07.01.2000 04:00

Bayrak ve Taşanlar'ın

   peşini bırakmayacağız

Bayrak ve Taşanlar'ın
    peşini bırakmayacağız
Metin Göktepe Davasını İzleme Komisyonu'ndan Avukat Kamil Tekin Sürek, Metin Göktepe davasında örgütlülüğün ve örgütlülükten kaynaklanan sürekliliğin, ısrarcılığın rolünün önemli olduğunu kaydetti. Göktepe davasında adalet sisteminin kötü sınav verdiğini belirten Sürek, cinayetleri çözecek siyasi iradenin emekçilerin iktidarı ile mümkün olacağını ifade etti. Sürek, dava sürecine ilişkin sorularımızı yanıtladı.
Metin Göktepe cinayetiyle, Türkiye basın tarihinde ilk kez öldürülen bir gazetecinin katillerinin ceza almaları sağlandı. Bunun başarılmasını sağlayan etmenler nelerdir?
Metin Göktepe cinayeti davasında altı polise yeterli olmasa da ceza verilmesnin nedeni halkın davaya sahip çıkmasıdır. Göktepe ailesi, Metin'in gazeteci arkadaşları ve diğer basın emekçileri, sendikacılar, kitle örgütleri, geniş emekçi kitleleri ve tabii Metin'in yoldaşları davaya sahip çıktılar. Sahip çıkma, davayı uzaktan izleme şeklinde değil, örgütlü olarak davayı takip etme şeklindeydi. Örgütlülüğün yolu bu davada görüldü. Yoksa, birçok faili meçhul cinayeti ya da gazeteci cinayeti de halk tarafından ya da belirli kesimler tarafından takip ediliyor. Göktepe davasında örgütlülüğün ve örgütlülükten kaynaklanan sürekliliğin, ısrarcılığın rolü önemlidir.
Metin Göktepe'nin avukatı olarak bu davada adalet sisteminin nasıl bir sınav verdiğini düşünüyorsunuz?
Metin Göktepe davasında da, başka cinayetlerde de "yargısız infaz, işkence, vb." devlet, memurunu yargılamak istemiyor. Bunun binlerce örneği var. Demirel bu durumu "Polisin elieni soğutmayalım." gibi veciz bir sözle açıklamıştı. Bu nedenle sistem adeta zorlanarak harekete geçirildi. Göktepe davasında adalet sistemi kötü sınav verdi. Ama bu adalet sınavının, ilk kötü sınavı değildi. Adalet sistemi şimdiye kadar hiçbir sınavı geçemedi. Dava şehirden şehre sürüldü, çok sayıda hakim değişti. Keşfi başka hakimler yaptı, sanık ifadelerini başka hakimler aldı, tanıkları başka hakimler dinledi, kararı başka hakimler verdi. Senelerce sarnık polisler duruşmaya çıkarılamadı. Sonunda sanıkların duruşmaya çıkarılması hükümet sorunu haline geldi. Dava dört yıldır sürüyor. Hâlâ Yargıtay aşamasında. Belki bir süre daha sürecek.
Metin Göktepe'nin öldürülmesiyle sonuçlanan toplu gözaltı olayının emrini veren dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar ile bu kararı uygulayan yardımcısı Kemal Bayrak hâlâ cezalandırılmış değil. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Orhan Taşanlar ve Kemal Bayrak hakkında ilk başta (idari soruşturma aşamasında) yargılamaya gerek yok kararı verildi. Ama biz onların peşini bırakmadık. Yeni birtakım gelişmeler ortaya çıkınca haklarında yeniden suç duyurusunda bulunduk. Yeniden yapılan idari soruşturmalar sonunda İstanbul İl İdare Kurulu Kemal Bayrak'ın yargılanmasına karar verdi. Bayrak bu karara karşı Danıştay'a itiraz etti. Orhan Taşanlar hakkında şikâyetimiz de bürokrasinin labirentlerinde dolaşıyor. Bunların peşini elbette bırakmayacağız. Bizde, bu tür olaylarda, siyasi sorgular ve üst düzey idari sorumlular hep korunur. Fakat biz onların sorumluluklarını unutmuş değiliz.
Suç işleyen devlet memurlarının yargılanmalarını engelleyen Memurin Muhakematı Kanunu Göktepe davasında da ayakbağı olmuştu. Şimdi yapılan bir değişiklikle, suç işleyen bir memurun yargılanması amirinin iznine bağlandı. Bu yeterli mi? Bu gelişme benzer davaları nasıl etkiler?
Memurin Muhakematı Kanunu'nda esaslı bir değişiklik olmadı. Kanunun dili Osmanlıcadan Türkçeye çevrildi. Daha önce bizim hukukçulardan oluşmuyor diye eleştirdiğimiz il ve ilçe idari kurullarının yerini bir tek kişi kaymakam ve vali aldı. Yani artık bir memurun yargılanıp yargılanmayacağına il veya ilçe idari kurulu değil kaymakam veya vali karar veriyor. Tabii bu hukuktan daha da uzaklaşılması anlamına geliyor. Sonuçta, mevcut sistemin devlete karşı yurttaşlarının haklarını korumak değil de yurttaşlara karşı devlet ajanlarını korumayı seçtiğini biri kere daha gördük. Bunun adı demokrasi değil faşizmdir.
Gazeteci cinayetlerinin tüm karanlık noktaları ile birlikte açığa çıkarılması için nasıl bir hukuk sistemine ihtiyacımız var?
Gazeteci cinayetlerinin tüm karanlık noktaları ile birlikte hukuk sisteminden çok demokratik bir siyasal sisteme ihtiyacağımız var. "Kadı olan davacı" diye bir söz var. Cinayetleri kim işliyor, kim çözecek? Bunlara bakmak gerek. Susurluk olayı çok açık. Birileri katillere kırmızı pasaport vermiş. Ruhsatlı ve ruhsatsız silahlar vermiş. Cezaevlerinden kaçırmış, yurtdışına çıkarmış ve yurtdışından geri getirmiş, vs.... Onun için hukuk sistemi değil, cinayetleri çözecek siyasi bir iradeye ihtiyaç var. Bu siyasi irade de emekçilerin iktidarı ile mümkün olur. Ya da cinayetlerin birkaçının çözülmesi için bile çok büyük bir kitlesel bir baskıya ihtiyaç var. Ama halkın evlatlarını katledenler (Bu arada ecelleriyle ölmedilerse) mutlaka yargılanacak ve cazalandırılacaklardır. Halka karşı suç işleyenlerin yaptıkları yanlarına kâr kalmayacaktır. Zaman aşımı olmayacaktır.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
03.02.2026 14:23

