07 Eylül 2011 08:52

Enver Ercan’a mektup

Sevgili Enver Ercan,Suskun bir toplum olduk bir bakıma. Ya da toplumumuzun bir bölümü kendi yaşamına göre değil belli uyarılarla hareketleniyor. Bu yüzden bir dizeni sık sık anımsıyorum :  “Susmak da incitir sözcükleri”. Ama farkında mısın, nicedir yeni şiir yayınlamıyorsun. Zaten sık sık şiir yayımlayanlardan değildin.

Enver Ercan’a mektup
Paylaş
Sennur Sezer

Suskun bir toplum olduk bir bakıma. Ya da toplumumuzun bir bölümü kendi yaşamına göre değil belli uyarılarla hareketleniyor. Bu yüzden bir dizeni sık sık anımsıyorum :  “Susmak da incitir sözcükleri”. Ama farkında mısın, nicedir yeni şiir yayınlamıyorsun. Zaten sık sık şiir yayımlayanlardan değildin. Dergicilik, yayıncılık galiba iyice bağladı elini kolunu. (Yazmıyorsun sözü kime seslenirse seslensin yanlıştır. Her şair sabahlarına aklında bir dizenin ilk sözcüğüyle başlar, gecenin başında dağıtır şiiri. Nâzım Hikmet’in böyle yarı kör bir kahramanı vardır hani, dantelinde beyaz bir güle başlayıp uyuklarken “dağıtırdı gülünü” işte tam da öyle…)
Şu günlerde senin şiirlerini özlemem sesindeki o hınzır alaya ihtiyacımız oluşundan. Mizah yalnız baskı düzenleriyle değil zor koşullarla da başa çıkmanın yoludur... Elbet en zor yollardan biridir.
Okumamakta neredeyse ısrarcı bir toplumun bir kesiminin depremde yaşayacakları en büyük felaketin kitapların altında kalmak olduğunu söylüyor. Onun evindeki kitaplardır bunlar. Yıkıntılardan kurtarılmayı  beklerken bu kitapları okumak zorunda kalacaktır o apartman halkı.  
Sevgili Enver,
Sen aşk şiirlerinde de bu hınzır biraz şakacı biraz alaycı sesi kullandın sık sık. Tutkun bir duyguyu da, kırılmışlığını da bu sesin siperine aldın.  Bu topraklarda “erkek olmak” demek  “aldırmaz-incinmez- etkilenmez” demektir diye ezberletilir. Oysa sevdiğine ulaşamayınca tutuşup yananlar da canına kıyanlar da bu topraklardadır.  Hınzır bir gülücük korur belki ortamalı yargılardan seni: “bir yüzük verdi bana/hoşçakal sözcüğünden/yakarken ardındaki bütün harfleri”.
Toplumumuzda kadındır sakınacak olan toplumun ve dar çevrelerin yargılarından. Sense eve gelen sevgiline, komşuları hatırlatansın “akşam kendini karartırken geliyorsun/komşular kimbilir ne diyor/günü soyunup beni giyiniyorsun/parmakların ışıkları dinlendiriyor”.
Sevilmek şımartıyor seni, terk edilince dilsiz kalıyorsun:
“Eylülle yaralı bir akşam üstü/tükürüp kurtuldu/beni/hangi harfi denesem/dilim acıdı/avucumda sözcük ölüleri”. Belki de bir şairin başına gelecek en büyük cezayı yaşıyorsun: “bense günlerdir / yerini yadırgayan bir sözcük gibi”.   
Senin kırgınlığının altında yaşamı eşitçe paylaşmamanın acısı da vardır: “bu sabah resmini kaldırdım raftan/günlerdir kaçırıyordu benden gözlerin/dargın beyaz/takvimlerden önce biten yaz/yalnızca/mutluluğa varsın/ ha”.
Yalnızca mutluluğu paylaşmak… Toplumumuzun bir kesimi dayanışmanın anlamını yitirdi. Sen kendini de alaya alabilirsin. Toplumun gözüyle bakarak elbet:
“tuhaf bir adamsın vesselam/canını sıkan bir sokağı/boyuyorsun da kırmızıya/bir yaprak düşse dalından/altında kalıyorsun ”.
Şair olmak biraz da gül değse incinir olmak. Hadi senin kendi kendine verdiğin öğüde uyalım bugünlük: “pırıl pırıl günü tak yakana/yeni bir hayatın önsözü gibi/kentin kalabalığına karışıp yürü/kimse korkmasın bakışlarından /üstün başın boydan boya gökyüzü/çocukların ellerine bulaşsın dursun//nasıl olsa/hâlâ güzel masallara inanıyorsun”
 Sevgili Enver Ercan,
“Hâlâ güzel masallara inanmak”, dayanışmaya, güzel günlere, barışa, eşitliğe inanmak demek bence. Sevgililerin yaşamın bütününü göze alacaklarını bilmek, yaşlılıkta, hastalıkta da yoksullukta da terk edilmeyeceğini bilmek, yeni bir dünya değil mi.  Yeni bir hayata başlamak, hangimizin özlemi değil ki…  
Yeni şiirlerinin yayınlanmasını özlüyoruz…

Reklam
ÖNCEKİ HABER

Küçük İskender sözünü sakınmayacak

SONRAKİ HABER

SES: Şiddete karşı 17 Nisan'da iş bırakıyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa