Babam Kürt davası nedeniyle gözü açık gitti

Babam Kürt davası nedeniyle gözü açık gitti

Şerif Karataş 1959’da Musa Anter’e destek verdiği için tutuklanan Kıdemli Üsteğmen Mehmet Selim Kılıçoğlu'nun oğlu Sacit Kılıçoğlu’yla konuştu.

Şerif KARATAŞ

İleri Yurt gazetesini çıkaran Musa Anter’in hakkında, yayımladığı Kürtçe “Qimil / Kımıl” şiiri sebebiyle dava açılması sonrası Anter’e destek veren 50 kişi 17 Aralık 1959’da gözaltına alınıp tutuklandı. Gözaltına alınanlardan Mehmet Emin Batu mide kanamasından yaşamını yitirince 49 kişi kaldılar. Dava böylece bu sayı ile anıldı: 49’lar. Bu isimler arasında Muş Varto eşrafından Cibran aşireti mensubu ve İstiklal Mahkemesinin kararıyla 1925’te idam edilen Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti ordusunun subayı Miralay Cibranlı Halit Bey’in yeğeni Kıdemli Üsteğmen Mehmet Selim Kılıçoğlu da bulunuyordu. Kılıçoğlu, 17 Kasım’da yaşamını yitirdi. Sacit Kılıçoğlu ile Babası Mehmet Selim Kılıçoğlu’yu konuştuk. 

Babasını, “Dürüst, ideallerine bağlı, insanlara saygılı, etrafına yardımcı olmaya çalışan, kimseyi ötekileştirmeyen, özgürlüğüne düşkün, özel bir insan” olarak tanıtıyor.

49’lar davası sırasında 6 yaşında olan Sacit Kılıçoğlu o dönemi şöyle anlatıyor: “Okula başlarken babam hapisteydi. Onun bir psikolojik ezikliği vardı bende. İlkokul biri zorla geçtim. Normalde kalmam lazımdı. Fakat öğretmen beni zeki görmüş, etkilendiğimi biliyor. Annemden söz alıp öyle geçirdi. Ne söyleyeceğimizi bilemiyorduk. Ama hiçbir zaman Kürt olduğumuzu saklamadık. Ezilip arada kaybolmaya çalışmıyorduk.” 

‘HOŞ GELDİN KÜÇÜK ADAM’

Sacit Kılıçoğlu

“Kasımpaşa’da oturuyorduk. Cumhurbaşkanı Erdoğan’la aynı mahallede” diyen Kılıçoğlu, babasını cezaevinde görmeye gittiklerinde Musa Anter’le tanışmasını şöyle anlatıyor:  “Harbiye’ye görüş için gittiğimiz bir gün, görüşmeye müsaade etmediler. Annemin yaptığı su böreğini kontrol edip iyice dağıttıktan sonra ağabeyim ve benim koğuşa götürmemize izin verdiler. Koğuşa girdiğimizde (adını sonradan babamdan öğrendiğim) Musa Anter beni önce havaya kaldırıp omuzlarına aldı.Biraz dolaştırdıktan sonra ranzalardan birinin üst yatağına bıraktı. ‘Hoş geldin küçük adam’ dedi. Sonraki konuşmaları hatırlamıyorum.”

“Hepsi değerli, fikir adamlarıydı... Aralarında toplantılar ve görüşmeler yaptıklarını duydum. Herhangi bir eyleme geçecekler miydi? Var mıydı o karar? O kadarını bilemiyorum. Kürt halkının durumundan rahatsız olduklarını buna dair bir şey yapmak istediklerini biliyorum” diyen Kılıçoğlu, davanın hukuksuzluğuna işaret ederek ekliyor: “Olan insanlara oldu.” 

Babasının tutuklanmasıyla yaşadıklarını şu ifadelerle anlatıyor: “O dönemler bizim çok zor geçti. İki dedem bize destek oldu. Birkaç kişi destek oldu. O zaman akrabalarımın çoğuna kızdım. Korkudan yanımıza gelmediler. Annem üç erkek bir kız 4 çocukla zor günler yaşadı.Manevi olarak çok zor ve sıkıntılı günler geçirdi.” 

49’ların yaşandığı dönemle günümüze kadar geçen zamanda Kürtler için çok bir şeyin değişmediğini anlatan Kılıçoğlu, şunları söylüyor: “Benim lakabım bütün öğrencilik yıllarımda hep Kürdoydu. Kürtlerin arasında menfaat peşinde koşanları görüyorum bunlara da üzülüyorum. ‘49’lar davasını hiç kimse bilmiyordu. Çevremdekiler bana güvendiği için söylediğime inanırlar. İnanıyorlar ama hiç kimsenin hiçbir şeyden haberi yok. Kürt’ün varlığından haberi yok. 

Hep bana söylüyorlardı, ‘Sen bunları söyleyene kadar hiç bilmiyorduk. Kürt nedir, ne ayrımı vardık bilmiyorduk.’ Nasıl bilmezsin aynı ülkede yaşıyorsunuz? Eşim Giresunlu üniversiteden tanıştık. Sonra evlendik. Eşimin ailesi, ‘Biz Kürt ayrımı yapmıyoruz’ diyor. “Peki varlığından haberdar mısın? Kabul eder misiniz? Beni kabul ettikler, çünkü eşim beni kabul etti. Ama sizin Kürtlerden haberdar olmamanız benim değil, sizin ayıbınız,” diye hep konuşuyorduk. Ben de bazen kantarın topuzunu kaçırıyorum. O kadar duyarsızlık karşısında ben de sinirleniyorum.”

