Sınırların Ötesinde

Sınırların Ötesinde

Bu ayın eylemi Arjantin’deki emzirme eylemi oldu. Avustralya’da ise, uzun saatler çalışan erkeklerin eşleri kendilerini daha fazla stresli hissediyor.

Hazırlayan: Lili Can
Geçtiğimiz ayın eylemi emzirme eylemi oldu. Arjantin’de Constanza Santos isimli bir kadın açık alanda bebeğini emzirdiği için polisler tarafından tutuklanmakla tehdit edildi. Bunun üzerine kucaklarına bebeğini, ellerine “Benim memem, benim hakkım, senin fikrini soran olmadı”, “Baskılara hayır, emzirme tartışma konusu olamaz” yazılı dövizlerini alan kadınlar, büyük gösteriler yaptı. Aşağılayıcı tutumlara karşı çıkan kadınları, annelerin ve kadınların haklarının ayaklar altına alınmasına asla izin vermeyeceklerini açıkladı. Arjantin’deki bu emzirme eylemleri ile ilgili 31 Temmuz’da Mehmet Tarhan’ın Evrensel’de çıkan “Emzirme Eylemleri Üzerine” yazısını okumayan varsa koşarak yazıyı internetten aratıp bulabilir. O yazıyı okuyunca, polislerin Constanza’ya yaptıklarının sadece kadın olmasından kaynaklanmadığı anlaşılıyor. 
Emzirme ile ilgili bir diğer haber ise İngiltere’den. Bristol Üniversitesi’nden Profesör Sarah Childs tarafından hazırlanan A Good Parliament (İyi Bir Meclis) raporu, İngiltere’deki meclisin iyileştirilmesi için 43 öneri sunuyor. Aslında bu önerilere sadece İngiltere’deki meclisin değil, bütün ülkelerdeki meclislerin kulak asması gerekiyor. Childs’ın sunduğu önerilerin temelinde cinsiyet eşitliği ve çeşitlilik var: “Cinsiyetsiz tuvaletler olmalı, kadın milletvekilleri bebeklerini meclis tartışmalarını izlerken emzirebilmeli, erkek milletvekilleri de bebeklerini meclise getirebilmeli ve besleyebilmeli, parti grup toplantıları sadece erkeklerden oluşmamalı, cinsiyet kotaları yeniden ele alınmalı…” Mecliste işçi sınıfından temsilcilerin eksik olması da “sansasyonel bir durum” olarak değerlendirilmiş raporda. 
Bu raporun ardından hemen bazı karşıt sesler çıkmaya başladı. Democratic Unionist Party (DUP) milletvekili Sammy Wilson’un “Bebek emziren kadın teşhircidir” çıkışı bunlardan biri. Emzirmek için özel alanlar varken, neden gelip mecliste bunu yaptıklarını sorması üzerine, kadınlardan büyük tepki aldı. Kendi partisinden Pam Anderson attığı tweet ile Wilson’u yerin dibine soktu: “Kesinlikle Sammy’e katılmıyorum. Parti de ben de kadınların emzirebilmesinin önemini biliyoruz. Ben onun canına okurum!” 
Daha önce de İtalyan politikacı Licia Ronzulli 2010’da Avrupa Parlamentosu’nda oy kullanmaya bebeği ile gitmişti. 2012’de Katalonya Sosyalistlerin Partisi (PSC)’den Iolanda Pineda İspanya Meclisi’ne bebeğini de alarak gitti. Bu yıl ocak ayında, İspanya’da Podemos milletvekili Carolina Bescansa bebeğini mecliste emzirdiği için eleştirilerin hedefi oldu. Mecliste bebek emzirme hakkında en olumlu adımı ise Avustralya attı. Geçtiğimiz şubat ayında 150 üyesinden 40’ı kadın olan Avustralya Temsilciler Meclisi’nde “Ne kadın ne de erkek üyelerin bebek bakımı bahane edilerek meclise katılımı engellenemez” kararı alındı.

Fatura her durumda kadına çıkıyor 
Avustralya’da aileler üzerine yapılan bir araştırmaya göre, uzun saatler çalışan erkeklerin eşleri kendilerini daha fazla stresli hissediyor ve sürekli bir koşturmaca yaşıyor. Kadının uzun çalışması ise eşleri olan erkekler üzerinde aynı sonuçlara yol açmıyor. Araştırmacılardan Sosyolog Lyn Craig bunun ev işleri ve aile bireylerinin ihtiyaçlarının kadının sorumluluğu olarak görülmesinden kaynaklandığını söylüyor. Her ne kadar 60’lardan bu yana erkekler evde daha fazla zaman harcamaya başladıysa da, kadınlar hala ev işlerine ve çocukların ihtiyaçlarına erkeklerden yaklaşık 5 saat daha fazla zaman harcıyor. 
Craig ve çalışma arkadaşları, 2006’da çocuklu çiftlere yönelik yapılan bir anketi de araştırmaları içinde değerlendirmiş. Anket katılımcısı ailelerin yaklaşık yüzde 25’inde sadece erkekler çalışıyor, diğer bir yüzde 25’lik kısımda her iki taraf da tam zamanlı çalışıyor, neredeyse yarısında ise kadınlar yarı zamanlı, erkekler tam zamanlı çalışıyor. Erkeklerin onda dördü haftada 50 saatten fazla çalışıyor. Anket bu kişilere birkaç gün boyunca belli sıklıkta günlük tutmalarını ve yaptıkları aktiviteleri tarif ederek ne sıklıkla koşturmaca içinde ve stresli hissettiklerini not almalarını istiyor. Kadınların yüzde 70’i erkeklerin de yüzde 62’si kendilerini sıklıkla koşturmaca içinde hissederken, kadınların sadece kendilerine ayırdığı zaman erkeklerinkine oranla haftada 2 saat daha az. Erkekler kadınlardan daha uzun saatler çalışırken, bir işte çalışsa da çalışmasa da kadınlar, daha az zamanı kendileri için harcıyorlar. Kadınların daha uzun saatlerde çalıştığı durumlarda ise aynı şey erkekler için geçerli olmuyor. Tam tersine, kadınlar çalışma süreleri uzadığında kendileri için harcadığı zamandan kısıyorlar. “Peki, bunun nedeni nedir?” sorusunun cevabı çok basit: Erkekler işten sonra zamanının çok azını ev işleri, çocukların bakımı vb. işlere harcarken, kadınlar ise çalışmıyorsa zaten bu görevler onun oluyor, çalıştığı durumlarda ise bir yandan bu işlerle yine o uğraşıyor. 

ÇOK ÇALIŞMAK HASTA EDİYOR
Ohio State Üniversitesi’nin yaptığı bir başka araştırma ise kadınların çalışma saatlerinin artmasından kaynaklı sağlık problemleri üzerine. Kadınlar uzun saatler çalıştığında kanser, kalp hastalıkları ve diğer kronik, hayat tehlikesi içeren hastalıklara erkeklere oranla daha fazla yakalanıyorlar. Journal of Occupational and Environmental Medicine (Mesleki ve Çevresel Tıp Dergisi)’nde yayımlanan çalışmaya göre, daha zor çalışma programları olan erkekler daha az bu durumdan mustarip oluyor. Bunun nedeni de yine kadınların işte uzun saatler harcamakla kalmayıp, aynı zamanda evin çoğu sorumluluğunu da omuzlarında taşıyor olmaları. Hem evde hem de işyerinde stres altında hisseden kadınların hastalıklara daha fazla yakalanma ihtimaline bu yüzden şaşmamak gerek. 

www.evrensel.net