Yaklaşan rektörlük seçimleri üzerine

Yaklaşan rektörlük seçimleri üzerine

Haziran ayında İTÜ, ODTÜ, YTÜ, Boğaziçi ve diğer 20 üniversitede gerçekleşecek rektörlük seçimleri YÖK'ün kararıyla 12 Temmuz’a ertelendi.

Alişan Doğan
İTÜ

Haziran ayında İTÜ, ODTÜ, YTÜ, Boğaziçi ve diğer 20 üniversitede gerçekleşecek rektörlük seçimleri YÖK(Yüksek Öğretim Kurumu)’ün kararıyla 12 Temmuz’a ertelendi. İTÜ özelinde biraz rektörlük seçimine göz atacak olursak 11 tane rektör adayı var. Adaylardan 5 tanesi nispeten demokrat sayılabilecek ama birleşip tek bir aday çıkarmak gibi bir eğilime de sahip olmayan adaylar. Diğer 6 adaydan ise ikisi hariç diğerleri pek bilinen isimler değil. Rektör adaylarından mevcut rektör Mehmet Karaca, geçtiğimiz dönem Akit gazetesi tarafından “Cemaatçi” olarak yaftalanmıştı. Daha sonrasında gerek hükümetin ülkede uyguladığı her baskı politikasının yansımasını kampüste gerçekleştirerek gerek cami açılışı ve yasaklar kervanı ile, gerekse de arkasında bir Cumhurbaşkanı portresiyle Akit gazetesine röportaj vererek bu imajını düzeltmeye çalıştı. Şimdi ise rektörlük seçimi ile cumhurbaşkanının rektör ataması yapacağı tarihler arasında okulun girişine Arapçanın ilk harfi olan “elif” harfinin heykelini yaptıracağı söyleniyor. Bir diğer aday Pelin Gündeş Bakır ise eski AKP Kayseri milletvekili ve güçlü bir aday. Bu adayların karşısında ise İTÜ DER (İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri Derneği) üyesi Lerzan Özkale aday olarak duruyor ve seçim yarışı bu üç aday arasında geçecek gibi duruyor. Kulislerin, entrikaların ve dedikoduların arasında bir seçim olacak gibi. Doğru yanlış pek çok kesin olmayan bilgi dolaşıyor adaylar arasında. Kesin olmadığı için hiçbirini paylaşmayacağım ancak bu ortam seçimin gidişatına etkiyecek gibi duruyor.


GERÇEKTEN “SEÇİM” Mİ?


Seçim diyorum ancak bu seçim öyle bir seçim ki üniversitenin en kalabalık bileşeni olan biz öğrencilerin rektörümüz olacak kişi için oy kullanma hakkımız yok. Yani bizim kampüsümüzü, bizim eğitim sistemimizi yönetecek olan kurulun başına geçecek kişiyi sadece akademisyenler belirleyecek. Aslında akademisyenler belirleyecek demek fazlasıyla polyanacılık oldu. Cumhurbaşkanı belirleyecek. Çünkü bir aday isterse bütün akademisyenlerin oyunu alsın, seçim sonunda YÖK adayları inceleyip 3 kişiye düşürüyor ve Cumhurbaşkanı o 3 kişiden bir tanesini rektör olarak atıyor. Hatırlayalım geçen sene İstanbul Üniversitesinde Raşit Tükel ikinci sıradaki adaydan 300 oy fazla alarak birinci seçilmişti ancak rektör olarak ikinci sıradaki ve AKP’ye yakınlığıyla bilinen Mahmut Ak atanmıştı. 
Üniversiteye dair hiçbir konuda olmadığı gibi, bu konuda da kimse öğrencilere fikirlerini sormuyor. BÜT’ler kaldırılıyor öğrenciye sorulmuyor. Kampüse cami yapılıyor, öğrenciye sorulmuyor. Yurtlara zam yapılıyor, öğrencilere sorulmuyor. Bir gecede İngilizce eğitime geçiliyor, öğrencilere sorulmuyor. Yaz okulu fiyatlarına zam yapılıyor, öğrencilere sorulmuyor. Aslına bakarsanız bunların hepsi doğrudan öğrencileri ilgilendiren sorunlar. 


BÜTÜN ÜNİVERSİTE BİLEŞENLERİNE SÖZ HAKKI VERİLMELİ


Üniversiteye dair bir karar alınacaksa buna üniversitenin bileşenleri; akademisyenler, öğrenciler ve emekçiler, karar vermeli. Fakat üniversitenin yönetimi YÖK ve Cumhurbaşkanı tarafından atanan kişilerle sağlanmakta. Bu durum üniversitede parasız, bilimsel ve demokratik eğitim önündeki en büyük engellerden birisidir. Üniversiteler özerk olmadıkça sürekli tepelerinde iktidarın kırbacı oldukça ne özgür bir düşünce ortamı olabilir, ne de o üniversitelerde gerçekten bilim üretilip, bilim insanları yetiştirilebilir. 
Bu durumu değiştirmek ve parasız, bilimsel, demokratik bir eğitim alabilmemiz için örgütlenmeli ve mücadele etmeliyiz. Sınıflarımızda, fakültelerimizde, kampüslerimizde birer birer elimizden alınan haklarımızı savunmalı ve birlikteliğimizden gelen gücü onlara göstermeliyiz.

www.evrensel.net