‘KONUŞAMADIĞIMIZ İÇİN DAHA KÖTÜYE GİDİYORUZ’

Kılıçoğlu, “Kürtlerle Türkler oturup, konuşamadığımız ve anlaşamadığımız için durum daha kötüye gidiyor” diyor. AKP’nin kullandığı dilin toplumu kutuplaştırdığı uyarısında bulunuyor. İstanbul Üniversitesinde jeofizik mühendisliği okuduğu yıllarda yaşanan provokasyonlara dikkat çeken Kılıçoğlu, günümüzde de benzer provokasyonlar için uyarıda bulunuyor. Hükümetin HDP’ye yönelik politikası, HDP eş genel başkanlarının tutuklanması, belediye eş başkanların tutuklanmasını “akıl alır gibi değil”şeklinde değerlendiren Sacit Kılıçoğlu, Kürt sorununun çözümü için diyalogu işarete ederek şunları söylüyor: “Önce Türk halkının empati yapması lazım. Kürtleri anlamaya çalışması lazım. İki tarafın da, devletin de Kürtlerin de silahtan uzaklaşması lazım. Ellerin tetikten çekilmesi lazım. Aklı selimle düşünülmesi lazım. Böyle iki yıl geçirdik. Bunun zararını mı gördük?” 

Miralay Halit’in yanında olan dedesi ve babasının yaşadıklarına dair anlatımlarını kayıt altına almamasından dolayı üzüntüsünü dile getiren Kılıçoğlu, babasıyla ilgili şunları söyleyerek, konuşmasını bitiriyor: “Babam Kürt davası nedeniyle gözü açık gitti diyebilirim.” 

49’LAR DAVASI

Canip Yıldırım ve Yusuf Azizoğlu ile birlikte İleri Yurt gazetesini çıkaran Musa Anter’in hakkında yayımladığı Kürtçe şiiri “Qimil Kımıl” sebebiyle dava açıldı. Musa Anter’e destek veren 50 kişi 17 Aralık 1959’da gözaltına alınıp tutuklandı. İstanbul Harbiye’deki kışla binasının altındaki tek kişilik hücrelerine konuldular. Gözaltına alınanlardan Mehmet Emin Batu mide kanamasından ölünce geriye 49 kişi kaldı ve dava bu sayıyla anıldı. 14 ay tutuklu kaldıktan sonra sanıklar mahkemeye çıkarılmayı beklerken 27 Mayıs Darbesi gerçekleşti. Nihayet 3 Ocak 1961 tarihinde mahkeme başladı. Mahkemede 25 kişi hakkında idam istendi.10’nu beraat etti, 15’i bir kez beraat edip bir kez suç vasfı değiştirilerek davanın yenilenmesi neticesi 1965 yılında TCK’nin 141 ve 142. maddelerinden 16 ay hapis, 5 ay 10 gün sürgün cezası aldılar.  

Davada yargılananlar arasında şu isimler yer alıyordu: Şevket Turan, Naci Kutlay, Ali Karahan, Koço Elbistan, Yavuz Çamlıbel, Mehmet Ali Dinler, Yusuf Kaçar, Nurettin Yılmaz, Ziya Nami Şerefhanoğlu, Medet Serhat, Hasan Akkuş, Örfi Akkoyunlu, Selim Kılıçoğlu, Şahabettin Septioğlu, Said Elçi, Sait Kırmızıtoprak, Yaşar Kaya, Faik Savaş, Haydar Aksu, Ziya Acar, Fadıl Budak, Halil Demirel, Ferit Bilen, Esat Cemiloğlu, Mustafa Nuri Direkçigil, Fevzi Avşar, Necati Siyahkan, Hasan Ulus, Nazmi Balkaş, Hüseyin Oğuz Üçok, Mehmet Nazım Çiğdem, Fevzi Kartal, Mehmet Aydemir, Abdurrahman Efem Dolak, Musa Anter, Canip Yıldırım, Emin Kotan, Ökkeş Karadağ, Muhsin Şavata, Turgut Akın, Sıtkı Elbistan, Şerafettin Elçi, Mustafa Ramanlı, Mehmet Özer, Feyzullah Demirtaş, Cezmi Balkaş, Halis Yokuş, İsmet Balkaş, Sait Bingöl.  

CİBRANLI HALİT BEY 

Gizli Kürdistan İstiklal Komitesi başkanı olduğu gerekçesiyle Cibranlı Halit Bey, 24 arkadaşıyla 20 Aralık 1924’te Erzurum’da tutuklandı. Bitlis’e götürüldü. Bitlis Divan-ı Harbi Umumi’de yargılandı.Yargılanmanın kimler tarafından ve nasıl yapıldığı, mahkeme tutanak ve kararları hala açılmadı. İdama mahkûm edilen Cibranlı Halit Bey, Yusuf Ziya Bey, Yusuf Ziya’nın kardeşi Teğmen Ali Rıza Bey, Yusuf Ziya’nın damadı Faik Bey ile Molla Abdurrahman ile birlikte Bitlis’te 14 Nisan 1925’te idam edildiler.

 

www.evrensel.net