Yaşamımız için elele!

Yaşamımız için elele!

Türkiye Gençliğinin Özgürlük Buluşması tüm hızıyla devam ediyor.  Gençlik Kampında gün boyunca denize giren, konserlerde eğlenen, panelleri takip eden gençler ilgi alanlarına giren atölye çalışmalarına da katılıyorlar. Kampın ana temalarından biri olan “Doğaya Özgürlük” sloganı, yaşa

Yusuf Naci Emek / Barış Taşkıran

Ekoloji Atölyesi’nin önceki gün düzenlediği söyleşide çevre sorunları masaya yatırıldı. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Genel Başkanı Cengiz Göltaş, Karadeniz İsyandadır Platformu adına Hatice Hacısalihoğlu, Munzur Koruma Kurulu adına Hasan Şen ve Aydın Çine’ye bağlı İbrahimkavağı ve Kavşit’te RES’e (Rüzgâr Enerjisi Santrali) karşı mücadele eden köylüler de katıldı. Kamptaki herkesten destek istediklerini belirten köylüler, daha güçlü ve yüksek bir sesle mücadele çağrısı yaptı.

Oturumun ilk ayağında ülkemizde gerçekleşen HES (Hidroelektrik Santrali) projeleriyle ilgili Karadeniz ve Munzur’dan gelen çevre aktivistleri ve temsilcileri söz alarak mücadelelerini aktardılar. Açılış konuşmasını yapan Ekoloji Atölyesi sorumlusu gazetemiz muhabiri  Özer Akdemir, çevre mücadelelerinin yerellerden çıkamadığı için sönük kaldığına dikkat çekerek “Bu durumun değişmesi için mücadeleyi ortaklaştırmalıyız” diye konuştu.

HES EZBERİ KARADENİZ’DE BOZULDU

“Biz EMO olarak yıllardır HES’leri alternatif olarak ele alıyorduk. Son yıllarda yükselen halk hareketiyle birlikte biz de bu HES’leri yerinde görmek gerekir diyerek Karadeniz’e gittik. Projelendirilmiş ama inşaata başlanmamış doğal vadiler, yapım aşamasındaki HES’ler ve yapımı tamamlanmış olan barajları inceledik. Oraya gittiğimizde ezberimiz bozuldu” diye konuşan EMO Genel Başkanı Cengiz Göltaş “Türkiye’de yapılmak istenen 2 bine yakın HES, enerji ihtiyacından değil, siyasi bir politikanın ürünüdür. Suyun ticarileştirilmek istenmesidir” dedi. Göltaş, kapitalizmin insan ve doğa yaşamını sürüklediği felaketlere dur deme vaktinin geldiğini söyledi.

Hatice Hacısalihoğlu, Karadeniz’de yaşayan halkın ilk etapta HES’in ne olduğunu bilmediğini, zamanla öğrendiklerini ifade etti. Karadeniz halkının önlerine gelecek şeylerden korktuğunun altını çizen Hacısalihoğlu “Fakat ne olursa olsun mücadele edeceğiz” dedi. Hacısalihoğlu ayrıca Karadenizliler olarak Munzur’a gittiklerini ve birlikte mücadele edeceklerini belirtti.

DAĞDAN GELİP BAĞDAKİNİ KOVUYORLAR

Aydın’ın İbrahimkavak Köyü’nden Ahmet Uslu, RES’e karşı olmadıklarını ama santralin yapılmak istendiği alanda evler, meralar, ağaçlar olduğu için karşı çıktıklarını belirtti. “RES’in olduğu yerde su kaynağı var” diyen Uslu, “Evin üzerine rüzgâr direği dikiyorlar. Şehirden gelip bizi kovuyorlar” dedi.

Aydın’ın Kavşit Köyünden Mehmet Çoban da RES’e karşı mücadele ederken askerlerin orantısız güç kullandığını, konuşmaya bile izin verilmediğini, dahası geri giderlerken arkalarından silah doğrultulduğunu vurguladı. İbrahimkavak ve Kavşit’in karşı karşıya getirilmek istenildiğini söyleyen Çoban, “İşçileri bizim köyden aldılar, karşımıza da İbrahimkavak Köyünü koydular. İki köyü karşı karşıya getirmek için, bizim köyden aldıkları işçilere 3’er bin lira maaş vereceklerini söylediler” dedi. İbrahimkavak köyünde yaşayanlardan Nursel Emeksiz de büyük sıkıntılar yaşadıklarını hayvanlarının ve meralarının zarar gördüğünü dile getirdi. (Selçuk/EVRENSEL)


BİZİM OLAN İÇİN MÜCADELE ETMELİYİZ

Devrim Uslu: Daha önceden de Madran Dağının İbrahimkavağı köyünde de RES’e karşı mücadeleye katılmıştım. Rüzgârlardan faydalanarak elektrik üreteceğiz ve size de iş vereceğiz diyerek Madran Dağı’nın yaklaşık yarısını almayı ve bizden soyutlamayı düşünüyorlardı. Ama yapılan mücadeleler sonucu köylüler ve biz orayı vermedik. Hala almaya çalışıyorlar. Ama orda o köylüler varken, yani bir direniş olduğu sürece alamayacaklar. Yapmamız gereken çok açık direnmek ve bizim olan şeyler için mücadele etmek.

Çağdaş Çavuşoğlu: Meselenin aslı suyun ticarileştirilmesi, enerji bahane. Fındıklı açısından da böyle. Orada mücadele duygusal, yaşam alanları yok ediliyor. Dere olmasa bile mücadele ediyorlar. Zaman ilerledikçe şiddetin, baskının artması; çevik ve jandarmanın gelmesi davayı duygusallıktan çıkarıyor. Örgütlülük konusunda da yani insanlar birlikte mücadele verdiğinde, birlikteliği sağladığında mesele asıl konuya giriyor, amaç anlaşılıyor. Yüzde 2–3 enerji üretiliyor bu santrallerde, bu da zenginleri daha zengin yapmak için.

www.evrensel.net