Issız adada erkeklik krizi: Sineklerin Tanrısı yeni diziyle geri dönüyor

Adolescence dizisiyle erkeklik ve şiddet tartışmalarını alevlendiren Jack Thorne, bu kez William Golding’in Sineklerin Tanrısı romanını BBC için diziye uyarladı.

03.02.2026 15:24

Haseke Hastanesi’nde ilaç krizi: Talasemi ve diyaliz hastaları tedavi olamıyor

Kuzey ve Doğu Suriye’de Haseke Halk Hastanesi’nde ilaç stoklarının tükenmesi nedeniyle başta talasemi, kanser ve böbrek hastaları olmak üzere birçok hasta tedaviye erişemiyor.

Haseke Hastanesi’nde ilaç krizi: Talasemi ve diyaliz hastaları tedavi olamıyor
Fotoğraf: Izz Aldien Alqasem/AA

03.02.2026 18:36

Sarıyer'de karaya oturan gemide tıbbi tahliye talebinde bulunan kaptan kurtarıldı

İstanbul Sarıyer'de karaya oturan 100 metrelik Komor Adaları bayraklı 'Razouk' isimli gemi kurtarma çalışmalarını beklerken tıbbi tahliye talebinde bulunan geminin kaptanı ekipler tarafından kurtarıldı.

Sarıyer'de karaya oturan gemide tıbbi tahliye talebinde bulunan kaptan kurtarıldı

Fotoğraf: DHA

03.02.2026 17:10

Gaziantep Kuzeyşehir'de bitmeyen mağduriyetler

Gaziantep Kuzeyşehir 6. Etap’ta yaşayan bir yurttaş, sağlık hizmetlerine erişimden güvenliğe, fahiş aidatlardan ısınma sorununa kadar yıllardır çözülemeyen sorunları anlattı; yetkililere “İnsanları bu koşullara mahkum etmeyin” çağrısında bulundu.

Gaziantep Kuzeyşehir'de bitmeyen mağduriyetler

Fotoğraf: Evrensel

Kuzeyşehir'de yaşayan bir yurttaş


İçerik yükleniyor...

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!