08 Kasım 2015 08:44

Can Bonomo: Bu resimler kronolojik bir şaka aslında

Paylaş

Ayşen GÜVEN

Müzikal çalışmalarını yakından takip ettiğim bir isim Can Bonomo. Bir tarzla eşleştiremem onun müziğini ama aynı zamanda bir sürü müzikal tadı da alabilirim şarkılarından. Aslında tam da bu kafada olduğunu düşündüğüm bir resim sergisi açtı sanatçı. Kurgulu, hikayeli ve fantastik. Çılgınca gözüken çalışmaları her tabloda size bir soru bırakıp, ötekine gönderiyor sanki. “Anachronismus” adını verdiği sergisinde Can Bonomo tarihteki yerini, pozisyonunu bildiğinizi sandığınız bir sürü şeyi yerinden oynatıyor ve hayal etmenin sınırlarının aşılmasının tadını hatırlatıyor. 20 Kasım’a kadar The Marmara Pera’da ziyarete açık olacak sergiyi Can Bonomo ile tablolarının arasında konuştuk. Netamesi bitmez memleketimizde tutunmak için ürettiğini anlatıyor sanatçı ve misal Zeki Müren’i çocukluğunda yakalayıp uzaya gönderiyor. Somalı işçiler de var tablolarında, cehennem gibi Ortadoğu da… Ancak üslubu illüstrasyonla yansıyınca bambaşka bir görsel seyir mümkün hale gelmiş. Belki bu Pazar kahvaltının ardından siz de hayata bir ters köşe yapıp bu sergiyi ziyaret edersiniz. 

Müzik zaten eyvallah. Biraz da şiirle alakanızı biliyorduk ama resimle temasınızdan hiç haberdar değildik. Bu sergi hangi aralıkta ortaya çıktı?
Yok bunu hiç söylememiştim zaten. İllüstrasyon ile epey zamandır uğraşıyorum ve çok ilgiliyim. Üniversitede birkaç sene grafik tasarımı dersleri almıştım. Son stüdyo albümüm “Bulunmam Gerek” i kaydederken de kendime böyle bir boşluk yaratmak istedim. O zorlu süreçte resim çizmeye başladım. Ev yavaş yavaş böyle tablolarla doldu birdenbire. Ev arkadaşım “Ne zaman gidecek bu tablolar” demeye başlamıştı (Gülüyor). Şaka bir yana, ben de artık insanlarla paylaşmak istedim bu resimleri. Sade Kolektif sağolsun böyle güzel bir sergi yaptık The Marmara Pera’da ev sahipliğini üstlendi. İşte bugün buradayız. 

Ziyarete gelenler sizinle karşılaşabiliyorlar mı?
Ara ara uğruyorum. Bakıyorum ne oluyor ne bitiyor falan diye. 

Resim yaparken fonda çokça dinlediğiniz bir müziğiniz var mı?
Çok değişir. Yani Orhan Baba da dinlerim, Rahmaninov da olabilir. Çok saçma sapan bir playlistim var benim. Her şeyi seviyorum ve dinliyorum aslında.

Bu resimlerin fikrini toparlayan sözcük sergiye de adını veren “Anachronismus” olabilir mi?  
Kesinlikle sergi onun üzerine kurulu. Anakronizm bir nesne ya da bir kişinin olması gereken zamanın, yani kronolojik zamanın dışında olması. Bunun en güzel örneği olarak Napolyon’un cep telefonuyla konuştuğu bir tablom var mesela. Kronolojik bir şaka aslında yani. Sergi tamamen bununla alakalı. Uzayda bir Zeki Müren var mesela.

Birçok tanındık kahramanın tarihte aldıkları yerle oynamak gibi yani. Bir çeşit ters köşe resmetmek diyebilir miyiz? 
Evet, popüler ögeleri ya da temaları oldukları zaman diliminden çıkarıp benim kurguladığım bir zaman dilimine getirip yeni bir pozisyonlama yaptım. Değişik oldu.

Şimdi biz böyle olgunlaşmış halini görüyoruz ama sizin bu vakte kadar, o işte grafikle, illüstrasyonla ilgilendiğiniz ilk zamanlardan bu güne hep böyle hayatınız bir yerinde durur muydu resim? 
(Gülüyor) Benim işte illüstrasyon yeteneğim vardı aslında. Ben bu yeteneği hep konser afişleri, posterler için vs kullanıyordum. Hatta en son makbuz logosu mu ne yapmıştım. Anlayacağınız bu ilgi ve yeteneğimi hep öyle başka yerlere yönlendirmişim. Halbuki “Bunu sanata yönlendirirsem işte böyle şeyler yapabilirim” diye düşündüm sonunda. Ama “Haydi bir sergi yapayım” dediğiniz zaman çok fazla tablo çizmeniz, büyük mesai harcamanız gerekiyor. O cesaretim yoktu bugüne kadar. O cesareti kendimde buldum nihayet. Ortaya da “Anachronismus” çıktı.

Bu kronolojik yer değişikliği fikri üzerinden bir sergi çalışmak... Bütün resimlerin özellikle popüler karakterle bunu yapması… Bu fikir durup dururken gelmez sanki insanın aklına. Sizin aklınıza nasıl geldi?
Valla inanın ki gele de biliyor. Fikir beni biraz yönlendirdi aslında, ben fikri yönlendirmedim. 5-6 eseri çizdiğimde ortak noktalarının anakronizm olduğunu fark ettim. Geri kalan eserleri onun üzerine tasarlamaya devam ettim. Yani biraz konu kendini seçti gibi görünüyor.

