09 Temmuz 2016 19:32

Gustav Klimt ve "Öpücük"

Viyana’nın ünlü ressamı Gustav Klimt yaşadığı çağda adını duyuramamış olsa da sanat tarihine damga vurmayı başarmış önemli bir ressam.

Gustav Klimt ve "Öpücük"

Paylaş

Ozan Özgün ÇÖRDÜK
Pamukkale Üniversitesi

20.yüzyıl, dünyayı kapsayan bir modernleşme dalgasının güçlü bir şekilde hissedildiği bir çağ. Teknolojide atılan adımlar ve o zamanlarda akıl almaz boyutta olan ve insanların kavramakta zorlandığı icatlar. Sadece teknolojide değil fikir ve düşünce alanlarında da yeni akımların ve tartışmaların oldukça popüler ve etkili olduğu bir çağ. Bilime yönelik sorgulayıcı yaklaşımların, aklın sorgulanması girişimlerinin, dile yönelik ilginin, özne kavramı üzerinde yürütülen tartışmaların, zihin problemlerinin, yeni bir boyut kazanan bilgi sorununun, cinsellik soruşturmasının, yabancılaşma ve iktidar sorunsalının hararetli bir şekilde tartışılmasıyla süregelen bir zaman. 20. yüzyıl Viyana için bu dönemde savaşlardan dolayı yaşadığı tramvayı evrensel bir şekilde ilerleyen modern dünya akımıyla hafiflettiği ve birçok alanda kendini yeniden yapılandırdığı bir yüzyıl. Bu dönemde Viyana da sanat alanında yapılan eserler ise sanat tarihin de önemli bir yer kaplamaktadır. Viyana’nın ünlü ressamı Gustav Klimt bu çağda adını duyuramamış olsa da sanat tarihine damga vurmayı başarmış önemli bir ressam. 


“ÖPÜCÜK” TABLOSU


Özellikle bir tablosu var ki üzerine sayfalarca yazılar yazılmış, uğruna koleksiyoncu savaşları çıkmış bir şaheser. Tablo çok farklı şekillerde yorumlanmış; farklı sanat tarihçelerinden, yine oldukça farklı yorumlamalar, betimlemeler ve tasvirler bulmak mümkün. Ancak biz bu derin ve ateşli tartışmaların biraz dışında kalarak elimizden geldiğince basit bir şekilde bu tablonun hikayesini anlatmakla yetinelim.  Gustav Klimt, “Öpücük” adlı tablosunu 1908 yılında, Viyana’da tamamlamış. Bir uçurumun yamacında duran ve öpüşen iki çift resmin odak noktası. Erkeğin kadın bedeni üzerindeki fiziksel etkisi resimde kendini hemen belli ediyor. Erkeğin boynun uzanış biçimi ve kadını kavrayışı, sahip olduğu tutkuyu kadın üzerinde bir tahakküme çevirmiş. Çiftin etrafını saran altın rengi ise, antik dönem kilise resimlerinde vurguyu arttırmak için altının kullanış tekniğinden esinlenilmiş. Tablodaki kadın figürünün kafasının etrafındaki hale figürü de bu dönemin Klimt üzerindeki etkisini pekiştiriyor. Fakat bu halenin saf ruhani bir haleden çok dünyanın içinden, topraktan doğan bir hale olduğunu görüyoruz; çiçekten bir hale bu. Tek bir figürle humanizm, Aydınlanma ve modern dönem sanatının insanın merkezi koyma, dini merkezden çıkarma fikirlerini görebiliyoruz.


BAHAR, ÇİÇEKLER VE “ÖPÜCÜK”


Uçurumun kenarında açan çiçekler ve yeşillikler bize ilk baharı hatırlatıyor. Zemindeki koyu altın rengi tona sahip olan katman ise bu ölümsüz öpücüğü yıldızlara taşımaya yetmiş. Erkeğin kafasında sarmaşıklardan bir taç bulunmakta, kadının kafasınının ise Viyana’nın bahar çiçeklerinin süslediği görüyoruz. 
Yapıldığı dönemde etki yaratmamasına rağmen bu bahar çiçekleriyle bezenmiş “Öpücük”, 68’in çiçek çocuklarını etkilemiş ve hak ettiği üne kavuşmuş. En kısa tanamıyla gerçeküstü ve tutkulu bir aşkın çiçek bahçesinden doğup yıldızlara ulaşmasının hikayesini anlatan eser, Klimt’in en bilinen eserlerinden olmayı sürdürüyor.


GUSTAV KLİMT KİMDİR?

1862’de doğan Avusturyalı ressam, genç yaşlarında sembolizmden çokça etkilenmiştir. Tablolarının yanı sıra duvar resimleri, eskizleri ve diğer eserleriyle de tanınır. Viyana Sanat Okulu’ndan okulun yeniliğe kapalı olması eleştirileriyle ayrılan bir grup sanatçı tarafından kurulan Viyana Secession’un üyelerindendir. Viyana Üniversitesi için yaptığı üç tablo, içerdiği erotizm yüzünden çokça eleştirilmiş, 1945’te Naziler tarafından tahrip edilmiştir.

ÖNCEKİ HABER

Suriyeli mültecilere vatandaşlık için şart koşulmamalı

SONRAKİ HABER

Görevden alınan öğretmen: İyi niyete böyle karşılık verilir mi?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa