'Deliller karartılıyor'

Yargısız İnfaz davası olarak kamuoyuna yansıyan Şiar Perinçek'in polisler tarafından öldürülmesinin görüldüğü dava, müdahil avukatların 'delillerin karartılmasına yönelik çalışmalar'a dikkat çekmelerine rağmen 8 Şubat 2005 tarihine ertelendi.

Yol ortasında polisler tarafından, yakın mesafeden ateş edilerek öldürülen Şiyar Perinçek davasında müdahil avukatlar, delillerin karartılmasına yönelik yapılan girişimlere dikkat çektiler. 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Hakim Eyüp Karataş başkanlığında toplanan duruşmaya Diyarbakır ve Adana Barosu'ndan müdahil ve sanık avukatlarının yanı sıra Şiyar Perinçek'in babası ve İHD Doğu Güneydoğu Bölge Temsilcisi Mehdi Perinçek, İHD Adana Şubesi yöneticileri, İsveç Sınır Tanımayan Avukatlar Grubu'ndan Asa Malmros ve Ove Behrans ile İngiltere/Londra Barosu'ndan görevli bir avukat katıldı. Duruşmaya Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli, sanık emniyet amiri Davut Özateş, Başkomiser Mesut Gürken ve komiser Erhan Çiloğlu ise gelmediler. Adana Adli Tıp Kurumu Başkanı Necmi Çekin, delillerin karartılmasına yönelik yapılan girişimlerden birisi olarak gösterilen Perinçek'e ait elbiselerin, Perinçek Adli Tıp Kurumu'na getirildiği sırada üzerinde bulunmadığını belirtti. Adana Devlet Hastanesi cerrahı Mehmet Kobaner ise Perinçek hastaneye getirildiğinde polislerin de sık sık maktülün yanına gelerek kontrollerde bulunduklarını kaydetti. Tanık Dr. Kobaner'in, ölümcül bir kurşun yarası ile hastaneye kaldırılan Perinçek'in hastanede 'yoğun bakım ünitesine alınamadığını, diğer hastanelerin de doluluk gerekçesi ile Perinçek'i kabul etmedikleri' şeklindeki açıklaması dikkat çekti. Hastane polisi Kadir Kara'nın Şiyar Perinçek'e ait elbiseleri teslim ettiğini söylediği ve teslim tutanağında imzası bulunan tanık Tamer Soyadlı isimli polis de duruşmada tanık olarak dinlendi. Soyadlı, Kadir Kara'nın ifadesine rağmen elbiseleri kendisinin almadığını iddia etti. Müdahil avukatlarından Mustafa Cinkılıç, olay sonrasında maktül Perinçek'in elbiselerini bir TEM görevlisine teslim ettiğini belirten polis memuru Kadir Kara'nın duruşmaya katılmamasının, delillerin karartılmasına kanıt olarak gösterdi. Cinkılıç, olay günü operasyonda yer alan sanık ve tanık polislerin gerçekleşen "kasten adam öldürme ve işkence suçlarını gizleme, delilleri karartma ve adaleti yanıltma" amacıyla planlı ve yoğun bir çaba gösterildiğini, mahkemenin bu hususa dikkat etmesini istedi.


SİLAH TEM'İN SİLAHI MI? Müdahil avukatların duruşmaya sunduğu delillerin karartılması hakkındaki beyanlarında, 'Perinçek'in ölümüne neden olan yaralanmanın gerçekleştiği yerde polis memuru Davut Özateş'in tabancasından çıkan kovan ve çekirdeğin bulunmamış veya aranmamış olmasının maksatlı ve kasıtlı olduğu' belirtildi. Beyannamede, olay yeri inceleme ekipleri olay mahaline ulaşmadan, polis memurlarının olayın aydınlanmasını sağlayabilecek pek çok delili usulüne uygun olmayan bir şekilde toplayıp zaptettikleri bildirilerek, polislerin iddia ettiği gibi bir çatışmanın yaşanmadığını ve olayda Perinçek'in silahının bulunmadığı kanaatine yer verildi. Perinçek'in olduğu iddia edilen silahın, ekspertiz raporundan, aynı silahın18 Mart 2004 tarihinde Şakirpaşa Caddesi'nde Terörle Mücadele Şubesi polislerinin müdahale ettiği ve Cemil Aktaş isimli çocuğun başından yaralandığı olayda da kullanıldığına dikkat çekilen beyannamede, "Bu sebeple, bu silahın TEM şube polisleri tarafından yasadışı bir şekilde bulundurulduğu ve yine TEM Şube polislerinin yasadışı eylem ve operasyonlarında yargısız infaz aracı olarak kullanıldığı kanaati oluşmuştur" denildi.

www.evrensel.net