayız. Gitmek son seçenek. Yurtdışı ya da Avrupa'da yaşamak gibi bir özlemim yok. Ama insan boğazına bıçak dayandığında şarkı söyleyemiyor. Bu şartlarda edebiyat yapılır mı bilmiyorum. Şortla gece yatarken evime özel timler silahlarla, çelik yeleklerle baskın yaptı. Onlar da şaşırdı herhalde” dedi.

‘4,5 AY ÖNCEKİ ASLI’YA GÖRE HAYATA DAHA BAĞLIYIM’

Cezaevinin kendisi için önemli bir deneyim olduğunun altını çizen Erdoğan, “Çok banal bir cümle ama girenle girmeyen birbirini anlamaz. Belki de iyi bir deneyim egonuzun sivri yanları törpüleniyor.4 buçuk ay önceki Aslı'ya göre hayata daha bağlıyım. Birinci tahliye şokundan sonra kendimi aylarca, yıllarca kalmaya şartlandırmıştım. Bugün de tahliye olurken sanki son anda bile gelip "yanlışlık oldu" deyip geri durduracaklarmış gibi hissettim. 4 buçuk ay içerde düşündüm "Neden beni aldılar ?" sorusunun cevabını bulamadım. Ben hala yanlışlık olduğunu düşünüyorum herhalde başka biriyle karıştırdılar” dedi.

‘BİR GÜVERCİN ÖLDÜRMEK BİR ŞAHİN ÖLDÜRMEKTEN DAHA AZ TEPKİ ÇEKER’

Erdoğan devamında neden kendisinin hedef alındığı sorusuna ise şu cevabı verdi: “Siyaseten özellikle Kürt meselesinde kendimi asla önemli bir figür olarak görmedim. Sadece Özgür Gündem gazetesinde değil diğer bütün gazetelerde de yazan en yumuşak kalemlerden biri olarak kendimi görüyorum. Ya da ben kendimi öyle görüyorum. Hala düşünüyorum cevap bulamadım belki bir yanlışlık belki gerçekten arkasında bir anlam vardır. Ama bir güvercin öldürmek şahin öldürmekten daha çok tepki çeker ya insanlar da "Bu kadın da hapse girdiyse biz ne olacağız?" diye düşünmüş olabilirler. Çünkü politik kimliğimle tanınmadığım gibi edebiyatçı, yazar kimliğim ile tanınan biriyim diye düşünüyorum.”

‘TOPLU ÇILGINLIK HALİ OLARAK GÖRÜYORUM’

Kendileri ile birlikte tahliye edilmeyen İnan Kızılkaya’yı hatırlatan Erdoğan, “İnan Kızılkaya meselesini daha çok hukuka çekmeye çalıştılar çünkü sorumlu yazı işleri müdürü. Çünkü dosya çok ağır. Akıl almaz bir süreç akıl almaz uygulamalar. Herhalde korkutmak ve herkes her an hapse girebilir hissiyatı yaratmak istiyorlar. Çok çok üzücü bir durum. Toplu çılgınlık hali olarak görüyorum, bu böyle gitmez. İktidar bir Amok koşusunda ve duramayacağı bir noktaya geldi sanki. Durursam ipin ucu kaçar diye mi korkuyor ben gerçekten anlayamıyorum” diyerek tepki gösterdi. Erdoğan son olarak şunları söyledi: “Basını, entellektüelleri niye bu kadar ciddiye alıyor? Aslında bizi serbest bıraksa kolayca etkisiz hale getirebilir. İlla faşizan yöntemlerle basın susturulamaz, bir çok yöntemi var ama darbe dönemine benzer bir dönemden geçtiğimiz aşikar. "Kim olursan ol herhangi bir güvencen yok, hapse atılabilirsin" fikrini yaratmaksa amaçları bence başardılar. Binlerce insan bana destekte bulundu hayal bile edemezdim bu desteği.”

‘NÖBET SEBEBİYLE KENDİMİZİ CENNETTE SANDIK’ 

Dilbilimci Necmiye Alpay ise, "Burası en kötü cezaevi değil ama karşılaşılan basınçla kötü bir yere doğru gidiliyor. Dolayısıyla burayı hepimiz gündemimizde tutalım. Haftada bir de olsa buradaki nöbeti devam ettirmeye çalışalım. Tahliye edildik. Olması da gereken buydu. Buradaki nöbet sebebiyle kendimizi cennette sandık. Türkiye'nin her tarafına seslenen bir nöbet hepinizle gurur duyuyorum" dedi.

‘MÜCADELEYİ YÜKSELTMEMİZ LAZIM’

Cezaevi çıkışında konuşan Zana Kaya da şunları söyledi: “Kaldığımız yerden devam edeceğiz çalışmaya ve gazeteciliğe. Yazı İşleri Müdürümüz hala içeride. Hala 150’ye yakın gazeteci arkadaşımız var, Kürt siyasetçiler parti başkanları var. Binlerce siyasi tutsak var. Türkiye toplu cezaevine dönüştürülmüş durumda. İçerideki ve dışarıdaki cezaevlerinin tümünün özgürleşmesi için mücadeleyi yükseltmemiz lazım.” (DİHABER)
 

 

 

Son Düzenlenme Tarihi: 30 Aralık 2016 02:31
www.evrensel.net