İşçiler talepleri için hareketleniyor

İşçiler talepleri için hareketleniyor

İhsan ÇARALAN

Emek mücadelesi, bir yandan bölgede Kürt illerinde süren savaşın ve çatışmaların, öte yandan da Erdoğan-Davutoğlu’nun “Tek parti tek lider” rejimi için özgürlükleri yok etme girişimlerinin kıskacında.

İşçiler, emekçiler; hükümetin, şoven milliyetçi odakların, din mezhep istismarcısı odakların kışkırtmalarıyla bölünmek isteniyor. Yetinilmiyor, hükümet asgari ücreti yükseltiyor gibi yaparak, taşeronu kaldıracağını vadederek işçileri oyalıyor. Ama aynı zamanda AKP Hükümeti, “kıdem tazminatını” fona bağlayarak, tasfiye etmeye, “esnek çalışmayı” ve “özel istihdam büroları”nı da yasalaştırmaya hazırlanıyor. Hükümet daha da ileri giderek, 657 sayılı Devlet Personel Kanunu’nu da değiştirerek, kamu emekçilerinin en önemli hakkı olan iş güvencelerini kaldırmayı da bu yıl gerçekleştirmeyi amaçladığı karşı reformlarının (Eylem Planı’nın) içine almış bulunuyor.

‘BAHAR’IN EMEK BAHARI OLMASI İÇİN!

Hükümetin siyasi alanı provoke eden ve emek mücadelesini oyalama ve bölme çabalarına karşın işyerlerinin kıpır kıpır olduğunu gösteren belirtiler de çoğalıyor.

Asgari ücrete 300 TL zam yapıldığı “müjdesi”nin cilası daha bu “zam” işçilerin eline geçmeden döküldü. İşçilerin alacağı fazladan 300 liranın aslında ocak ve temmuz zamları ile asgari geçim indiriminden (AGİ) ibaret olduğu görüldü. Üstelik de bu 300 TL’nin 100 TL’sinin hazineden karşılanacağının da ortaya çıkmasından sonra, asıl zammın patronlara yapıldığı ortaya çıktı.  Ama patronların pek çoğu bu kadarıyla da yetinmedi, yeni teşvikler aldı. Yetmedi, kimi patronlar, “Asgari ücret çok yükseldi” diye, ikramiyeleri kaldırmaya yöneldi.

Elektrik, ekmek başta olmak üzere en temel tüketim maddelerine zam yağdı. Vergiler, harçlar, cezalardaki artış daha yılın ilk günlerinde uygulamaya sokuldu. Ve daha asgari ücret artışı işçinin cebine girmeden uçtu.

Bu yüzden de ocak ayıyla birlikte, işyerinde “ek zam talebi” konuşulmaya başlandı. Renault başta olmak üzere bazı işyerlerinde işçiler mesaiye kalmayarak, patronlardan “ek zam yapılmasını” talep etmeye başladı.

Kıdem tazminatı, kamu emekçilerinin iş güvencesinin kaldırılması hazırlıkları da işçilerin, kamu emekçilerinin gündeminde.

AKP Hükümetinin seçimlerde, “Kamuda taşeronu kaldıracağız” vaadinden cayma numaraları da işçilerin “Taşeron kaldırılsın, herkese güvenceli iş” talebini yeniden gündemde öne çıkardı.

Yani emek cephesinde talepler etrafında bir mücadele için koşullar geçtiğimiz aylara göre daha da olgunlaşmış olarak tartışılıyor.

Bütün bu gelişmelerle birlikte ele alındığında önümüzdeki baharın emek mücadelesi için de “bahar” olmasının koşullarının olgunlaştığını söyleyebiliriz.

İŞÇİ SINIFI SİYASETE MÜDAHALE ETMEDİKÇE!..

İşçiler elbette, “ek zam talebi”, “iş güvenceli çalışma”, “kıdem tazminatı” hakkının savunulması, “taşeron çalışmanın yasaklanması”,... gibi talepleri etrafında mücadele ettikçe birleşebilir, bir sınıf olarak davranmayı öğrenebilir. Ama işçiler ülkenin nasıl yönetilmesi ve karşı karşıya olduğu sorunlarda taraf olmadıkça;

- Örneğin Kürt sorununun barışçıl çözümünün tarafı olarak tutum almadıkça,
- Alevilerin inanç özgürlüğünün ve laisizmi savunmayı kendi sorunları olarak görmedikçe, 
- İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü başta olmak üzere özgürlükleri savunmayı işçi sınıfının mücadelesinin alanı olarak görmedikçe,
- Hükümetin komşu ülkelerde halkları birbirine boğazlatan, savaş kışkırtıcısı dış politikasına karşı tutum almayı öğrenmedikçe talepleri etrafındaki birliklerini ve kazanımlarını da uzun vadeli olarak koruyamazlar. 

Onun için işçiler bugün sadece kendi talepleri etrafında mücadele etmekle yetinemez. Tersine işçiler, aralarındaki birliği pekiştirmek üzere ülkenin nasıl yönetildiğine, hükümetin iç politikası, dış politikası ve ekonomi politikalarının gidişatına müdahale etmeyi de kendi mücadelelerinin alanı olarak görmelidir. Ancak o zaman işçi sınıfı, sermaye partilerinin, sınıf dışı kesimlerin kendi içinde faaliyet göstermesini ve sınıfı bölmelerinin önüne geçebilir.

Bu yüzden işçiler kendi sınıf talepleri etrafındaki mücadelede ısrar edip aralarındaki birliklerini güçlendirirken aynı zamanda hükümetin ve sermaye partilerinin, sermaye sınıfının çıkarını savunan politikalarıyla da mücadele etmek durumundadır.

www.evrensel.net