Sözcüklerin peşinde 17 yıl

Köy köy gezerek geçen 17 yıl; Kürt coğrafyasında, savaşla kol kola, insanlarla iç içe... Hikâyenin kahramanı Dıldar Şeko; başlangıcı ise bir sevda, bir dil sevdası.

Sözcüklerin peşinde 17 yılRojda İldan Dıldar Şeko, 17 yıl Kürt coğrafyasında, gezgin gibi dolaştı. Peşinde koştuğu, kelimelerdi. Savaşla kol kola dolaştığı yollarda, Kürt, Arap ve Fars edebiyatının yapı taşlarını buldu. Gittiği yerlerde duyduğu her sözcüğün peşini izci gibi takip etti. Buldukları şaşırtıcıydı. Daha önce birçok kelimeyi Kürtçe'ye dışarıdan gelen kelimeler sandığını belirten Şeko, araştırmalarının sonucunda edindiği bilgilerin kendini hayrete düşürdüğü gibi, rahatlattığını da ifade ediyor.Dıldar Şeko, 1953 yılında Mardin'in şimdiki adı Elmabahçe olan Tizyan köyünde doğdu. Öğrenimine köydeki medresede başladı; dini öğrenim gördü. "Bizim köyün imamları büyük alimdi. Çevre köylerden de öğrenciler bizim köydeki medreseye gelirdi" diyen Şeko, ortaokulu Mardin Midyat'ta okuduktan sonra, dini öğrenimine Suriye'de devam etti.Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Farsça bilen Şeko, "Benim Kürtçe sevdam, Suriye'de başladı, yani okurken" diyor. Şeko hala devam eden sevdasına tutulduğunda yaşı, 17'ydi. Ve o, 17 yıl dağ bayır, taş toprak gezdi. "Kürt coğrafyasının hemen hemen dörtte üçünü dolaştım, özellikle de Suriye'de çok dolaştım" diyen Şeko 17 yıl neyin peşinde koştu peki? Sorunun cevabı tek kelime; "Kelimelerin". Nedenini şöyle anlatıyor: "İçim rahat etmiyordu. Bir köyde duyduğum kelimeyi, başka bölgelerde de kullanır, takip ederdim. O kelime başka bölgelerde ne şekilde kullanılıyor, fonetik, diksiyon olarak bunlara bakardım. 17 sene özellikle kelimeler üzerinde durdum, toparladım, bir de etimolojik araştırmalarda bulundum."Şeko'nun 17 yıllık yolculuğu, zevkli, öğretici, kolay ve bir o kadar da tehlikeliydi. Şeko, çalışmaları sırasında kimseden maddi destek almadı. Ama bu, onun için sorun da olmadı. "10 yıldan fazla bir süre parayı görmedim. Öyle ki parayı unutmuştum. Çünkü istediğim yere gidip yemek yiyebiliyordum. Kürt coğrafyası zengin bir coğrafya. İstediğim tarladan elma, domates, salatalık, kayısı alabiliyordum. Bütün evler misafirlere açıktı. Hele hele benim gibi onların diliyle konuşan, kendini çabuk tanıtabilen bir misafire hayli hayli açıktı" diyen Şeko, bunları anlatırken gülümsüyor. Ama gülümsemeden anlattığı anıları da var Şeko'nun: "Kürt coğrafyası tehlikelidir. Bir uçak çıkıyor napalm bombaları atıyor, yürüyorsunuz, bir bakıyorsunuz top atışları başlamış. Birçok kez çatışma sahalarının içinde buldum kendimi. Öyle ki, yerli halk, kadınlar-çocuklar benden yardım bekliyordu. Sırtımda çantam var, defterim kalemim var; o yetmiyormuş gibi bir de çocukları boynuma alıyordum. Sonra dağa tırmanıyorduk, kaç babam kaç..."

Şaşırtıcı sonuçlar Şeko, kelimenin peşinde çok şeyler öğrendi, öğrendiklerinden kimileri hayret vericiydi: "Daha önce birçok kelimeyi Kürtçeye dışarıdan gelen kelimeler olarak biliyordum. Mesela askerlikte kullanılar, piyade, süvari, çarpraz tutuş. Pi Kürtçe'de ayaktır, piyade yani yaya. Suvar at demek, süvari atlı. Çep soldur, rest sağdır. Yani çapraz tutuş. Bunların kökenleri Kürtçe. Ama birçok Kürtçe kelimeyi öyle çirkin hale dönüştürmüşler ki... Avrat mesela. Avrat kelimesinin kökü afrettir. Afret; güzel, cesur, girişken, bilinçli kadına denir. Mesela yedi günün ismi yok Türkçe'de. Cuma Arapça. Bir tek ertesi vardır. Pazar-ertesi var. O da pazar, Türkçe değil". Kelime araştırmasının kendisini psikolojik olarak da rahatlattığını ifade eden Şeko, yüzlerce kelimenin anlamının bilinmeden kullanıldığı günümüzde rahatlığının sebebini şöyle ifade ediyor: "Kullandığım kelimenin anlamını biliyorum."Kelimelerin yanı sıra Kürt edebiyatı üzerine de araştırmalar yapan Şeko'nun araştırmaları şimdiye kadar hep kişisel düzeyde kalmış. "Bir kişinin yaptığı şey ne kadar yeterli olabilir ki?" diye bizlere soran Şeko, dil meselesinin güçlü bir mekanizma tarafından desteklenmesi gereken ekip işi olduğunu söylüyor. Şeko, şimdiye kadar iki kitabını bastırabilmiş. Biri, Ahmet Arif'in şiirlerini Kürtçe'ye çevirdiği kitap. Bu kitap, 1990 yılında Şam'da basılmış. Yunanlı genç şair Adonis Budiris'in "Bir Kürt ile konuşmak" adlı şiir kitabını da Kürtçe'ye çevirmiş Şeko, fakat kimse Kürtçe'sini basmamış. Bunun üzerine, şiirleri bir arkadaşıyla Arapça'ya çevirmiş ve kitabı Arapça yayınlamışlar.

Zenginleştirmek için"Kürt arşivi bomboş, her konuda" diyen Şeko, Kürt arşivine birşeyler katmak amacında olduğunu ifade ederek, "Filmlerin Kürtçeleştirilmesini istiyorum. Çünkü Kürt arşivi çok geri kalmıştır, bomboştur, ne belgesel film, ne tiyatro eseri, ne de doğru düzgün bir sinema filmi vardır. Bu konularda çalışmak istiyorum" diyor. Yaşar Kemal'in, "Yılanı Öldürseler" isimli kitabını Kürtçe'ye çevirdiğini belirten Şeko, olanaksızlıklar nedeniyle kitabın baskısını gerçekleştiremediğini ifade ediyor. Şeko'nun önümüzdeki dönem hedefi ise, bir dershane açmak ve 17 yıl kelimelerinin peşinde dolaştığı Kürt dilinin güzelliklerini gençlere aktarmak.
www.evrensel.net