Hiçbir şey için geç değil

Hiçbir şey için geç değil

Çocuklarım doğduktan sonra bakacak kimse olmadığı için çalışamadım. Çocuklarımın biri 31, diğeri 24 yaşında bu arada. O dönemlerde kreş, yuva vs. olanakları şimdikinden daha azdı. Şimdi de yeterli değil, ama neyse…

Benim adım Tülay. Çocuklarım doğduktan sonra bakacak kimse olmadığı için çalışamadım. Çocuklarımın biri 31, diğeri 24 yaşında bu arada. O dönemlerde kreş, yuva vs. olanakları şimdikinden daha azdı. Şimdi de yeterli değil, ama neyse…
Kardeşim üniversite öğrencisiyken günlük gazetelere bulmaca hazırlamaya başladı. Ben de ona sınav dönemlerinde yardım ediyordum. Kardeşim okulu bitirip işe başlayınca bulmaca işini ben devraldım. Evde oturuyordum, çalışmıyordum, az da olsa kendi paramı kazanayım dedim. Malum, kadının özgürlüğü ekonomik özgürlüğünden geçer.
Ortaokul, lise yıllarından beri bulmaca çözmeyi çok severim. Bulmaca hazırlamaya başlayınca bunun çok faydası oldu.
Çocuklar biraz büyüyünce çalışmaya başladım. Bir fabrikada vardiyalı işçi olarak çalışıyordum. İşten gelip bulmaca hazırlamak epey zorladı önceleri. Ama işimin bir garantisi yoktu. Ayrıca bulmacalarla uğraşmayı seviyordum. Tekrar işsiz kalırsam bulmacaya devam ederim diye düşünerek beni epey zorlasa da bulmaca hazırlamayı bırakmadım. Eşim de bu süreçte bana çok destek oldu.
Fabrikada maaşlarımızı geciktiriyorlardı. Hepimizin içeride birer maaşını tutuyorlardı. Biz de paramızı istemek için toplandık. Fabrika müdürü geldi. Maaşlarımızın gecikmesinin kabul edilemez olduğunu, paramızın hemen istediğimizi söyledik. Ertesi gün beni ve iki arkadaşımı işten çıkardılar.
Daha sonra bir hukuk bürosunda işe girdim. Haftanın üç dört günü büro dışında oluyordum. Bulmacaları da büroda boş kaldığımda yapmaya başladım. Bir süre sonra iyice alıştım iş içinde iş yapmaya. Hukuk bürosunda altı yıl çalıştım. İşten ayrılınca evde oturmak çok zor geldi. Bulmacaları da eskisine göre daha çabuk hazırlıyordum, evde boş vaktim çok oluyordu, sıkılıyordum. İş bulmak zordu. Bir süre sonra bir araştırma şirketinde işe başladım. Ama akşama kadar anketleri kontrol etmek gözlerimi ve kafamı çok yoruyordu, ayrıca şartları da hiç iyi değildi. Dolayısıyla bulmacaları hazırlamak da beni zorluyordu. O sırada başka bir iş buldum. Bir matbaada santralde çalışacak eleman aranıyordu. Bütün gün kulağımda telefon, gelen gideni eksik olmayan iflasın eşiğinde bir firmaydı.
İşe iyice alıştıktan sonra yavaş yavaş bulmacaları işyerinde yapmaya başladım. Herkes bulmaca çözdüğümü sanıyordu. Hatta bazıları, “Bitiremedin gitti şu bulmacaları, ne kadar çok bulmaca çözüyorsun” diyorlardı. Yıllar içinde iş arkadaşlarım bulmaca hazırladığımı öğrendiler. Bu sefer de “bu ne demek”, “şunun anlamı ne” diye bana gelmeye başladılar. Bu arada hazırlamayı işyerinde yapıyordum, evde de bilgisayarda yazma işini yapıyordum.  Patron bulmaca hazırladığımı yıllar sonra öğrendiği zaman, “Öğle yemeğini kendin karşılayabilirsin, ne de olsa burada iş yapıyorsun” demişti. İş içinde iş yapmak birçok kişiye etik gelmeyebilir ama ben işimi hiçbir zaman aksatmadım, işyerinde bulmaca çözeceğime bulmaca hazırladım.
Düzenli olarak bulmaca verdiğim bir yayın var. Arada da bazı dergilere değişik bulmacalar hazırlıyorum. Ama dergilere yapılanları genelde ajanslar yaptırıyor. Onlardan da parasını almak sıkıntı oluyor. Üç yıl önce yapıp hala parasını alamadığım bulmacalar var. Üniversitede okuyan oğlumun masraflarının büyük kısmını bulmacadan aldığım parayla karşıladık.
Bu arada öyle böyle derken, hiç inanamıyorum gerçi, sonunda emekli oldum. Emekli olduktan sonra resim yapmaya başladım. Bir resim kursuna yazıldım. Okul yıllarından beri elime kalem, kâğıt, fırça almamıştım. Ne büyük eksiklikmiş, hayatımda bir geç kalmışlık duygusu var. Keşke şartlar uygun olsaydı, fırsat bulabilseydim de daha önce resim yapmaya başlasaydım. Bir şeyler üretebilmek, ürettiklerinin beğenilmesi sanatın herhangi bir dalıyla uğraşmak çok güzel gerçekten. Evimin, yakınlarımın evlerinin duvarlarını benim resimlerim süslüyor ne kadar güzel…
Geçenlerde erbane hocası bir arkadaşım sende ritm duygusu var, erbane öğretelim sana dedi. Nasıl mutlu oldum. Öğrenmenin yaşı yok. Ben 51 yaşındayım, ama hala yeni bir şeyler öğrenmeye heves var içimde.
Bulmacaya gelince önceleri çok zevkliydi hazırlamak, on beş yıldan sonra rutine bağlandı biraz. Yine de arada atraksiyonlar yapıyorum hazırlarken. Gezi Direnişi zamanında bulmacanın içine “Her yer Taksim her yer direniş” sloganını yerleştirmiştim mesela. Bulmacayı tamamen çözünce görülüyordu. Fark eden oldu mu bilmiyorum, ama benim için güzel olmuştu.
Normalde on gün sürüyor bulmaca hazırlamak, bazen zaman yetmiyor, zorlanıyorum. Ama yapabildiğim kadar yapmak istiyorum bu işi. Gözlerim gördükçe, aklım, beynim çalıştıkça ve bir bilgisayarım oldukça…
Tülay KOZAN / Sultangazi-İSTANBUL

www.evrensel.net