Can Bonomo’nun bir şiir kitabı da vardı. Zaman zaman yazıları yayınlanıyor dergilerde. Müzik başrolde ama oyunculuğa da girişildi. Bazen bu çeşitlilik de eleştirilebiliyor “Müzisyen müzik yapsın” gibi. Siz bu tip düşünceler için ne söylersiniz?
Benim de aslında yaptığım ilk resimler şarkılarıma, şiirlerime çok benziyor. O yüzden benim anlatmak istediğim bir anlatı var, bir öykü var. Ve bunu yönlendirebildiğim üç tane kanal var. Yani ben bu üç kanalı da kendimce, kendi üslübumla iyi icra ettiğimi düşünüyorum. Kendi algıma göre elbette. Ve yapabiliyorken neden yapmayayım ki? Yani paylaşmak için yapıyorum her şeyi. Ve  resmi de paylaşmak istiyorum. Şiiri de. Müziği de. Bunlar bir şekilde birbirleriyle örtüşüyorlar zaten. Ama başka bir süprizim yok. Bu kadar (Gülüyor). 

Bir yandan böyle ağır bir coğrafyada, zor bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlar ne iş yapıyorlarsa bazen üretmekte zorlanıyorlar. Karamsarlık hakim oluyor. Siz böyle bir iklimde nasıl üretiyorsunuz, ne hissediyorsunuz?
Herkes gibi anksiyete bozukluğu, stres. Aşırı stres. Uyku problemi. Ama hallediyoruz bir şekilde. Çoğu zaman bu insanları üretmeye değil üretmemeye iteliyor, doğru. Ama malesef ne olursa olsun üretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bir şekilde yaşamaya devam etmeye çalışıyoruz. Tutunmaya çalışıyoruz. Bu eserler de bu coğrafyanın bu gel-gitlerin ürünleri işte.

Peki bu resim çalışmalarının devamı gelecek mi? 
Tabii ki. Bir buçuk senede bir falan bir sergiye bekliyorum.

Bayağı iddialı bir açıklama bu.
Yoo yaparım yani seviyorum resim yapmayı.

Albüm kapaklarını bu sergilerden yapmayı düşünüyor musunuz?
Aslında iyi fikir. Hımmm düşünülebilir tabii. Neden olmasın.  

Hem dünyadan hem Türkiye’den takip ettiğiniz illüstrasyon sanatçıları var mı? Resim sergileri gezer misiniz?
Sıklıkla değil ama görülmesi gereken sergileri mutlaka görmeye çalışıyorum. Mesela Bedri Usta’nın var yakın zamanda onu mutlaka göreceğim. Sadi Güran çok iyi bir illüstratör onun işlerini izliyorum ve çok beğeniyorum. Ama müzik dünyasının içinde olduğum kadar resim dünyasının içinde değilim. Bundan sonra bu alanla ilgili radarım genişleyecektir illaki. 

Müzikal çalışmalar ne alemde acaba bir yandan yürüyen albüm çalışması var mıdır?
Konserler devam ediyor. “Bulunmam Gerek” albümü çıkalı 1 sene olacak. “Tastamam”ın klibini çıkardık. Şimdi “Hikayem Bitmedi” isimli şarkıma bir klip yapıyoruz. Onun hazırlıkları var. Güzel olacak diye tahmin ediyoruz.

ÖZGÜR OLMAK İÇİN ÇARKIN İÇİNDEN ÇIKMAMIZ GEREKİR

Bize birkaç resminin okumasını yapar mısın? 
Elbette yaparım. 

Headset takan bir Fransız subayı. Resme adını da o veriyor. Bu tam da Anakronizmi simgeleyen bir resim. 

Liberte, cehennem işte. Adaletin terörize olduğunu, polisin hükümet piyonu olduğunu ve bundan en çok çocukların etkilendiğini anlatmaya çalıştığım bir hikaye kurdum bu resimde. 

Abra Cadabra adını verdiğim çalışmam da özgürlük üzerine. İnsanlar kendilerini özgür kıldıkları kadar özgürdür. Dünyanın kaosuna kapılıp büyük çarkların dişlisi olmak bizi zengin edebilir ama özgür olmak için çarkın içinden çıkmamız gerekir. 
Bunu da sihirle ya da dua ile yapmamız mümkün değildir.

Bir popüler kültür eleştirisi Exile. Pop kültürünün insanın ruhunu emdiğini fakat canlı kaçıp kurtulmanın pek mümkün olmadığını anlatıyor. Marlyn Monroe, 70lerin stencil dokuları günümüz dijital sanat unsurları ve bütün bunlardan bir jetle kaçmaya çalışan ceset.

Mesela Human’da da tankların önünü kapatmaya çalışan bir kız Einstein’ın muhteşem zekasının bizi ne kadar ileri ve aynı zamanda ne kadar da geri götürdüğünü gösteriyor. Kurt Cobain’in ve Einstein’ın sözleri alt alta yazılmış. Yaratıcı zekanın ne kadar ayrışık olabileceğinin çağdaş bir eleştirisi.

Madonna and child, yani kadınım ve çocuğu. Michelangelo’nun Madonna of Bruges heykelinden beri yorumlanıyor. Bu da benim Madonna yorumum. Çocuk biraz sıkıntılı oldu ama sağlıklı olsun. 

ÖNCEKİ HABER

Adnan Özyalçıner: Değinmeler

SONRAKİ HABER

Zimbabve’de yüz binlerce kamu emekçisi grev başlattı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa