Tarih ve roman

Tarih ve roman

Sennur SEZER

Yüzölçümü olarak Afrika’nın en büyük ülkesi olan Sudan doğal kaynakları açısından zengindir. Dünyanın önemli petrol ihracatçılarından biri olan Sudan Nil Nehri’nin geçtiği bölgelerde verimli topraklara sahiptir ama dünyanın en yoksul  ülkelerinden biridir.  
1956 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra  sürekli askeri darbelerle,  iç savaşla boğuşan ülke, dünya gündemine hep  soykırımlar ve katliamlarla geldi. On yıllardır ülkenin güneyinde yaşayan azınlıktaki Afrika kökenli Hristiyanlarla Arap asıllı Müslüman çoğunluk arasında yaşanan iç savaşa, son yıllarda Darfur’da yaşananlar eklendi.  
Basında sık sık yer alan Darfur bölgesinin toplam yüzölçümü 510 bin kilometrekaredir , bu alanda  5 ila 7 milyon kişinin yaşadığı sanılmaktadır. Bölgedeki savaş  Müslümanlar arasındadır.  Son üç buçuk yıldır şiddetlenen savaşta din, ırk, soykırım, etnik temizlik, isyancı, ayrılıkçı şiddet vb. doruk noktasına ulaşmış, 200 bin insanın ölümüne, iki milyon kişinin de bölgeyi terk etmesine yol açmıştır.
Darfur’daki  çorak arazilerde yarı göçebe hayatı yaşayan Müslüman inancındaki  bu insanların diğer Müslümanlar tarafından neden katledildiği sorusunun yanıtı Sudan’ın doğal kaynaklarıdır.  Bölgede petrol ve  uranyum kaynakları bulunuşunun, güney Sudan’da olduğu gibi Darfur’da da çatışmalar yaratılmasını hazırladığı sanılmaktadır. Amaç  kaynakların  ABD ve İngilizlerin kontrolüne geçmesidir.  
Sudan, sahip olduğu zenginlikler, tarihi boyunca dış güçlerin müdahalelerine yol açtı. Sudanlı bir baba ile  İngiliz bir anneden 1960 yılında Londra’da doğan Jamal Mahjoup  (bence Cemal Mahçup)  Osmanlı egemenliğindeki Sudan’da yaşanan Mehdi İsyanını Alametler Saati’nde anlatıyor.  
Romanı daha iyi kavramak için Sudan tarihini anımsamak gerekli:  
Sudan’ın kuzey bölümleri 1517’de  Mısır’ın fethi sonrasında,Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine girdi.
1805 yılında Osmanlı’ya isyan ederek Mısır’da kendi hanedanını kuran Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Sudan’ın güneyine de sefer yaparak ülkenin tamamına egemen oldu.  
1881-1899 yılları arasında Sudanlılar Mehmet Ali Paşa yönetimine karşı ayaklandılar  Bu ayaklanma Mehdi İsyanı olarak adlandırılır. Mehdi, inanışa göre  kıyametten önce Müslümanları kurtarmaya gelecek bir önderdir. Mehdi İsyanı, bu yanıyla bir inanç isyanıdır.
Hıdivlik yöneticilerinin kötü yönetimi ve yolsuzluğu nedeniyle artmış olan huzursuzluk 1885’te yabancı karşıtı bir isyana dönüştü.  Taraftarlarınca “Mehdi” olarak adlandırılan Muhammed Ahmed ibn Abdullah liderliğindeki isyancılar İngiliz komutan General Gordon’u öldürerek Hartum’u ele geçirdiler. İsyancılarla baş edemeyen İngiliz ve Mısır Hıdivi kuvvetleri Sudan’dan çekildiler. İbn Abdullah 1885’te tifüsten öldü. Yerini “halifesi” Abdallahi ibn Muhammed aldı,  Sudan’ı “ensar” adını verdiği valileri ile yönetmeye başladı. 1885-1899 yılları arası Sudan tarihinde “Mehdi dönemi” olarak geçer. Bu dönemde bir süre için “Mehdi ordusu”nun yenilmezliği söylencesi/imgesi yerleşti. Mehdi Ordusu Etiyopya’ya (1887) ve Belçika ve İtalyan sömürge bölgelerine de seferler düzenlediler.
Muhammed Ahmet el Mehdi liderliğinde başlayan  ayaklanma İngilizlerin komutasındaki Mısır Ordusu tarafından 1899’da bastırıldı.          
Jamal Mahjup, romanında ayaklanmayı ayaklananların gözünden yansıtırken ,  insanın insana acımasızlığını edebiyatın büyüsüyle veriyor:
“Rehberleri Ebu Doma’yı kaybetmişlerdi.Yirmi beş adamla birlikte bir sonraki mola yerine gitmişler , orada su bulmuşlardı. Geri dönerlerken Ebu Doma tüfeğini kuyunun yanında unuttuğunu fark etmişti. Tüfeğinin düşmanların eline geçmesine göz yumarsa  cezalandırılacağını bildiğinden onu almak üzere geri dönmüştü.Ötekiler beklemişler, Ebu Doma görünmeyince kampa doğru yollarına devam etmişlerdi. Askeri kolu, kuyunun bulunduğu durağa götürme kararı alınmıştı. Ebu Doma’yı bir ağacın altında oturur bulmuşlardı , bir kuş sürüsü canlı bir şal gibi üzerini örtmüştü, tatlı esinti  kuşların tüylerini kabartıyordu. Ebu Doma’nın gözleri kucağına dikiliydi.
Her iki eli de bileğinden kesilmişti.”
Romanda yer almıyorsa da sonrasını da söyleyelim :Sudan’da yarım yüzyıl süren İngiliz egemenliği 1956’da son buldu. Bağımsızlığın hemen ardında yapılan seçimle iş başına gelen sivil hükümet, bir yıl sonra General Abbud liderliğindeki darbeyle devrildi.
Ve doğal kaynaklar için kışkırtılan çatışmalar sürüyor. Bir ülkeyi kendi yazarlarından okumaya her zaman olanak bulamayız. Bence Alametler Saati  okunmalı.

Alametler Saati, Jamal Mahjoub,
Çeviren İlknur Özdemir,
Kırmızı Kedi
Yayınları,
Roman,
290 s. 20 Tl.

Basının iki temel görevi, haberleriyle kamu adına her tür iktidarı denetlemek ve gerçeğe ulaşmak için her türlü görüş ve sesin kamuya ulaşmasını sağlamaktır. Bu görevlerden biri sınırlamaya uğrarsa ülkede basın ve ifade özgürlüğü, dolayısıyla demokrasiden söz etmek imkansız hale gelir. Bugün gazetelere, haber ajanslarına, televizyon ve internet sitelerine getirilen sansür, kısıtlama ve baskılar özgür medyanın işlevini hedef almaktadır.

www.evrensel.net
ETİKETLER Sennur Sezer